Oynayan Nurettin, Oynamayan Yaşar


20.12.1981'de Fenerbahçe'nin Diyarbakırspor'u 2-1 yendiği maçın yazısıdır.


İkinci Dünya Savaşı’nda işgal altındaki Paris’in tüm moral bozukluğunu Edith Piaf’ın chanson’ları yıkayıp durmuştu…

41 yıl sonra Ali Sami Yen’de ikinci devrenin hemen başında Fenerbahçe’nin, Diyarbakır’a karşı uğradığı “1-1″lik işgalde, firavun mezarı haline gelen Sarı-Lacivertli tribünleri eski keyfine sokan, Güngör’ün olağanüstü güzellik ve cesaretteki kafası idi…

Edith Piaf ufak boyu, bir soru işareti haline gelmiş kambur vücudu ile seks değil, bir ses ilahesi idi. Güngör de basit tekniği, oyuna kafası yerine soktuğu adelesi ile futbolun virtüözü değil, sonuç için sonuna kadar yırtınan bir amelesi idi…

41 yıl sonra Edith Piaf zerafeti ile, Güngör’ün sonuç kovalarken gösterdiği balyoz harekatı arasında birbirlerinin koluna giren kahramanlık, bir tek fiilde düğümlenmişti. Kurtarmak…

41 yıl önce Edith Piaf Paris’i, 41 yıl sonra Güngör Fenerbahçe’yi kurtarmıştı.

Dün bir kesilen bir veriştiren yağmur altında 35 bin Fenerbahçeli, Diyarbakır’ın golle iyice ıslanacağını sanarken, sonunda kendileri sucuk oldular…

Çünkü Fenerbahçe’de yağmurdan kaçarken basit futboldan kaçıp bir dripling küpünde boğulan orta saha ve ileri uç futbolcuları vardı…

Örneğin Osman, örneğin Zafer, İsa ve Selçuk gibi…

Osman her futbola oturmayan çalım ve şut teşebbüsünden sonra elini beline koyup sahaya sümkürdü. Bu hareketi ile acaba dün orta saha oyuncusu olarak kendine olan nefretini mi anlatıyordu; yoksa çok bozulmuş, bozulmuşluktan ötede bir mezbelelik haline gelmiş Ali Sami’nin zeminine hürmetlerini mi sunuyordu ? ..

***

Diyarbakır, İstanbul’a bir beraberlik şemsiyesi açarak gelmişti…

Bu beraberlik şemsiyesi, zaman zaman Fenerbahçe’nin galibiyet görmesini engelledi. Fakat şemsiyenin defans tellerinin devamlı penslerle yoklanması sonucu, iki kerpeten Bahtiyar ve Güngör bu beraberlik şemsiyesinin omurgasını kopardılar ve şemsiye, şemsiye olmaktan çıkıverdi…

***

Fenerbahçe’nin yediği beraberlik golünde genç Nurettin’in aile boyu hatası vardı…

Nurettin’in iyi kaleci olması için önünde uzun yılları var. Ama 35 milyona Fenerbahçe’ye mal olmuş bir Yaşar’ın iyi kaleci olabilmesi için önünde uygun yılları yok…

Hafta içinde mevsim başından beri devam eden talihsizlikleri yenmek için kurban kesen Yaşar’ın iki gün sonra Rausch tarafından başının kesilmesi , hiç de futbolda alkış tutulacak bir davranış değil…

Fenerbahçe’ye 35 milyona mal olmuş Yaşar, iyi kaleci olmayabilir. İyi kaleci olmayan Yaşar, o zaman iyi kaleci imiş gibi Fenerbahçe’ye 35 milyona neden transfer edilir ?

35 milyonu bastırıp Yaşar’ı Fenerbahçe’ye transfer eden transfer komitesi; hem parayı hem kendilerini hem de Yaşar’ın kaleciliğini kurtarmak zorundadır…

Çünkü Fenerbahçe yönetimindeki ekonomistler 35 milyona yedek mankenliği yapan bir kaleci transfer ettik diye övünüyorlarsa – pardon dövünüyorlarsa – o zaman o ekonomistlerin topunun önüne, birer bakkal veresiye defteri koymak gerekirdi…

İSLAM ÇUPİ
(21 Aralık 1981, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.