Önce Folklor, sonra rokfor


07.09.1986'de Fenerbahçe'nin Trabzonspor ile 0-0 berabere kaldığı maçın yazısıdır.


Stankoviç’in Trabzonspor’la ilgili sahaya koyduğu tedbir kovasında, Fenerbahçe futbolcusunun kovmaktan ödü koptuğu ödünle aşınmaz prensipler ayak üstünde hazırolda idiler.

Mutlak markaj Fenerbahçe’nin değişmez markası idi. Top kaybedildiği zaman Trabzonspor kaybedilmeyecek, sahanın başlayıp bittiği yere kadar, her rakip oyuncunun önünde bir Fenerbahçe’nin ayakları ve fiziği dinmemesine atacaktı. Defans yapmak, rakibine amansız bir pres altında teknik rahatlığı ve top kullanma özgürlüğünü vermemek, yüz maske takmaya pek hevesli futbolcunun sadece bir perdelik bir karakter gösterisi idi.

Bu tarz oyun, estetiği, baleyi, hatta rönesansın her yaprağında ayrı güzellik fışkırttıran o albümüne takılı kalan eskiler için, kesinlikle bir “Rüzgar Gibi Geçti” filmi değil, şiddet ve kan babası “Rambo” idi…

Stankoviç’in Fenerbahçe’yi “futbol oynayarak maç kazanmak” gibi kumar sürprizleri bol olan bir masaya oturtmak yerine, “önce savun, sonra yok et” biçiminde bir kestirme yola mevzilendirmesi, aslında auta süpürülecek bir Stankoviç beyni değildi.

Çünkü maç başladıktan sonra hemen görüldü ki Ahmet Suat Özyazıcı da Trabzonspor’a, “ne olursa olsun hücum” şeklinde bir şartlı refleks komutu vermemişti.

İki takımın niyeti aynı yüzüğe parmak takmıştı. Bilinçli, emeğe ve hünere dayalı gol pozisyonu yaratmak yerine, rastgelelere dayalı bir lotaryayı ısrarla kovalamacaya bacak sallamak…

Tek doğru dürüst bir gol pozisyonuna iki takımın da girmediği bir oyuna saygılar sunarak yine, “futbol maçı” demek hoşgörüsünü gösteriyorsak, bu bir gün önce manşetlerine “İstanbul’daki dev maç; Fenerbahçe – Trabzonspor” şeklinde, olmayan hayallere havai fişek atan günlük gazeteleri tekzip etmemek içindir.

Dünkü maç, 0-0 beraberlik yerine, tarafların birisinin tek gollü galibiyeti ile bitse idi ; golü mutlaka maç içinde topa en az ayak süren Şenol, Kayhan, Zafer veya İskender ve Dobi Hasan’dan birisi atacaktı.

Akıl ve oyun bilincinden bu derece uzaklaştırılıp tesadüf ve şansa teslim edilmiş bir maçta, oyun kahramanları, kahramanlığı tek bir gün kendisine yakıştırmamış, kendisi için düşünmemiş sade vatandaştan çıkar.

Futbol sahasında devre arası folklor gösterisi seyirci için yeniliktir… Ara seçim yaklaşıyor. ANAP folklorün yanına her seyirciye her maçta bir dilim rokfor ilave etse, herhalde “sandık maçı”nda averaj yapar. Benden ANAP üst düzey yönetimine dip not…

İSLAM ÇUPİ
(08 Eylül 1986, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.