Teknik direktörler ne ezebilir


15.10.1986'de Fenerbahçe'nin Bursaspor'u 1-0 yendiği maçın yazısıdır.


İlk yirmi dakika kötü yeni Fener, eski Fener gibi… Kaybettiği futbol zekasını bulmuş bir mucit gibi… İkinci deveye keşke sahanın bakılmayan bir yerinden baksa idim…

Fener’in rabbiyesi tam isabet silinmiş. Bir topu ileride tutmak Fener için sanki kor ateş… 1-0’lık skoru korumak için, daha çabuk zaman öldüren bir saatin icadına tekmil nerede ise duaya çıkacaklar… Topu taca çıkarmak için dört-beş futbolcu, koç nizamında toslaşıyorlar…

O anlar ister istemez düşünülmemesi gereken bir şeyi düşünmek zorunluluğu ile karşı karşıyasınız…
Bu maç Bursa sahasında mı oynanıyor da, Fenerbahçe bu kadar koyu defans yapıyor. Yooo…

Fener’in rabbiyesi tam isabet silinmiş. Bir topu ileride tutmak Fener için sanki kor ateş… 1-0’lık skoru korumak için, daha çabuk zaman öldüren bir saatin icadına tekmil nerede ise duaya çıkacaklar… Topu taca çıkarmak için dört-beş futbolcu, koç nizamında toslaşıyorlar…

O anlar ister istemez düşünülmemesi gereken bir şeyi düşünmek zorunluluğu ile karşı karşıyasınız…
Bu maç Bursa sahasında mı oynanıyor da, Fenerbahçe bu kadar koyu defans yapıyor. Yooo…

Maç kendi sahasında oynanıyordu ve Bizans surlarından sonra, Fenerbahçe sahada FENER-SUR’u kurarak tarihsel bir ayıp işliyordu.

Bursa’da beraberlik için, beraberce bir hırs olsa idi, beraberce bir beceri olsa idi, Fenerbahçe’nin ikinci yarıdaki hayalinden, maçı kaybetmiş bir Fenerbahçe hayaleti çıkardı.

***
İkinci devrede seyirci bir 15 dakika “Aykut içeri… Aykut içeri” diye bağırdı. Dünyanın her ülkesinde takımları, teknik direktörler yapar, tribünler değil…

Ben de “Aykut bu takımda neden oynamaz?” diye bir maç değil, günde 24 saat düşünüyorum. Çünkü ayaklarına beste yazılacak bir çocuk… Ama henüz kendini yenememiş. Denizli’de oynadığı maçta 90 dakika tek futbolcu hareketi yapmayan Aykut, araştırdım, haftanın ilk iki idmanına gelmemiş.

Bir miktar basının yazdığı gibi, Aykut Stankoviç’le, bir kendisini ispatlama mücadelesine girmişse, önce kusurları ve eksikliklerini vücudu ve kafasına yükleyeceği mücadele ile çıkarmalı, sonra ikinci düelloya tetik çekmelidir.

Bir büyük futbolcu teknik direktörün silindiri ne kadar acımasız olursa olsun, kendisini nasıl ezdirir ?

Taraftar Aykut için üzüldü, ben Aykut için sevindim. Çünkü Aykut dün oynadığı maçta Denizli faciasını tekrarlasa idi, sizin maç sonu yuhaladığınız Fenerbahçe yanında Aykut’a çekilecek “yuh” yanında, Fenerbahçe’ye yapılmış terbiyesizlik iltifat gibi kalırdı…

İSLAM ÇUPİ
(26 Ekim 1986, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.