Bir Jules Verne yazısıdır…

Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Avrupa kupalarında ayaklarını, birinci turdan ikinci tura uzatması, Türkiye’de ayakları olan herkesi ayağa kaldırdı…

Cumhurbaşkanımızdan Başbakanımıza, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı’ndan, BTGM ve Futbol Federasyonu Başkanı’na kadar, bu başarı karşısında kabaran tebrik yağmurları, artık dinmek üzeredir ve Türkiye’nin klasik umursamazlığı, bu büyük olayı da “evli evine köylü köyüne” diyen bir tülle sarmalama hazırlığı içindedir.

İlerideki haftalarda, ilerideki aylarda, ANAP iktidarda kaldığı sürece yıllarda, benim aşağıda önereceklerimi, isimlerini bundan sonraki paragrafta yazacağım irili ufaklı büyüklerimizin hiçbirisi yapamayacaktır. Türkiye’de ne kadar bahsi müşterekçi varsa bu iddiaya girerim. Hodri meydan…

Yapamaycakların listesini vereyim buyrun… Başbakan, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı, Beden Terbiyesi Genel Müdürü, Futbol Federasyonu Başkanı ve Kurulu, İstanbul Anakent Belediye Başkanı…

***

Dünyanın her ülkesinde lig şampiyonluğu futbolun en büyük ünvanıdır. Önümüzdeki yıldan itibaren bu ünvanı kazanacak takıma, 75 milyon lira Spor Teşkilatı primi… Federasyon Kupası’nı kazanacak takıma aynı fasıl altında 30 milyon prim…

Spor-Toto, önümüzdeki yıl “alacağına kartal, vereceğine serçe olmamalı“, bir dönem önce lig şampiyonu olmuş bir takımı her kupona alışta 5 milyon lira isim hakkı vermeli, bu rakam ikinci için 2 milyon, üçüncü ve dördüncü için 1 milyon ve 800 bin lira olmalıdır.

Altın yumurtlayan değil, altın toplayan tavuk olan TV, çiklet ve bisküvi reklamlarının saniyesini kaç paradan alıyorsa, naklen 90 dakika yayınlayacağı bir maçı 30 dakika olarak hesaplamalı ve 30 dakikalık bir reklam kuşağı için ne para alıyorsa, onu kulüplere ödemelidir.

Gol kralı çıkaracak takıma, Türkiye Ligi’nde 50 puanı geçecek takıma, günün ekonomik koşullarına göre, bakanlık ödülü getirilmelidir.

Keza Türkiye Ligi Şampiyonluğunu kazanacak takımın futbolcularına verdiği 1 yıllık maaş ve primlerini devlet sübvanse etmelidir.

Avrupa Şampiyon Kulüpler’de ikinci tura geçen takıma 15 milyon, Kupa Galipleri’nde 10 milyon, UEFA’da 5 milyon lira Başbakanlık ödülü verilmeli ; her tur geçişte bu miktar “iki” ile çarpılarak çoğaltılmalıdır.

Profesyonel futbol, bir görsel sanat kabul edilmeli ve Belediye rüsumu denen asalaklık ortadan kaldırılmalı, stadlara konulan reklam panolarından elde edilen reklam gelirlerinin tamamı, maçı oynayan iki kulübe verilmelidir.

Belediyeler, altyapı kurmak, futbol okulu açmak için kulüplere çok sembolik ücretlerle arsa temin etmelidir. Devlet çok düşük ve uzun vadeli kredilerle, kulüplerin bu futbolda genç sanayii kurmayı teşvik etmeli ve 5 yıl sonunda bu kulüplerden muhtelif yaş grubunda 10 tane genç ve ümit takımı istemelidir.

Daha yazmak yok… Beni “Jules Verne” zannederler…

Bu futbol eziyetine var mısınız, yok musunuz ?..

Dediler, yok, yoookkk…

İSLAM ÇUPİ
(08 Ekim 1985, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.