Sorumluluk meslektir


22.03.1989'da Türkiye Kupası'nde Fenerbahçe'nin Galatasaray ile 2-2 berabere kaldığı maçın yazısıdır.


Futbol ciddiyet ister.

Futbolun ciddiyeti 90 dakikalık bir uzunluktur ve bu uzun yolda hem takım halinde hem de tek tek eleman olarak, saçının ucundan ayak parmaklarına kadar bu kavrama deliksiz bir saygı gerek…

Hiç ciddi değildi dün Fenerbahçe…

Artık ezeli oluşu da ebedi oluşu da tarihçe tescil edilmiş bir Galatasaray maçında Fenerbahçe mücaledelenin hiçbir dakikasında ciddi değildi.

Oyunun başlangıç “0-0″ında da ciddi değildi. 1-0 hele 2-0 olduktan sonra da ciddi değildi.

Ciddinin tersi gayri ciddi derken Fenerbahçe’de ezeli rekabetin tarihsel anlamını içlerine sindirmiş bazı futbolcuları da, angarya fırça ve boyalarla yapılmış ölü Fenerbahçe portresinin içinden çıkarmak gerek…

Schumacher’i, İsmail’i, Nezihi ve Hakan’ı az ciddiyetli bir Fenerbahçe’nin içinden çıkarıp, derby mücadelesinin futbolcuya benzeyen portreleri olarak ayrı bir bedestene asmak lazım.

***

Fenerbahçe’de Rıdvan olarak, Hasan, Aykut ve Oğuz olarak oynamak büyük bir klasla birlikte aynı büyüklükte ciddiyet ve sorumluluk ister.

Fenerbahçe’nin ezeli ve ebedi rakibi G.Saray karşısında sarsıcı ve çarpıcı bir fark yakalayacağı bir maçta isimleri ile suçüstü yaptığımız bu futbolcuları tarih, Sarı – Lacivertli takımın altı-yedi golünü sokağa atmış insanların “ayak suçu” gerekçesi ile yargılayacaktır.

Bir futbolcu gol noktalarında talihsiz, beceriksiz ve telaşlı olabilir. Fakat bir futbolcu gol bölgelerinde hiç sorumlu ve ciddi değilse, bir futbolcu gol bölgelerinde yapacağı işin tek amacı yerine, birtakım işe yaramaz fantaziler düşünüyorsa, hele hele bir futbolcu gol bölgelerinde atamadığı goller için en ufak bir üzüntü ve ders kırıntısı almadan, anormal bir sorumsuz olarak geriye dönüyorsa, orada mesleğe ve oynadığı takıma ihanete yakın bir kusur yapılıyor demektir…

***
Galatasaray oynarken, bazı Fenerbahçeli futbolcuların oynadıkları şeyi ayaklarının altında söndürüp rakibini seyretmelerini ne kadar isterdim dün…

Ölümüne bir ciddiyet ve sorumluluk içinde idi Galatasaray… Her hattı,her adamı ile ciddi ve sorumlu idi.

Nezihi’nin bıktırıcı ve mesafesiz markajı yüzünden Fenerbahçe golcülerinin bulduğu top nimetlerinin gramını bulamayan Tanju, sırf maç için taşıdığı ciddiyet ve sorumluluk yüzünden iki ibret golünü rakibin beklenmeyen yerlerine sapladı…

Simoviç’in Rıdvan’ın ikinci golünden sonra yan hakeme koşturduğu hırs, sahalardaki yeni bir kabadayı tipi yerine, yine maç ciddiyetini ve sorumluluğunu anlatıyordu.

***
Oyun 0-0’lık bir dengede durduğu zaman da, oyun 1-0 ve 2-0’lık bir aleyhte eğri çizdiği zaman da ciddi ve sorumlu idi Galatasaray…

Pas dengelerinin çok bozulduğu galibiyet inancının çok zayıfladığı anlarda bile, Galatasaraylı Uğur ve Prekazi’nin kaybetmediği oyun araştırıcılığı ve Fenerbahçe’nin direncini bozma inadı, bir ilahi kuvvet yerine, yine bu oyun ciddiyeti ve sorumluluğundan kaynaklanıyordu.

Zaman zaman çok gedikli Galatasaray defansının kendi söküklerini dikerken, bu terzilik sanatının adı, oyun ciddiyeti ve sorumluluğu değil miydi ?

Evet, futbol, çok ciddiyet ve sorumluluk isteyen bir mesleğin adıdır.

Çok ciddi ve sorumlu olmayan Fenerbahçe’nin maç içinde kaçırdığı mutlak 6 gol pozisyonu, çok ciddi ve sorumlu olan Galatasaray’ın “ofansif marifetli”nin yanına kaysa idi, Fenerbahçe Stadı suyu Sarı – Lacivertli olan bir gözyaşı okyanusuna dönecekti.

Futbol ciddi ve sorumlu takımı mükafatlandırırken, ciddi ve sorumlu olmayan takımı da cezalandırır…
Fenerbahçe dünkü maçtan 2-2’lik bir sonuçla çıkmışsa, kendisini yargılayan hakimin mürekkep hokkası ile kalemini öpsün…

İSLAM ÇUPİ
(23 Mart 1989, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.