Bir F.Bahçe-Beşiktaş, bin Yugoslav rekabeti


14.08.1983'de TSYD kupasından Beşiktaş'ın Fenerbahçe'yi 3-2 yendiği maçın yazısıdır.


Bu müdafa F.Bahçe’yi müdafa edemez…Defans derinliği olmayan kademede hatanın sunturlusunu suntursuzunu yapan, ikili mücadelelerin hepsinde delinen bir savunma, savunsa savunsa rakip takımdan yarattığı gol kahramanlarına savunur…

Ziya’nın ikinci gol öncesinde topla kendinin geçtiği delikten farenin geçmesi mümkün değildi. Bu gol olan pozisyonda Ziya’nın hareketini “büyük ustalık” olarak alkışlayacağız da, bu deliği tıkamak becerisini gösteremeyen iki F.Bahçeli futbolcuya ileri zekalı mı diyeceğiz ?

***

Maç daha birinci viteste 2-0 F.Bahçe lehine renk değiştirince, Beşiktaş takımını moralindeki dağılmama ilgi çekici idi…

Fakat Beşiktaş, 2-0 yenikken karşı sahadaki F.Bahçe’ye her baktığında “akıllı bir düşman yerine aptal bir dost” görüyordu.

Bu zeka farkı sahaya düşünce Necdet gibi, Metin gibi, Rıza ve Ziya gibi, çok iyi düşünenler, hiç düşünmeyenlerin elinden 2-0’ı alıp, 3-2’lik bir galibiyete çevirdiler.

Bir La Fontaine masalı vardı çimende. Fakat peyniri düşüren bu kez karga değil, kanarya idi ; peyniri de dün tilki yerine kartal yedi…

***
Bizim çocukluğumuzda, yani 40 yıl önce, Şehzadebaşı sinemalarında zor durumda olan “Tarzan”dı, dün ise Stankoviç…

Bir yıl önce F.Bahçe’yi şampiyon yapan Yugoslav Teknik Direktörü bu dönem kurdeşenli bir lig bekliyor.
Dün bindiği dalı kesti… İkinci devre İlyas ve Engin’i oyundan aldı… İstanbul’un 16 kazasından ne kadar amatör transfer varsa, takıma koyup F.Bahçe’yi gayrıfedere yaptı. Hakem de Selçuk’a yaptı…

Oysa zeki adam, diktatör adam, aykırı taktik uygulardı. Tüm aslarını, tribünün assolist ilan ettiği tüm yıldızları oyun içinde tutup, Beşiktaş maçını bu milyoner ekiple kaybederdi.

Böyle yapsa idi, disiplin adına, takım uyumu adına ileride uygulayacağı yıldız boğazlamasına kimse “gık” demezdi…
Çünkü elinde herkesin kafasına gülle gibi düşecek bir silah bulunacaktı…

“Arkadaş, ben tüm şöhretleri oynatarak TSYD Kupası’nı kaybetmedim mi ? İşime karışmayın lütfen, dilediğimi yaparım…”

Şimdi böyle silahı yok Stankoviç’in…

***

Yugoslav ittifakının Türkiye’de ne kadar metre kök saldığını bilmiyorum ama, bu ittifakın içinde Stankoviç’i kurtaracak dört ayak Repciç ve Karaliç ise, Yugoslav Teknik Direktör lig otobanında yanlış yere park edecek, kurtarılamayacak, bilakis bir çekici ile bir yerlere çekilecektir.

Şayet bir F.Bahçe, kendisini şampiyonluğa ortak edecek bir penaltı için penaltı noktası ile kulübe arasında özel bir telefon hattı kuruyorsa, bir takım işaretler ve işaretçiler kullanıyorsa, o takım ne çağın içindedir, ne de futbol sahasının…

Stankoviç, İviç’le birlikte bu yıl taktik adına, başka bir çağdışılığı futbol stadlarına tezgahlamak hazırlığındadır…

Bir açığa sahanın tam boyunda 90 dakika gitti geldi talimi yaptırmak… Hani ünlü bir perde reklamı gibi… ” Duvardan duvara Evore…”

Şimdi duvardan duvara Evore’liği G.Saray’da eskimiş Öner, F.Bahçe’de garip genç Mustafa yapıyor.

Merak ediyorum, daha kaç maç yapacaklar ? ..

Merak etmiyorum. Çünkü İviç ve Stankoviç bu at yarışı merakını sürdürürlerse, sezon sonuna kadar beşer açık oyuncusu öldürürler…

İSLAM ÇUPİ
(15 Ağustos 1983, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.