Antrenörlük denen meslek

Antrenörlerin başkente postaladığı sözleşmelerde 22.500 lira brüt. 50 bin, 100 bin, 125 bin, 150 bin lira brüt gibi rakamların dalgalanması antrenörlüğün Türkiye’de meslek olmadığını belgelemektedir.

Antrenörlük Türkiye’de meslek olmayınca, bu meslek olmayan mesleği yapan dostlarımız, arkadaşlarımız da, bu uğraştan dışarı kalan saatlerini ticaret odası kartotekslerine meslek olarak geçmiş, ikinci bir iş peşinde taban kaldırmakla geçirmektedirler.

* * *

Antrenörlerin ikinci bir iş için tabanlarını devamlı havada tutmaları çalıştırdıkları takımlara da sirayet etmekte ve o takımlar maçlarda tabansızlık ederek cümbür cemaat taraftarı hüzün ve mateme garketmektedir.

Mateme gark olan taraftar bu meslek olmayıp da meslek diye yapılan antrenörlüğü yapanla matemleri kine döndüğünde sık sık protesto edip, istifaya çağırmaktadır.

İstifaya çağrılan 22.50o lira brüt para alan antrenör, bu meslek olmayan mesleği meslekleştirmek için  katiyetle istifa etmemekte, dolmakalemi açıp bir istifa mektubu yazacağı yerde, sigara kutusunun kapağını açıp bir Marlboro cigarası tüttürmektedir.

* * *
Bu meslek olmayan mesleği yaptığı içim 22.500 lira brüt para alan antrenörün, nasıl olup da piyasa değeri 350 lira olan Marlboro’dan günde 3 paket içtiğini, asgari ücreti tesbitle yükümlü komisyonu hindi gibi düşündürmektedir.

Sporu “s” sinden “p” sine kadar her türlü yolunmuş tavuk haline getiren gazetelerin spor sayfaları, bir tek bu Marlboro sırrını çözememekte, bu Marlboro sırrını çözemediği için de, Marlboro’yu bir kenara bırakıp, Türkiye’deki tüm liberolara tek yıldız vermektedir.

Marlboro’larla liberoların Türkiye’de prima mesela haline gelmesi, bu meslek olmayana mesleği yapan antrenörleri gayretle hızlı biçimde üzmekte, bu çatışmayı bir devlet sırrı gibi saklayan ağzı  fermuarlı antrenörler, ağızlarını açamayınca, bu kez siyah bandrollü Johny Walker’in kapağını açmaktadır.

Bu meslekten olmayan mesleği yapan antrenörlerle yöneticiler uğraşır, futbolcu uğraşır, taraftar uğraşır, şimdi de Futbol Federasyonu, Maliye ve devlet uğraşır…

* * *

Çok yakın gelecekte çok mümkündür ki, bu meslek olmayan mesleği yaptıkları için antrenörlerle uğraşan hazretlerin sayısında çoğalma olacak, IMF, AET, OPEC gibi belalı uluslararası uğraşılar antrenör denen bu garibanların başına debelleş olacaklardır.

Biraz rötarlı ama bir teklifim olarak… Çevresinde çok gürültü yaptığımız şu anaysa taslağının bir sayfasına bu meslek olmayın mesleği yapan antrenörler için, daha aydınlık hükümler getirilmelidir.

Örneğin devler, bu garibanları lüks otel odalarından kurtarıp kendilerine iki odalı bir lojman vermelidir.

Ayakları iki yazlık iki kışlık ayakkabı ile takviye edilmelidir. İç çamaşırları ve gömleklerini Sümerbank, elbiselerini de Merinos tarafından  bedava verilmelidir.

Antrenörlük devamlı harp halini gerektirdiğinden,antrenörlük harp malülü gibi  işlem görmeli, bu adamlar belediye otobüslerine önden ve de bedava binmelidir.

Bununla yetinmeyip antrenör ve sayın ailesinin protein ihtiyacı Et ve Balık Kurumu. sebze ve meyve ihtiyacı ise Migros tarafından karşılanmalıdır.

Ne demek 22.500 bin lira  brüt Ücret?..

Bu para ile meslek olmayan antrenörlük mesleği meslekleşir mi?..

Pamuk eller cebe…

Verelim, verelim, yine verelim… Daha bol kepçe verelim…

Meslek olmayan antrenörlük mesleğini  meslekleştirmek, Türkiye’nin baş meselesi olmalıdır.

Oldu mu beyler?..

İSLAM ÇUPİ
(07 Eylül 1982, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.