Konuşan maraton

İSTANBUL yerinde duruyordu, İstanbul ‘da oturanlar oturmuş olmaktan bıkmış olacaklar ki, koşuyordu, koşmak istiyordu, yürüyordu yürümek istiyordu

SPİKER: Nasıl gidiyor işler?

GENÇ: İş yok ki, nasıl gittiğini söyleyeyim. İntihar için Boğaz Köprüsünde keşfe çıktım. Polisi olmayan uygun bir atlama yeri arıyorum.

SPİKER: Adımlarına kuvvet emice nereye kadar?

İHTİYAR: Sabah Aydın havası ile Topkapı Garajında indim. Hisarüstü’nde 20 yıldır görmediğim bir dayıoğlu var. Adres sordum. Bana bu uryan kalabalığı gösterdiler. Ben de aralarına katıldım. Hisarüstü’ne daha çok var mı evladım?..

SPİKER: Tebrikler hamfendi. Pek de hızlı görünüyorsunuz?

BAKIMLI KADIN: Allah kahretsin o Kadir olacak tamirci herifini… Bir haftadır hala otomatik Buick’imin şanzımanını yapamadı. Beni sabahın köründe sokaklara düşürdü. Tabii hızlı olacağım, mecburum. Aydoş’un Yeniköy’deki yalısında düzenlediği konken Partisinin üçüncü turuna ya yetişirim ya yetişemem. Ulan Kadir, Buick kadar kafana taş düşsün emi..

SPİKER: Maşallah sakalınız da nefesiniz de gür.

SAKALLI VE BERELİ ADAM: Bittabi… Ben üfürükçüyüm. Bol nefese ihtiyacım var. Hele son günlerde müşteriler ev almayacak kadar çoğalınca bir soluklanalım dedik, buralara geldik.

SPİKER: Dalgın bir koşucusunuz galiba. Eşofmanın altını üstüne, üstünü altına giymişsiniz. Bir ayağınızda siyah, bir ayağınıza kahverengi pabuç var.

PERİŞAN ADAM: Bana bak. Ağzıma ne mikrofonu tut, ne de kamerayı suratımda gezdir. Ben deliyim kardeşim, tımarhaneden kaçtım. Beni teşhir edip başhekimin adamlarını peşime takma. Senin için iyi olmaz, seni de 3 dakikada delirtirim.

SPİKER: Hayrola topallıyorsunuz? Hem de epeyce.

MARAZİ TİP: Kardeşim bende 20 yıldır müzmin romatizma ve siyatik var. Üstüne ünlük çocuklukta da raşitizm geçirmişiz. Sigorta doktoru bol bol süt önerdi. Ben eve süt değil terkos suyu bile alamıyorum. Bu maratonda duydum ki, yol boyunca kurulan süt istasyonları, koşuculara bedava süt dağıtıyormuş. Kuzum ilk istasyon daha çok mu, uzak?.

SPİKER: Görüyorum ki çok heyecanlısınız?.. Bunun nedenini sorabilir miyim?

BAHÇEVAN: Tabii heyecanlıyım kardeşim, tabii heyecanlıyım… Ben 50 yıldır Asya’nın Dereseki’sinde, marul salata soğan ekiyorum, söküyorum, dikiyorum. 50 yıldır ilk defa Avrupa’ya gideceğim. Nasıl heyecanlı olmam, nasıl olmam.

SPİKER: Hayrola beyler, bu koşu için pek sportif değilsiniz, pek resmisiniz, neden?..

BİR GRUP KOSTÜMLÜ KRAVATLI KALABALIK: Kardeşim biz maratoncu falan değil korumayız. Az önce Telsiz geldi, bizim müdür sabah sabah baldızına kızıp, ayağına eşofmanı giymiş sokağa fırlamış. Görev belası onu arıyoruz, siz gördünüz mü acaba?..

SPİKER: Beyefendi afiyettesiniz inşaallah, bir emriniz var mi?

YETKİLİNİN EN YETKİLİSİ: Afiyette değil, eziyetteyim birader, eziyette… Bu spor kıyafetleri içinde kendimi salam kılığına girmiş gibi hissediyorum, Ben bu sabah saatlerinde aslında çakşır giymeyi seviyorum. Yanında da hanımla zehir zemberek bir sade kahvesi, bundan büyük keyf var mı? Anlarsın ya, Türkiye’nin ali menfaatleri bakımından yılda bir, ne sporcu beyefendi dedirtmek için bu işkence kılığına katlanıyorum. Yoksa çekilecek dert değil. Seni yakın bildiğim için sana söylüyorum. Zinhar yazmamak kaydı ile.

Ben ayrıldım, Maraton hala konuşuyordu…

İSLAM ÇUPİ
(04 Kasım 1986, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.