Hazreti Ali…


17.04.1988'de Beşiktaş'ın Fenerbahçe'yi 2-1 yendiği maçın yazısıdır.


DRAMATİK bir başlangıcı vardı, Beşiktaş’ın… Beşiktaş’ı aslında dramatik kılan, takımın aşına aşına yedeksizlikten Milne’ın kafasında çizdiği garip portreden kaynaklanıyordu.

İngiliz, ardı ardına gelen talihsiz sakatlıklardan sonra, santrfor hiç olamayacak bir adamdan, bir santrfor çıkartmak yanlışlığına demeyeyim de, çaresizliğine düşmüştü.

Ulvi nerede olduğunu merak ede ede, bir benimsememiş santrforluğu Fenerbahçe yarı sahasında 25 dakika oynayarak, İngiliz’in çaresizliğinden ortaya Beşiktaş için telafisi çok güç olacak bir “şampiyonlukta olup olmama” dramını ortaya çıkaracaktı.

Fenerbahçe o esnada “Rıdvan’dan olma” bir penaltı ile 1-0 ileriye geçmişti, bile…

Fakat Fenerbahçe mevsimin belki de en kötü maçını vücut ve ayakları ile imzalayan Beşiktaş’a, oyun daha berbatlaşsın futbol daha “dan-dun” olsun diye benzersiz bir partnerlik yapacaktı.

40-50 metreden Lukovcan’a verilen geri paslar, orta sahadaki top yanlışlığı ve kontrol komikliği faul ve taç atışlarında iki-üç oyuncunun zaman çalmak konusunda girdiği ısrarlı ve ilkel tuluat benim 50 yıldır tanık olduğum ezeli rekabet içinde, rastlamadığım Fenerbahçe kalpazanlığı idi.

Fenerbahçeli taraftar dün tam Rıdvan’a, yarım Şenol ve Lukovcan ve İsmail’e, çeyrek Erdi’ye dünyanın parasını ödeyerek, futbol takımı diye 5 kişiyi seyrediyordu aslında…

* * *

Beşiktaş’ın geri dörtlüsü ayrı bir ülke, Beşiktaş’ın ileri üçlüsü ayrı bir ülke idi. Bu iki ülke arasında rahat gelişe ve geçişe köprülük edecek “orta saha” ülkesi nerede idi; acaba?

İşte o ülke yoktu, işte …

Trabzon maçında büyük çıkış yapan Gökhan, bir oyunluk bir büyük roldü sanki.

Zeki, takip ve yaratmada adeta 100 yılın ötelerine itilmiş bir yalnızlıktı.

Rıza ise Beşiktaş’ı yıllardan beri sırtında taşımak gibi çekilmesi çok zor bir hamallıktan bir maç olsa bile, kendisini izinde saymıştı.

* * *

Peki nasıl kurtulacaktı Beşiktaş, Kartal bu maçı kendi yuvasına nasıl taşıyacaktı?

Bir altmış dakika Ali’nin arayışlarının dışında arama merakına hiç girmeyen sahanın içindeki bir dolu şaşkına karşın, oyunu dışarda seyreden bir çocukla…

Saffet’in, Birol’u bir “şov” hareketi ile bozması sonucunda başlayan “Fenerbahçe’yi öldürme harekatı” sonucunda yapılan muhteşem ortanın Feyyaz’ın kafasından üst direkten dönüşü, topun Beşiktaş’a yaptığı en büyük kalleşlik olarak, bir yoruma bağlanacakken, bu tip karambollerde “kırk ayaklı” bir canlı olan Ali’nin dokunuşu ile filelere gidecekti.

Milne’ı artık “asli“ye çıkması gereken bir “yedek” kurtarmıştır. Beşiktaş’ın şampiyonluk yolunun başına “bu otobanda tamirat vardır” şeklinde Fenerbahçe’nin az daha koymayı başaracağı bir levhayı son anda kaldıran Ali’ye dün Beşiktaş tribünlerinin “Hazreti Ali” muamelesi yapması, hiç de “laik“lik ilkelerine aykırı değildi.

İSLAM ÇUPİ
(18 Nisan 1988, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.