Öldürmek neye yarar

Cemil suçludur. Fakat İstanbulspor suçluyu islâh edecek hiçbir insani teşebbüste bulunmamıştır. Cemil’e “İstanbulspor” küme düşürdü. “Lekesini çalanlar şimdi kendisinden İstanbulspor’a hizmet etmesini istemektedir. “Gönderdiğimiz 300 lirayı da almıyor, acaba nasıl geçiniyor?” şeklindeki Nirun Şahingiray merakı, bir futbolcunun kazanılmasına ve formasına koşmasına yeten bir sadaka değildir. Şimdi ortada Cemil meselesini tatlıya bağlıyacak iki yol kalmıştır. Birincisi tarafların bütün kırgınlık ve kızgınlıklarını bırakıp, bir kira masasına oturması ve Fenerbahçe’nin İstanbulspor’dan özür dileyen yeni bir teklif getirmesidir. İkinci yol ise kiraya yanaşmaması halinde Cemil’i Temmuz 1973’e kadar futbolcu olarak tutamadığı için İstanbulspor’un 1 milyon 175 bin lirayı F. Bahçe’ye derhal iade etmesi hukuk olmasa bile, bir erkeklik zorunluluğudur.
Bir dram var ortada. Bir tarafta parayı hangi şartlarla verdiğini ezberlememiş bir Fenerbahçe, öteki tarafta aldığı parayı kullanıp, vermediği malın prensipler ve ticari ahlak açısından avukatlığını yapan İstanbulspor ve ortada işlediği hata için kafasını yaklaştırıp vuracağı iki duvarı kılan Cemil var.

Türkiye bu örnekte görülmemiş bir işveren ve işçi engizisyonunun kanunla meşruluk kazanmış sıkıntısını yaşamaktadır. Kulüpler yürürlükteki mevcut futbol kanunlarının uzunluk ve tek taraflılığı bol maddelerini çalıştırarak futbolcuları bir “köle” biçimine sokmak sadizmi içindedir. Dünyanın hiçbir ülkesinde değil insanı, kendi iradesi dışında bir kütlüğü bile Ahmet Bey’in emrine 4 yıl sokan kanun yoktur. Türkiye’de profesyonel futbol mekanizması, ne kanun ve yönetmelikleri, ne de kar hadleri ile, devlet kontrolünde olmayan bir ticarethanedir. Bir kadeh rakının her damlası için ayrı vergi icad eden devlet, arsadan alınıp, birkaç yıl maaş dışında hiçbir mükellefiyetle korunmayan bir futbolcunun satışından gelen iki milyonun meteliğine dokunmaz.

Neyse., Kanunlar ışığında İstanbulspor, Fenerbahçe ve Cemil ihtilafının büyüttüğü piramidin hukuk tekniği açısından mutlak haklısı İstanbulspor’dur…

Bunu böylece belirledikten sonra, insanlar kanunlara saygılı olduğu kadar, birbirleri ile olan ilişkilerde ahlaki, sevgiyi, yumuşaklığı, kişiyi kişi yapan teknik olarak ortaya koymak zorundadır.

Ünlu bir hikayedir . İki Karadenizli, biri alacak’, biri borçla olarak hakkının huzuruna çıkmış. Hakim, borçluya sormuş: “Evladım, bak Hüseyin efendiden 50 bin lira borç alıp, henüz vermemişsin” Borçlu gayet sakin.. “Yalan…Ben, Hüseyin efendiyi tanımıyorum” deyince, alacaklı Karadenizlinin kafasının tası atmış.. “Doğru söylüyor hakim bey”… demiş… “Ben de kendisini hiç mi hiç tanımıyorum”
Sayın Nirun Şahingiray, benim kuşağımın futbolcusu idi. Olağanüstü romantik ayaklara sahipti Şahingiray… Hatta Laleli’deki kıraathanede, kaçırdığı gollerden sonra Pazartesileri takım arkadaşları hep aynı merhamete ağızlarını açarlardı:

“Nirun, ceza sahasının üstünde açan tertemiz bir papatyayı çiğnememek için 38. dakikadaki golü kaçırdı.”

