Yeni mevsimde yeni düşünceler

Veselinoviç, Fenerbahçe’den ayrı-gayrı kalıp, Atina’ya giderken, hava limanında, “hepyek” atmış. Fenerbahçe’de kaldığı bir yıl boyunca, at yarışında Altılı Ganyan’a, Spor-Toto ve Milli Piyango’ya önemli ölçüde para atan Veselinoviç, bir de “hep-yek”ten sonra, son bir lâf atmış…

Fenerbahçe, tesadüfen şampiyon oldu…

Fenerbahçe geçen yıl tesadüfen şampiyon olduğuna göre, bu mutlu tesadüfün taşıyıcısı Veselinoviç’e, Sarı-Lacivertli kulübün Yönetim Kurulu’nun işine son verme yolu ile teessüflerini sunması, kararların en tutarlısı olmuştur.

Fenerbahçe takımının hazırlık maçlarında futbol olarak son derece tutarsız oluşu, neresinden tutarsanız tutun, elinizde kalışı, teknik direktörsüzlük şaşkınlığına bağlanıyor… Mazallah bu Fenerbahçe, bir yıl bizim garip Nedim’cike kalsa, Türk olduğu için çocuğun suyunu, rafadan yumurtanın suyu gibi 3 dakikada kaynatırlardı.

* * *

Hazırlık maçlarındaki boğucu sıcağa rağmen, Beşiktaş motora dolu-dizgin yürüyor ve pek de su kaynatmayacağı benziyor. Stankoviç’i, genç, yarı usta ve ustalar harmanı bir kadro ile ligin üstüne yavaş yavaş yuvarlanan Beşiktaş, şimdilik spor sayfalarının, “bir numaralı konusu” olmuyorsa da, yakın gelecekte Kartal’ın, manşetlerin pistine yumuşak değil, hırslı inişler yapacağını kestirmek hiç de fal fincanı açmak becerisi değildir.

Sundermann, Trabzon törelerine göre şimdiye kadar şiddetli yasak olan ne kadar haram varsa, hepsinin kepengini  “Free-Shop” gibi açtı. Kararında ise, sigara, içki ve seks serbest…

Sundermann, bir başka şey de söyledi ki, bizim yıllar yılı aynı şeyi söylemekten dilimiz balina sırtı gibi nasır bağladı…

Türkiye’de futbol oynanacak saha yok, Türkiye’de alt yapı yok… Bunlar sağlanmadan Türk futbolunun kalkınmasını beklemek hayaldir.

Biz söylersek. Türkiye tüneldir. Bir kulağından girer, öteki kulağından çıkar. Ola ki, Sundermann söylediği için. Sundermann’ınki ciddiye alınır, inşallah…

* * *
Derwall, artık nasıl ki Ayazpaşa’dan Florya’daki idman tesislerine gözü kapalı gidiyorsa, gözlerini açtığında da, Galatasaray’ı ve Türk futbolunu, Schumacher kadar iyi tanıyor.

Derwall, geçen yılki malûmlar yanına, anlaşılıyor ki, bu yıl Erhan Önal’ı, Prekazi’yi ve Arifi,  “Maç kazanan birer dizi” olarak monte etmek istiyor.

Sarıyer, bir sabırlı futbol dantelcisi Candan Tarhan’ın elinde, ligde yer kaplamak için şekillenip duruyor. Henüz kale içindeki mümtaz yerini almayan Erhan, Sercan ve Ali Çoban için şimdilik “bu kadar para ederler miydi ?” şeklinde ekonomik öfkeler atmayın. Çünkü enflasyon takdirini sadece IMF bilir…

Schumacher, geçtiğimiz pazar İstanbul’da idi… Özel jet uçağı ile İstanbul’a gelen, kaldığı sürece ayağı yerden kesilen, gak dedikçe havyar, guk dedikçe şampanya verilen, yılda 400 bin mark’a (dikkat,bu mark’a bizim çaya zıp zıp verdiğimiz markalar değildir) bir ilaç firmasının mamullerini tanıtan Alman Milli takımının Kalecisi için bir gazete “Schumacher, Pazar günü misafirimizdi” demiş.

Evet, isabet misafirimizdi…Ev sahibini satın alacak (!) bir misafir…

İSLAM ÇUPİ
(13 Ağustos 1985, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.