Basketbol yazısı niyeti ile okuma

Galatasaray, dün hiçbir Galatasaraylının kaybetmeyeceğine inandığı bir maçı kaybetti.

Efes Pilsen, bir basketbol salonunda yalnızdı dün. Seyircisi yoktu İstanbul’da, birahaneler adam almıyordu da, Efes Pilsen içenler Efes Pilsen’i tutmuyordu…

Galatasaray takımının formalarında reklam olarak ne asılmıştı, biliyor musunuz : Efes Pilsen Sade… Efes Pilsen, anlayana göre, anlamayana göre, rakibinin göğsüne biranın alkollüsünü asmayacak kadar centilmendi…

Basketbolda ellerini muafaza etmek, ellerini kaybetmek, bu oyunun galibiyetinde, güzelliğindeki tek anahtar…

Efes Pilsen, ilk devre boyunca Galatasaray potasına sanki ellerini koca bir bira fıçısından çıkarmışcasına sarhoş gitti. Müdafaa ve hücum ribauntlarında çok azına sahip oldu. Basketbolda hep frenkçesi söylenen hangi çeşit şutu denedi ise, sonuç bizim hava tahmin raporları gibi bir hava ki sormayın…

Sanırsınız ki Efes Pilsen her topu kazanıp Galatasaray potasına saldırdığında, bir merdivenli itfaiye arabası gelip, çemberi söküyor.

Efes Pilsen, bir koca ilk devre ve ikinci devrenin ilk beş dakikasında, Galatasaray potasının çemberini bulmak için İstanbul’da çalmadık çemberci dükkanı zili bırakmadı.

Çemberi bulmak için yapılan bu ring seferi, Efes Pilsen’i hem enfarktüsün eşiğine getirdi, hem de 18 farka kadar üfürdü…

Haa bak… Türkiye’de genel bir burun büyüklüğü var ki onu düzeltmek mümkün değil…

Bir takım bir basketbol maçında, maç içinde 18 sayı öne geçtiğinde, maçı kazandığına inanır…

Üstünüze afiyet, 18 sayı öne geçince, bu nezle Galatasaray’a da bulaştı…

Türkiye’de basketbolun iki dev ordinaryusu olan Dawkins ve Scearce, ciddi basketboldan Harlem sululuğuna dönüp, portakal ve limon atışları ile çemberi meyve haline çevirince, Efes Pilsen, rakibine hiç düşünmediği bir zamanda sokuldukça sokuldu…

Hele, Scearce 5 faul alıp çıkınca, Galatasaray’ın sahanın içinde mi olduğu, yoksa taburede mi oturduğu anlaşılan bir olay değil…

Efes Pilsen’i tek adam yönetiyordu ; Aydan Siyavuş… Bana maçtan önce verilen kağıda göre, Galatasaray’ın Antrenörü Fehmi Sadıkoğlu idi…

Oysa maç boyunca Galatasaray’ın taburesinde herkes konuştu da en az Fehmi kardeşim konuştu…

Ne der ataların bir sözü ?

“Horozu çok ötenin kümesinde sabah geç olur…”

Horozların çok olduğu bir basketbol kümesinde tıpkı sabahlar olduğu gibi, galibiyetler de geç doğabilir…

İSLAM ÇUPİ
(19 Mart 1986, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.