Jübileler ve hayaller

Fatih, jübilesine helikopterle indi. Ben, Fatih’i son kez seyretmek için, Fenerbahçe Stadı’nda 135 basamak çıktım.

Fatih, futbolu bıraktı, ben ise az daha vücudumu basamaklarda bırakıyordum.

Fatih’in futbol basamakları, Fatih’i Galatasaray ve Türk futbolunda unutulmazlar ve ölümsüzler arasına sokarken, benim tırmandığım basamaklar, beni ufak su dökmek için şeref tribününün tuvaletine soktu.

* * *

Fatih, son maçında taze bir başlangıç gibi idi… Fatih, son maçında taze bir başlangıç iken, iki takımdan bazı futbolcular sanki son nefeslerini verircesine bitiktiler…

Türk futbolunda ters bir kontratak trafiği başladı… Statta sahanın içinde kalması gerekenler sahanın dışında, sahanın dışında olması gerekenler, sahanın içinde oluyor.

İstanbul’da sadece futbolcular değil, insanlar, belki Beyazıt Kulesi bile yanlış yerde duruyor.

Almanya’dan kesin dönüş yapan iki takım. Galatasaray ve Trabzon’un belli ki, küffar sahalarında canı çıkmış… Onun için Sundermann’ın Trabzon’una sorular sormak, Derwall’in Galatasaray’ına derhal iyimserlikler, kötümserlikler atmak, tenkit hakkını; İsmail Hakkı’nın hakkını çevirmek olacak…

* * *

Türkiye’de yarım yamalak, alttan üste kadar salak profesyonel futbolumuzun acımasız kelliği, jübilelerde aydede gibi, çok daha çok ortaya çıkıyor.

Fatih, Türkiye’de doğdu. Türkiye’deki eksik, kesik alt yapıda futbolu öğrendi. Avrupa profesyonelliğinde bulunmayan, bol sözleşmelerin altına imza attı. Belki ilk ciddi sağlık muayenesinden 25 yaşında geçti. Galatasaray ve Milli Takım’da kaptanlık yaptı, milli formayı en çok giyen futbolcu oldu. Futbolcudan başka hiçbir şeyin profesyonel olmadığı Türkiye’de ferdi profesyonelliğini 32 yapışına kadar sürdürebildi ve nihayet pes etti.

Fatih olarak, Türkiye’de değil de, Fernando olarak Avrupa’da doğsa idi, çocukluktan profesyonel futbolcu oluşuna kadar teknik ve psikolojik öğretisi iskeleti gibi kemikleşecek, profesyonel yaşamı alaturkalılığın ağırlığı yerine alafrangalılığın dakikliğinde geçecek ve 32 yaşında futbolun emeklisi olduğunu itiraf etmek yerine, dün Avrupa karmasının Latin Amerika karması ile Maracana’da oynadığı muhteşem maçta, yüzlerce dünya yazarının daktilolarında tıkırdayan liberosu olurdu.

Ben Fatih hayalini böyle gördüm. Şimdi o da gitti, o da bitti.

Yenisine kadar, bana hayal görmek hem haram, hem yasak…

İSLAM ÇUPİ
(06 Ağustos 1985, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.