Ali – Feyyaz bir buket yaz…


15.11.1987'de Beşiktaş'ın Trabzonspor'u 3-1 yendiği maçın yazısıdır.


Beşiktaş’ın yediği tek golde tartışılmaz bir Zalad seyirciliği vardı. Topun gittiği direğe yakın bir kalecinin frikik darbesinde elsizliği oynaması, yadırganacak bir spastik manzara idi.

Beşiktaş’ın mevsim başından beri yediği en kötü gole şapka çıkarıyordu, Zalad…

Trabzonspor, ilk 17 dakika ikili mücadelelerde Beşiktaş’a kapan atan takımdı. Fakat Feyyaz’dan yediği beraberlik golünden sonra, yivi seti dağılan bir hurdalık haline geldi.

Büyük Trabzonspor, yok artık… 34 yaşında Turgay, şampiyonlar şampiyonu Trabzonspor’un son silahşörü olarak sonbahara benzer direnişler yaparken, biraz Kemal, biraz İskender’le Bordo-Mavili takım, yavaş yavaş rotayı şampiyonsuzluğa kırmış hallerde…

Şampiyonluktan başka bir derece ile tatmin olmayan Trabzonlu, ya büyük bir takım yaratılıncaya kadar, ligde orta sıra bir on biri seyre hazırlanacak, ya da Trabzon kentinde futbolu merasimle, sizlere ömür nidaları içinde gömecek..

Başka bir gelecek görünmüyor ufukta…

****
Beşiktaş’ın 1-0 yenikliğine yenik düşmeyen ilk adam Rıza idi. Rıza sağ kulvarda Metin’le çizdiği zik-zakları tekrarlarla ol denli bunaltıcı hale getirdi ki, Trabzonspor’un trafik kazası geçirdiği otoban orası oldu.

Şu Ali’nin sahada gezdirdiği hem futbola, hem beyefendiliğine bayılıyorum.

Feyyaz’ın attığı ilk golden sonra, arkadaşını tebrik etmeye giderken adımlarındaki “aşk fuleleri”ni gördünüz mü ?Feyyaz – Ali düşmanlığına körük uzatanlara, acaba gol sonrası manzaraları ne gibi bir etki yaptı ?..

Eminim… Hastaneye giden Ali’yi bir buket çiçekle ziyaret edecek ilk takım arkadaşı Feyyaz olmuştur.

En çok çamaşır yıkamaktan yakınan, yeni İstanbullu, yeni Beşiktaşlı Zeki’bin dün oyun boyunca kazandığı tüm topları iki ayağının altına koyduğu kazanda devamlı kaynatması, kişiyi şaşırtan bir gerilikti…

Nefis bir-iki şok topundan başka orta sahada “görünen adam” olamayan Gökhan’ın ağırlığı, pozisyonlara çok çabuk aklını ve adalesini batıramaması da, dünkü maçın şaşırtıcı yanı olarak kalemime girdi.

Defansta Samet’e, Ulvi’ye ve özellikle Kadir’e iyi numara İsmail, henüz “büyük takımda oynama”nın rahatlığını yakalamış değil…

Metin, kaçırdığı goller için, sanki tribündeki Beşiktaş kalabalığının kafasına helikopter düşüren adam oldu.

Ama Metin’in sağ taraftaki korkunç sürati olmasa, Rıza ile kurduğu oyun koalisyonu olmasa, Trabzonspor La Fontaine’in kargası gibi, gagasının arasında tuttuğu “1-0″lık peyniri bu kadar çabuk düşürür müydü ?

Saffet mi ?.. Henüz övgü sadedine gelmedi. Ama gelecek…

İSLAM ÇUPİ
(16 Kasım 1987, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.