Ezeli rekabetin aynaları


26.12.1982'de Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı 1-0 yendiği maçın yazısıdır.


Ezeli rekabetin aynaları şöyle…

İlk yarıda Fenerbahçe sahayı büyüttü. B. Mehmet, Müjdat, Arif, Osman gibi topa sağlam ve büyücü örneği basan futbolcular, oyuna gerekli genişliği ve derinliği verdiler.

İlk yarıda Galatasaray çok pas hatası, fizik yetersizliği, pas keyifsizliği ile Fenerbahçe karşısında bıyığı terlememiş bir mahalle takımı gibi idi.

Fenerbahçe Selçuk’la erkence yakaladığı galibiyeti, bu denli dağınık, kendinde olmayan bir Galatasaray önünde çeyrek yüzyıl önce ele geçirse idi, maçın tabelası hazin olurdu.

Fenerbahçe ilk devrede o Galatasaray önünde 1-0’dan örneğin 4-0’a yürüyememişse, bu gerçek Fenerbahçe’nin “top oynayan takım”dan “futbol oynayan takım”a henüz sıçrayamadığını göstermektedir.

Keza ikinci yarıda Fenerbahçe’yi kendi defansına, sinek pisliğinin cama yapışması gibi yapıştıran Galatasaray’ın bu denge bozukluğunda rakibin kalesine bir hezimet paketi bırakamaması, Galatasaray’ın da “oyun oynayan bir takım”dan, “futbol oynayan bir takım”a sıçrayamadığını işaretlemektedir.

***

Fenerbahçe Stadı’nda, Fenerbahçe – Galatasaray son lig maçını 21 Mart 1948 yılında yapmış…

Ben o maçın altı-yedi basamaklı açık trübünündeki seyircilerinden biri idim. O gün Fenerbahçe, Galatasaray’ı 3-0 yenmiş, sahayı kendi bahçesi imişcesine kullanan muhteşem Lefter, maçın bütün gollerini atmıştı.

Dün tüm basın tribününün görüşünü mühürleyen, şeref tribübününün bedavacı kelle ve enseleri tutulmuş ay gibi oyun alanının yarısını yok edince, ben de ister istemez 34 yıl önceki o benzersiz maça gittim.

Sadece gittim, gitmeye çalıştım… Sonra tekrar 1982 yılının son pazarına döndüm.

O zaman anladım ki, 1982’nin son pazarına o 34 yıl önceki 16 yaşımı da, o efsaneleşmiş Lefter’i de getirmek mümkün değil…

***

Tercüman, maçtan önce bir gerçek getirmiş… “Galatasaray, Cumhur Demir’le hiç Fenerbahçe maçı kaybetmedi…”

Hociç ikinci yarının bitimine doğru bir Galatasaray pozisyonunu Fenerbahçe kalesinin altı pasına getirince Galatasaray tribünlerinden sahaya bir kızılca kıyamet geldi…

“Pe-nal-tııı!..”

Milletin penaltı diye feryatlandığı anda ben penaltıyı görmek yerine, şeref tribününe kavak gibi dikilmiş bedavacıların ense traşındaki son gelişmeleri görüyordum.

Görenlere sordum, kale arkası cennetinde güneşlenen MİLLİYET foto muhabirlerine sordum, onların yalancısı ve doğrucusuyum…

“Penaltı…” dediler.

Cumhur Demir penaltıyı vermeyince, Galatasaray, Fenerbahçe’ye maçı verdi.

O şaibeye müsait gerçek de yok oldu.

Artık hiçbir Fenerbahçeli, hiçbir Galatasaraylıya, “Galatasaray, Cumhur Demir’in yönettiği hiçbir Fenerbahçe maçını kaybetmedi” diye imalı laflar edemeyecek.

Çünkü Galatasaray, dün Cumhur Demir’le kaybetti.

İSLAM ÇUPİ
(27 Aralık 1982, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.