Bordeaux’da inanılmaz gece


Fenerbahçe'nin Bordeaux'yu 3-2 yendiği maçın yazısıdır.


Bordeaux’dan yazıyor.

Bu, Türk futbolu için de Fenerbahçe için de yedi – sekiz yıldır rastlanmayan bir olaydır.

Bir Türk takımının, hele geçen yıl Avrupa Şampiyon Kulüpler finalinin yarı finalinde futbol oynamış bir Fransa şampiyonu karşısında galibiyetle mühürlenmişse, 45 milyon Türk’ün Fenerbahçe etrafında bayramlaşması, normal bir olaydır.

Maçtan önce, Meszöly, iki tane Bordeaux dinamitinin imha edilmesini vurgulamıştı… Bu iki dinamit, Giresse ve Tigana idi… Değeri milyarlara varan Giresse ve Tigana’nın karşısında iki tane, futbolun markajla ilgili her türlü silahını sırtlamış İsmail ve Müjdat, Bordeaux’daki büyük gecenin ilk kahramanları idiler.

Bu arada defansı da aferinlerle yıkamak gerekir… Abdülkerim, Cem, Erdoğan ve kaleci Yaşar, bu elektrikli oyunun sakin kale koruyucuları idi…

Bu defansın Bordeaux’nun altılı-yedili atakları karşısında bu derece akıllı duvarlaşması, oyunun bir başka çarpıcı yanı idi…

Selçuk’la başlamanın hatalı olacağı, Meszöly ile üç gündür tartışılan konu idi… Ama Selçuk, bir Avrupa maçının gerekli bütün inceliğine ve kafa zenginliğine sahipti… Bordeaux defansında çalımlarla açtığı delikler ve ilk golün sahibi olmanın verdiği bir üstünlükle, Fenerbahçe forvetinin aylardan sonra ilk ismi oluyordu…

Şenol, Bordeaux defansının büyük fiziğiyle uğraşan bir silindirdi… İkinci gol çok zor ve inanılmaz bir koşudan sonra çaprazdan vurduğu topla oldu… O topun kalecinin ellerinden çıkıp filelere gitmesi, ezici bir darbe üstünlüğünün büyük zaferi idi… Oyun 2-2 olduktan sonra rakibin solunda sinsi sokuluşlar yapan Hüseyin’in, Fenerbahçe’yi büyük geceye götüren golü, gerçekten yakalanmaz bir plasenin büyük imzası idi…

Şimdi düşünmek lazım. Fenerbahçe, hiç aşağılık duygusuna kapılmadan, hiç de karşısındaki rakibin Bordeaux olduğuna inanmadan nefis bir çim zeminde, Avrupai bir futbol oynamıştı… Eğer Fransız basını, bu takımın Türkiye’den geldiğini bilmese, bu takımı, Brezilya yumuşaklığında, sükunetinde ve ustalığında top gezdirdiği için alkışlara boğacaktır…

İSLAM ÇUPİ
(19 Eylül 1985, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.