Ben, Cemil olayında şahsen kanunların meşru zırhı ile donanmış bir “hukuk mafiasi” yerine, duygusal solaçık Nirun’un veya Karadeniz’li vatandaştaki geniş kişilikli Şahingiray’ın, spor kamuoyunun önüne gelmesini beklerdim…

Cemil, İstanbulspor’la olan mevcut sözleşmesine göre ağır suçlar işlemiştir. Ama hukuk en ağır suç işlemişlere bile “ıslah olma yolunu” açık tutmuştur. Cemil’in katını elinden almaya kadar yönelen baskı, ağır suç işlemişlere ıslah yolunu kanayan ve İstanbulspor camiasının kabul etmeyeceği sağduyunun dışında bir davranıştır. Kendi hayatındaki yoksunluğu namus kavgaları vererek gidermiş bir Nirun Şahingiray şimdi Wall – Street’teki patronlar duygusuzluğu içinde; “Ben Cemil’e 300 lira gönderiyorum. Onu da almıyor. Acaba nasıl yaşıyor, şeklindeki bir sorunun sahibi olmamalı idi.

Türk futbolunun umutlu bir ampulünü sırf hukuku işleterek çağ dışı, insani olmayan yollarla ölüme götürmek, onun düğmesini bir kere daha yanmamak üzere çevirmek, ne bay Şahingiray’a, ne de İstanbulspor’u yönetenlere şeref getirir.

Bugün gazete sayfalarına ağır suçlu olarak raptiyelenen Cemil’in boynuna, “İstanbulspor’u isteye isteye küme düşürdü” de başlayan, askerlikteki kasıtlı yalnızlıkta devam eden, yuvasına bir gecekondu buldozeri gibi gönderilen protesto da biten bir ağır tahrik zinciri asılmıştır. Hayri Aydıner yönetimi ile sahnelenen, Nirun Şahingiray’ın takımı ile devam eden, isnad ve baskı çeşitlerinin, Cemil’in işlediği ağır suçlara bir nebze fidelik ettiğini kabul etmek zorundayız.
Aynı futbolcuya bir gün “Beni kümeden düşürdün” öteki gün “Gel, beni birinci kümeye çıkar” diyecek kadar, bir ahlak buhranına sürüklenmiş bir camia, kendi futbol memurunu forma haini olarak ilan ederken, yönetici olarak kendi şom ağızını  ve savruk yüreğini de cezalandırmak zorundadır.

Şimdi gelelim Fenerbahçe ile İstanbulspor arasındaki yapılmış Cemil protokolunun bir – iki maddesine.

Fenerbahçe, Cemil’in Temmuz 1973’teki transferini gerçekleştirmek için İstanbulspor’a 1 milyon 175 bin lirayı bastırmıştır. İstanbulspor, futbolcusunu o süreye kadar oynatmak ve Temmuz 1973’teki alıcıya mali işler olarak teslim etmek üzere bu parayı almıştır.

Cemil, Temmuz’a kadar İstanbulspor’da oynamamak kararı almışsa, o zaman protokoldaki, “İstanbulspor’un, adı geçen futbolcu, Temmuz’a kadar faal tutma” taahhüdü bozulmuştur.

Şimdi tarafların kira için yeniden bir masaya oturması, hiç de kişilik zedeleyici bir yol değildir. Kira akdi için temel şart futbolcu rızası etrafında döndüğüne göre, Galatasaray otomatikman “Cemil ihalesi” nin dışına düşmüştür. Bu konuda medeni bir Selahattin Beyazıt’ın, medeni bir Nirun Şahingiray’a, Galatasaray — İstanbulspor maçları dışında bir güçlük çıkaracağı pek sanılmaz.

İstanbulspor’un  “Cemil’i asla kiralamayacağım” sözüne de son derece saygılıyım. Fakat bunda kararlı bir İstanbulspor  futbolcusunu Temmuz 1973″e kadar hazır tutamayacağına göre, bu parayı iade etmelidir.

Çünkü prensiplerini herşeyin üstünde tuttuğunu her fırsatta gösteren, namusu ve kişiliğine düşürülmek istenen bütün gölge unsurlarını kesen bir Nirun Şahingiray, herhalde Fenerbahçe’nin parası ile daha fazla İstanbulspor Kulübünün yönetmenin ayıbını yüzünde taşımaz

İSLAM ÇUPİ
(07 Kasım 1972, Genel)

No Comments

Leave a Comment.