Naci Erdem’den Abdülkerim’e…


19.02.1983'de Karagümrük'ün Bursaspor'u 1-0 yendiği maçın yazısıdır.


Metin Türel kulübede kalmayıp, yavaş yavaş Karagümrüklü futbolcuların vücutlarına yürek ve ciğerlerine, beyinlerine, adelelerine girmeye başladı.

Dün Bursaspor karşısında Karagümrük’ü tekmili birden mücadele eden, koşan, oyuna aklını ve adelesini sokan bir bütünlükte gördüm.

Dün bir saha gördüm ki zemini Haliç’in dibi… Haliç’in dibi sanki deniz seviyesinden çıkıp gelmiş, Ali Sami Yen’in zemini olmuş.

Merhumla tanışmak bana farz olmadı. Ama tanıyanların, tanımayanlara anlattıklarından anlıyoruz ki Galatasaray’ın kurucularından Ali Sami Yen, aristokrat bir Arnavutmuş…

Ali Sami Yen’in kendisi pasaklı değilmiş ama stadı nedense pasaklı…

***

Bursaspor Teknik Direktörü Ömeragiç, böyle pasaklı bir stadın pasaklı toprağında oynayacağını bildiğinden takımına bir hafta çimen göstermemiş ; ekibi taze sürülmüş bir tarlada çalıştırmış.

Bununla da kalmayarak futbolcular iyice çimeni unutsunlar diye, bir hafta boyunca, yemeklerinin yanına kıvırcık salata bile koydurmamış…

Bütün bu arazi taktiklerine, anti yeşilli göz boyamalara rağmen, dün Ali Sami Yen Stadı’nın zeminine ayak basan Bursaspor futbolcuları ; Sedat III, Semih ve Kadir’in dışında tümü Ali Sami Yen bataklığına gömüldü.

Ömeragiç’in Ali Sami Yen Stadı’nın zemininde tanınmaz hale gelen futbolcularını tekrar tanınır hale getirebilmesi için, bir kaplıca ve 50 tellak kiralayıp, iki ton Hacı Şakir sabunu tüketmesi gerekiyor.

***

Hafta içinde nefesini futbolcuların kulaklarına girsin diye tüketen ve istasyon çalışmalarını Çukurbostan’ın Surdibi istasyonunda yaptırtan Metin Türel’in takımı, pasaklığa, pis çamura daha şerbetli olmuş olacak ki dünkü zeminin hakkını Bursaspor’dan daha fazla verdi.

Beşiktaş’tan kiralık Mehmet Ekşi ve Serdar’ı, Karagümrük sahipliğine soyunmuş görmek, nefis bir striptiz.

Galatasaray adreslilerden Sefer hariç, ötekiler henüz Karagümrük semtine gitmek için otobüs arıyorlar.

Abdülkerim’in libero risklerini iyice tartıp daha garantili mücadele, hava toplarında daha dengeli ve taymingli havalanma, daha çabuk ve basit pas robotluğuna girmesi gerekiyor.

Son 10 dakikada Abdülkerim liberoluğu, Naci Erdem’e 10 sigara içirdi. Naci Erdem ; futbol iki harfli “WM” ilkelliğinde oynandığı dönemde, yani 30 yıl öncesinde, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük liberosu idi…

Abdülkerim’in Naci Erdem’i seyrettiğini sanmıyorum. Bari Naci Erdem’i soyunma odasında Karagümrük lokalinde can kulağıyla dinlese…

Bir Naci Erdem olması mümkün değil, ama hiç olmazsa 1984-85’lerde Türkiye’de pasta yiyecek bir libero olur…

İSLAM ÇUPİ
(20 Şubat 1984, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.