Biz Deliler gibi Fenerliyiz

Komedyenlik bizimle… Futbol Cemil’le… Türk parası Özal’la… Sizlere ömür, öldü.

Bu milleti yıllar yılı “kasık basuru” yapan iki büyük komik, pardon komedyen Ateşböceği Ercan’la Öztürk Serengil’i bir yuvarlak masada, iki omzumun yanına aldım.

Ercan sol tarafıma park ettiği için solcu, Öztürk sağ tarafıma çöreklendiği için sağcı mı oldu ?..

Yazının burasına kızılca kıyamet geldi. Ercan, “Ben hayatımda sol elle aşk mektubu bile yazmadım” demez mi ? Ercan der de, Öztürk susar mı ?.. ” Ben hayatımda yataktan sağ tarafıma yuvarlanarak kalkmadım…

İkisine de sordum… “Aşkınız ? “…

Eh, İstanbul Kız Lisesi önünde değiliz, Yeşilçam’ın cümbüşünde değiliz, bir film setinde hiç değiliz, ya neredeyiz ? MİLLİYET Spor Servisi’ndeyiz.

Spor Servisi’ndeki Öztürk ve Ercan – zeka yaşları gür ömürlü olsun – Spor Servisi’nde olduklarını hemen çaktıkları için Ayşe, Fatma, Feride demediler, “Fenerbahçe dediler…

“Ben” diye başladı Öztürk, ” Bugünkü yöneticilerden bazıları süt kuzusu bile değilken, ben Boks Şubesi’nin yöneticisi idim…”
– Cepten para verdin mi ?
Cepten para vermedim. Bizim terzi delikten huylandığı için benim pantolonları cepsiz diker. Ama Kadıköy’de ne kadar cepli Fenerbahçeli erkek varsa, derhal hacamat… Benim Fenerbahçe’ye topladığım paraları, Sülün Osman 1000 yıl yaşasa idi toplayamazdı…

Ercan, Öztürk gibi parasal bir erkek değil, platonik bir erkek… “Ben sandıktan çıkmadığım için, beni Bayülken topu bile deviremez. Ben 25 yıldır Fenerbahçe moral şubesinin yöneticisiyim… Benim kamplarda futbolculara verdiğim morali ne dolar ne mark verebilir…”

İkisine birden bir soru sordum : “ Fenerbahçe’yi ne kadar seviyorsunuz ?

İkisi birden tek cevap verdi : ” Deliler gibi…

İkisi de sünnet olmadan Fenerbahçeli olmuşalar… Öztürk’ün Giresun’da sınıf takımında kaleci oynarken lakabı Cihat’mış. Bir gün, Giresun’a Öz Fenerbahçe dergisi gelmiş, sahte Cihat, gerçek Cihat’la tanışmış, gerçek Cihat’ın fotoğrafı kesilmiş, langırt duvara… Gerçek Cihat duvara yapışınca, Öztürk’e de Fenerbahçe sevgisi yapışmış…

Ercan mini midi iken Abdülvahit Turan karamelası satarmış. Satarken birisini yiyeceği tutmuş, içinden Fenerbahçe takımının fotoğrafı çıkmış. ” Bir takımın ancak bu kadar tatlı bir şekeri olur” demiş ve Ercan o gün bu gün ağzının tadını hiç bozmamış…

İkisinin de Fenerbahçe aşkından sonra ikinci göz ağrıları Beşiktaş’mış. Ama ittifak bozulmuş, Beşiktaş NATO’da iken, Varşova Paktı’na kaçmış. Bozuklar… Öztürk hıncını söyledi : “Bu kere Beşiktaş’ı kanırta kanırta şampiyon olacağız…

On yıldır maça gitmeyen Öztürk böyle söylerken, 10 yıldır hiçbir maçı kaçırmayan Ercan, bu defaki Fenerbahçe maçını kaçıracak…

Ercan hasta Fenerbahçeli, Neco hasta Beşiktaşlı… Bu maçlarda her ikisinin tansiyonu, lipid ve kolesterolü tavana vuruyormuş. O gün otomobilleri ile ıssız bir dağda kontak yapacaklarmış… Kendin pişir kendin ye vaziyetleri… Maçın sonucunu gece öğreneceklermiş… Ehlikeyif taraftar bu ikiliye denir işte…

10 yıldır maça gitmeyen Öztürk, iki yıl önce, Fenerbahçe’nin Trabzonspor’u 4-2 yendiği maça gitmiş. Yanında M.Ali Bey varmış… M. Ali Bey, hem Öztürk’ün büyük patronu hem Trabzonspor Başkanı… Hemen Öztürk’ün suratında bir Trabzonspor maskesi. Trabzon ilk golü yemiş, Öztürk profesyonel cenaze ağlayıcısı gibi perişan… Trabzon ikinci golü yemiş, Öztürk, ahlar- vahlar içinde bitap… Trabzon üçüncü golü yeyince Öztürk’te ne Trabzon maskesi kalmış ne keder, ne gam… İnci Birol’un zilleri bulsa parmaklarına takıp tüm tribünü oynatacak. O anda patrona bakacağı tutmuş, ne görse beğenirsiniz : Patron da bıyık altından devamlı tebessüm koyuveriyor…İçinden şöyle geçirmiş Öztürk … “Patron da gülüyor. O da eski Fenerli, arada sırada Fenerliliğini hatırlayamazsa rahat edemez…

İki komedyen, MİLLİYET SHOW‘un perdelerini şöyle çektiler…

Komedyenlik bizimle…
Futbol Cemil’le…
Türk parası Özal’la…
Sizlere ömür öldü…

İSLAM ÇUPİ
(10 Mayıs 1985, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.