Başkanı yok kulüp

Wood, 39 yıldır Arsenal’in kulüp başkanlığını yapıyor. Wood’u bu süre içinde gören futbolcu sayısı tek elin parmaklarını bile aşmıyor.

Wood gazete sayfalarına tek bir gün, “Arsenal’in asfaltı açık.. O asfaltı iyi bir libero ile kapatamazsak, Arsenal’in hali dumandır” cümleleri ile teşrif etmedi.

Enayi..

Oysa takım kaptanına bir sahte Dupont çakmak hediye et, paat resim..

Temmuz’da transfer ettiğin futbolcularının yazmayan kalemi yanına çöreklen, çaat fotoğraf.

Sezon açılışında eline mikrofonu al, “Türkiye’de sizden büyüğü yok. Sizden bu yıl Beyazıt Kulesini kıskandıracak bir futbol bekliyorum” de yüzünde flaşlar Alain Delon’u çatlatacak kalabalıkta patlasın..

Olmadı, yönetim kurulu arkadaşlarının şantiyelerini dolaş, ışıkları aç kapa teknik direktör ara yine arkanda tavuk tiryakisi tilki gibi yığınla foto muhabiri, resimlere boğul…

***

Geride kalan hafta sonunda Türkiye’nin en  önemli meselesi TERCÜMAN haberciliği ile Galatasaray bağımsızlığının koçlar gibi biribirlerine toslaması idi..

“Gazete, haberi gazete istediği zaman değil, ancak biz istediğimiz zaman yazar” gibi şimdiye kadar duyulmamış bir basın ahlak yasası maddesini (!) bize hatırlatan Sarı-Kırmızılı yöneticiler TERCÜMAN ‘in bu davranışını, “iç işlere müdahale ve Galatasaray bağımsızlığına gölge düşüren bir uzanış” olarak görüp, CIA ajanı (!) olduğu tesbit edilen Metin Türel’i teknik direktör olarak kapıdan içeri sokmamışlardır.

Şimdi lisesini papaz kültürünün dehliz edebiyatından kurtaramayan Galatasaray, liseden olmayan bir başkanla mutlak bir bağımsızlık savaşı vermektedir. Kendilerini kutlarız.

***

Necmi Tanyolaç 15 gün önce Londra’da idi.. Ayaklarına kara su, beline lumbago ağrıları inmiş de, bir türlü Wood’la görüşememiş..

Kendisi yok… Küçüğü büyüğü, fotoğrafı yok.. Posteri, o da yok..

Sonunda eline bir tekstil almanağı tutuşturmuşlar..

Wood orda var, pul gibi.. Çünkü Wood, İngiltere’nin ve dünyanın sayılı tekstil milyarderlerinden biri..

İngiltere’de herkes, nerde oturulması gerekiyorsa, orda oturuyor..

Oxford Street’te görevli bir temizlik işçisinin Buckingham Sarayında örümcek ağı temizlemesi, bir loto satıcısının Londra borsasında dünya fiatları üstüne ahkam kesmesi nasıl mümkün değilse, bir tekstil imparatorunun gelip futbol topunun üstünde laf örmesi de mümkün değildir.

Türkiye’de ise herkes manavda yanyana bile gelemeyen, fakat turşu kavanozunda birbiriyle öpüşen sebzelere benzer bir kargaşada kimin nerde oturduğu, ne söylediği belli değil.

Yani şu sıralar bir bay başkan çıkıp da söylese ki.. .”Bu yıl Türkiye Birinci Ligi bol gollü geçecek.. ”

Arkasından, “Oooh!… Ayakkabı fiatları düşecek” diye sokaklara dökülüp milletçe, göbek atacağız.

İSLAM ÇUPİ
(30 Eylül 1979, Tercüman)

No Comments

Leave a Comment.