Asliler ve dublörler


23.04.1989'da Fenerbahçe'nin Malatyaspor'u 6-1 yendiği maçın yazısıdır.


TAHSİN Kesiciler, Fenerbahçe futbol lunaparkını kesmek için, esrarengiz bir hakem tayini olmalı…

Üç-dört açık Malatya ofsaytına devam işareti çeken Fenerbahçe’nin uğradığı ağır ve kasti faullere aşk dolu bakan Kesiciler, açık bir Malatyaspor entbolüne göz kapatarak, Sarı-Lacivert ekibi, beraberlik golünü yemenin eşiğine getirdi.

Lig defterine bir hakem dip notu düşürdük.

Tahsin Kesiciler’le Fenerbahçe takımı bir kere daha karşılaşırsa ve o karşılaşmada düne benzer görülmemiş adaletsizlik sahaya dökülürse, hem Kesiciler, hem de bu hakemi santraya diken tayin babası ile fena halde hesaplaşacağız.
* * *
İlk golü yemenin önemli bir deprem olmadığına artık kendisine inandırmış olan Fenerbahçe defansında Müjdat fizik gücün sembolü ise, aklın ve sükûnetin simgesi Şenol’du.

Taygun özellikle hücuma katılırken, Hakan hiç görmediği ve işleyemediği bir maden gibi paslanırken, Nezihi ezberlenmiş defans gereklerinin nöbetini olanca ciddiyeti içinde tuttu. Schumacher’i ise, kale önü karambollerine koyduğu cesareti için kutlamak gerek..
* * *
Futbol sanatında rolün esas sahipleri ile onların dublörleri arasında seyircilerin kafasına yığınla soru getirip yığan kesintisiz bir savaş vardır.

Fenerbahçe takımının 6 ve 10 numaralı formalarının içindeki Oğuz estetiği ile, Turan’ın tank adımları, Sarı- Lacivertli tribünler için birer terk edilmez sevgidir, aşktır.

Dublörleri hiçbir futbol tribünü aslileri sevdikleri kadar sevmez derler.

Dünkü görüntü müstesna idi; galiba.

Oğuz ve Turan klasiğinin ağır görüntülerini çizmek için dün görevlendirilen iki dublör. Serdar ve Bilal, artık açık farklı galibiyetleri kendi özelliği yapmış Fenerbahçe’de taze ve etkili iki başlangıçtı.

Oyun çalışkanlıkları, top ve pas ustalığı yönünden, Turan ve özellikle Oğuz’un yokluktan ötürü çimene düşen taraftar endişelerini bir futbol şölenine çevirdiler.
* * *
Lig başından beri bir iddia uğruna sesi kısıldı Veselinoviç’in…

Hepimiz hayal diyorduk şu kelama…

Fenerbahçe bir lig takımına 10 gol atacak…

Hoca ile Fenerbahçe futbolcuları arasındaki aşk, idman takipçisi muhabirler ifadesine göre dört dörtlük…

Bu kara sevdaya rağmen, her hafta değişik muzipler tıkıyor hocanın lig başından beri öttürdüğü bu iddia çanına bir avuç ot tıkayıp duruyorlar.

Dün örneğin Hakan ve Erdi ayaklarına bu kadar egoizm demirleri asmasa, kaçan gollere biraz dikkat ve istek sokulsa, Veysel’in 10’luk tramplenine Malatyaspor çıkacaktı.

90 dakika oynamamada bir naz şampiyonudur Aykut … Ama dün öyle olağanüstü hareketler, öyle rakibin sadece seyrettiği ustalıklar yaptı ki, adamın maçtan çıktığı dakikaları futbol suçu sayıp eşofmanın içine almak mümkün değil…

Hakan dünkü kadar tek başınalığı taşıyacak güven ve klasa ulaşamadı. Şimdilik kolektif mütevazılığı sürdürmesi gerek…

Hasan’ın dünkü iki golü, haftalardan beri süren inanılmaz bir çalışkanlığın ve rakip yıpratıcılığının ucuna asılan bir San-Lacivertli güle benzetilebilir.

İSLAM ÇUPİ
(24 Nisan 1989, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.