Dersimiz tarih


05.02.1984'de Fenerbahçe'nin Bursaspor'u 1-0 yendiği maçın yazısıdır.


Fenerbahçe – Bursaspor maçının ikinci yarısı oynanırken basın tribününün kara tahtasına gelir torbası asıldı… F.Bahçe gişelerine 18 küsür milyon lira para bırakılmış…

Gişelere 18 küsür milyon lira para bırakan 31 bin insanla, sahaya futbol bırakmayan Fenerbahçe, acaba bu taraftar sevgisi ile daha kaç hafta barışık halde kalır ?

Bulgar Mehmetli, Müjdatlı, Enginli bir orta saha onayına imza atan Stankoviç, hangi gerekçe ile üç kötünün iyisi olan Engin’i oyundan alıp, futbolu karnından oynayan vantrilog Arif’i koyar ?

* * *

Dünkü Karaliç’le ilgili Stankoviç’in kafasına hangi notların düştüğünü bilmiyorum. Karaliç ilk yarıda libero olarak iki kontratak topunu rakibinin önünden süpüreceğine kendisini piste süpürdü.

Devre arasında yazmıştım ; ” Karaliç iyi süpürücü olmadığından F.Bahçe ilk devrede Yugoslav’ın yüzünden üç puan kaybetti.” diye…

Stankoviç, Karaliç isimli süpürgeyi ısrarla kullanmaya devam ediyor.

Benim gözümdeki seyir, seyirmeye devam ediyor. İhtimal, bir-iki maç sonra Stankoviç Baba, Saraybosnalı torunu Karaliç’ten bir kontratak golü yer ve F.Bahçe güme gider.

* * *

Bursa defansına, sanki toplum polisinin kaskına benzer bir ağırlık ve sertlik oturtmuştu. Fenerbahçe bu ağırlık ve sertliğin merkezinde rakibinin kafasını kaşımayı denedi.

Olmadı. Çünkü kaskları tarakla taramak mümkün değildi ve Müjdat’ın 15. dakikada Eser’i baygın bırakan golü olmasa, 31 bine yakın taraftar, 0-0 berabere kalan Fenerbahçe’nin arkasından maç bittikten sonra bir cenaze kalabalığı olarak yürüyecekti.

* * *

Fenerbahçe – Bursaspor maçının tümünde Sarı – Lacivertli ekibi “maharetsiz ölüler” diye tanımlayan taraftarı, saat 12:30’daki genç maçında alınan 2-1’lik yenilgi hiç mi hiç etkilemeyecekti.

Fenerbahçe Genç takımının daha gençleşmeden, büyümeden ihtiyarlaşmaya uğraması kimsenin umurunda değildi.

Basri, Birol, Can, Lefter, Osman, Ercan gibi F.Bahçe’nin F.Bahçe haline gelmesinde büyük emeği geçmiş tüm eski yıldızlar ; ya seyirci ya gazeteci spor yazarı olarak basın tribününde idiler…

Onlardan F.Bahçe’nin yeni nesline sahip çıkmaları bile tek gün istenmemiş, Türkiye’nin en büyük kulübünü yönetenler, bu altın beyin ve ayakları, “Aman ne giyerlerse giysinler, ama eşofman giymesinler…” şeklindeki bir uzun narkozla, kalkılmaz bir uykuya yatırmışlardır.

F.Bahçe’de önemli mesele, kaçan goller, kaybedilen puan, hatta şampiyonluklar değildir.

Fenerbahçe’de esas önemli mesele, 1945’lerde sahaya beş takım süren bir kulübün ; 1984’lerde, gençleşmeden, büyümeden ihtiyarlamış bir derme çatma genç takımını zar zor santraya koşturmasıdır.

Dün Bursaspor önünde futbol adına ne kadar Fenerbahçe yanlışı varsa, bunun kökeninde genç takımlara çimen sahayı kapamış, genç oyuncuları büyük yıldızların becerilerinden yoksun bırakmış, o kocaman Sarı-Lacivertli Fes’in küfü yatmaktadır.

İSLAM ÇUPİ
(06 Şubat 1984, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.