Ligin en büyük şarkısı

Ligde bakanın yüreğini anlına yapıştıracak bir yarışın son desimetrelerine geldik.

Beşiktaş 41. Trabzon 40… Bu rakamlar iki takımın plaka numaraları değil, şimdiye kadar ligde topladıkları puanların sayısı.

Bunu Emirgan’ın üstünden Boğaz’ı, oto-stop seyreden yazcılar “görülmemiş lig” diyorlar…

Görülmemiş ligi görmek istemeyenler, bu günlerde Sarayburnu’nda istavrit tutan adamı izleyebilirler.

Ya da daha müsekkin olur ümidi ile bir sinema afişinden Emanuela’nın gökkuşağı gibi her rengini seyredebilirler…Olmadı, bir ceviz ağacının tepesinden sevdiğiniz bir evin herhangi bir katını dikizleyebilirsiniz.

* * *

Bu görülmemiş ligde, Beşiktaş 15 yıldır şampiyonluk görmedi.

15 yıldır İstanbul’da doğan erkek çocuklar, Beşiktaş şampiyon olmadıkça inadına Beşiktaşlı oldular.

Bunun yorumu herhalde modern psikolojide, ayrı dosyalar dolusu bir kafa patlatmadır.

Çocukluğumun içine sıkışmış uzunca bir öteden bir örnek vereyim:

1938’da hem ilkokula, hem de futbol seyretmeye başlamışım. Topkapı’dan Aksaray’a kadar sanki uzun yeşil bir bahçenin içinde yürür, sonra Ortaköy- Aksaray üçlü tramvayın dağ öbek basamaklarında vücudumuzu pöfürdeterek Şeref Stadının saraysı dekorunda, takımların havuz kenarındaki şilep merdivenlerine benzer basamaklarından sahaya gelmesini beklerdik.

Beşiktaş’ın o zaman rakip fileleri tarıyan klasik bir mitralyözü vardı… Sabri, Hakkı, Kemal, Şeref, Şükrü…

Bu forvet bizim çocuk neslin “öcü’sü idi. Ve şunu kesinlikle söylüyorum, aynı yaşı yaşayan benim yaşıtım yığınlar, Beşiktaş’tan başka takımın 1938’den 1945’e kadar Şeref Stadı’nda büyük maç kazandığım tanık olmadılar…

Ne yaptık? Beşiktaş’ın büyüklüğünü cezalandırmak istedik. Bu hegemonya altında ezile ezile, başka takımlar tuttuk. O zamanlar Beşiktaşlı kolay olunurdu da, başka takımı tutmak kahırlı bir taraftarlık sayılırdı.

* * *

Aradan 42- 43 yıl geçmiş. Ben büyümüşüm, benim nesil büyümüş. İstanbul bir sarhoş büyümüş, sonunda kaybolan ahşap konaklar gibi, şampiyonlar şampiyonu İstanbul büyüklerinin arasına bir Trabzon devi sokuluvermiş.

İlk yıl lige çıkışına ve dokuzuncu oluşuna herkes dudak bükmüş. İstanbul, “Kimler geldi kimler gitti” umursamazlığı içinde Karadeniz’den kalkan bu dalgayı “Şampiyonluk batırmaz” hayecansızlığı içinde seyretmiş

Sonra Karadeniz bir kabarmış ki… Bir şampiyonluk, bir şampiyonluk, bir şampiyonluk daha… 7 yılda 5 lig şampiyonluğu…

Bu yıl görülmemiş bir hale gelen lig şampiyonluk bitimini, görmek istesek de istemesek de göreceğiz…

Trabzon bir ası’nın ayağı kırılmış yerine bir çocuk koymuş. Trabzon bir yıldızı ceza almış yerine bir çocuk koymuş. Trabzon bir yıldızını hastane odasına göndermiş, yerine yine bir çocuk koymuş.

Trabzon eksildikçe büyümüş..

Beşiktaş 15 yıldır lig şampiyonluğuna hasret yaşıyor. 15 yıldır şampiyonluğa hasret Beşiktaş’ın taraftarı stadları patlatacak kadar büyüyor da büyüyor.

Miliç’in kafasında bir şeyler var… Genel kaptan Mekki Başak’ın son dört maçtır kalbinin içi değil, kalbinin üstü ağrıyor.

İstanbul’un bir ucu Tekirdağı’ na öteki ucu İzmit’e dayanan uçsuz bucaksızlığında Şampiyonluk şarkılarının provası var…

Sahne kuruldu… Orkestra yavaş yavaş yerini alıyor. Şimdi tüm Türkiye şampiyonluk şarkılarına başlayacak assolistin giyeceği kostümün rengini merak ediyor.

Assolistler ağır giyinir… Kıyafetini ancak Pazar akşamı görebileceksiniz…

İSLAM ÇUPİ
(01 Haziran 1982, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.