Çeşitleme

Sayın Özal, Galatasaray’ın lig şampiyonluğuna bir İngiliz centilmenliğini attı : “Verry verrry good…”

Aynı Sayın Özal’ın sayımı, Galatasaray’ın Rize yenilgisinden sonra Kartal’ın kan sayımını yaptı.
“Beşiktaş yüzde 99.9 şampiyon…”

Sayın Özal’ın rakamları ile benim tanışı olduğum matematiğin rakamları, kara tahta üzerinde birbirleri ile kesinlikle uyuşmuyor ve yek diğerlerini karalamak için boya ithal edip duruyorlar…

Sayın Özal’ın, Beşiktaş’ı Yahya Efendi Dergahı’na gönderen sağlık tahmin raporu, defin ruhsatı konusunda kendilerine, sadece “bir kere yanılmış insan” talihsizliğini getirmiyor.

Sayın Özal, büyüme ve kalkınma hızını işaretlerken ıskalamıştır. Enflasyonu aşağı çekmek konusunda sahte pazı göstermiştir. İhracat hedefleri, “Hoffman’ın Masalları” denen bir orkestra parçasına dönmüştür. Yatırım muslukları “tıss” a ibre çevirirken, işsizlik, yeni bir iş kolu olarak Türkiye’nin çalışma hayatına girmiştir. Türkiye, penaltının futbol topu ile değil, bir tek kiraz tanesi ile atılacağı tüketimi son derece gelişmiş “ayak-bacak” üretmek gibi, dünya ülkelerinin henüz kafa kaşıyamadığı bir teknolojiyi kurma peşindedir.

Bu kadar tahmin fakirliğini, kadı erkek çocuğunda da olur diyerekten Sayın Özal’a yakıştıramıyoruz doğrusu…

***

Büyüklerimiz Türkiye’nin ileriki yıllarındaki haritasını “Avrupa’daki Japonya” olarak çizerken, Futbol Federasyonu’nun tahmininden tövbeli, paradan inmeli bu kadar fakirliğini yadırgadık doğrusu…

14 yıl lig şampiyonluğu için sabırların en sunturlusunu gösteren, transfer ve teknik adam harcamaları ile saçını süpürge edip ceplerini ters-yüz eden Galatasaray Kulübü’nün profesyonel futbol takımı, bu büyük unvanı yakaladığı gün, şeref turunu kupasız atacak.

Diyeceksiniz ki, ligin kahve telvesi son haftaya kadar telve değil, pelte idi.

Soru ne güzel bahane, “Galatasaray mı, Beşiktaş mı ?”

Madem ki Sayın Özal gibi tahmin yapamıyorsun, iki kupa yaptır, kardeşim…

Futbol olayı, ithal edilen Amerikan sigaralarının peşi sıra yurt dışına giden kayıp dolarlar kadar da mı no-itibarsız ?..

***

TRT‘nin dolar harcamak konusundaki avucu kapalı tutma, eli sıkılığını biliyoruz da tarafsızlık ilkeleri ve saat duyarlılığı konusundaki tutumsuzluğu ve uyumsuzluğunu anlayabilirsen elini kaldır ve üç kere kafanın şakak nahiyesine vur…

Galatasaray şampiyon olmuş, helal olsun tarifini ver. Bu yıl lig serüvenini takdim et… Ama onu bir yıl boyunca son haftaya kadar enseden kovalamış bir Beşiktaş’ın ismini iki defa geçir, yani lige, “Galatasaray’ın tek tabanca oynadığı lig” görüntüsü ver, Eskişehir’le oynadığı maçın özet yayınını iki defa ekrana getir, o zaman senin tarafsızlığına alkış değil, çürük domates iner… Tabii o da pahalı değilse…

Sonucu belli, Sovyetler Birliği – İspanya basketbol maçını banttan ver, dünyanın tenisteki 5 büyük turnuvasından biri olan Roland Garros‘ taki tek erkekler finalinin bırakın suretini, sonucunu bile verme…

Saat gecenin “yarımını” geçiyordu, ekranda Spor Saati’ne devam…

Bakıyorum, bir-iki aydır, Spor Saati denen bölüm gece saat 11.30’dan önce başlamıyor. Yani spor yaşına gelmiş veya spor yapan gencin mışılladığı bir saatte…

TC’nin televizyonu kendi çocuğuna bunu yapmamalı, yapabilmeye de hakkı yok.

Yoksa, Türkiye’de her kuruma çaktırmadan usul usul sokulan “Rabıtalaşma” şimdi de antenlerini TRT’nin birinci ve ikinci kanalına dikmek hazırlığı içinde mi ?

İSLAM ÇUPİ
(09 Haziran 1987, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.