Teşvik primleri ile ticarileşen futbol


30.04.1989'de Fenerbahçe'nin deplasmanda Boluspor'u 2-0 yendiği maçın yazısıdır.


FENERBAHÇE’nin 900 metrelik Bolu Dağından İstanbul’a getirdiği üç puan değil aslında Türkiye Ligi Şampiyonluğu…

Sarı-Lacivertli ekip belki son beş maçın en kahırlı doksan dakikasını oynarken, Türkiye’de gazete sayfalarına kadar düşen teşvik primleri denen bir rakiple de oynadı. Maçın başından beri özellikle Fenerbahçe’nin teknik ustalarına doğru jilet tarzında uzanan bir savunma maçı normal gören bir hakem için bir kart bolluğunun göstergesiydi. Özellikle Metin’in maç başından sonuna kadar Rıdvan’ın tandonlarına doğru uzanmış cinayeti şayet Sarı-Lacivertli futbolcunun arkada gözleri olmasaydı, bir Bolu cinayetinin gazete manşetlerinde dolaşan adı olacaktı.

Fenerbahçe çok iyi oynamadı. Fenerbahçe’nin zaten mevsim başından beri sahaya döktüğü şey futbol değil oyundur. Bu oyun belli terörlere rastladığı zaman, bu oyun kurallarının dışında bir kaba kuvvete rastladığında, oyunun oyunluktan çıkmış hali Fenerbahçe’nin tarifidir bir bakıma.

İlk yan boyunca olağanüstü bir görev hedefinde olan Fenerbahçe takımının özellikle bir Müjdat şemsiyesi ile belki ligin en deliksiz, gediksiz savunma resmine büründüğü anlardı. Maçı tutanlardan biri olan Schumacher’in degajlarla oyunu bir doldur-boşalt’a getirmesi Fenerbahçe’nin futbol sahasının tapusunu almayı engelledi. Bu engelleyişin içine rüştünü ispat edemeyen bir orta saha ölülüğü eklenince, beşlik-altılık Fenerbahçe menkıbesi önemli derecede topallıklara uğradı.

İkinci yanda Boluspor’un satır dolaştırdığı alanların dışında bir saha yaratmaya çalışan Fenerbahçe’nin, verkaç maharetlerinin dışında sağdan veya soldan ortalanmış iyi kafa vuran öldürücülere malik olması gerekirdi. Yer futbolunda önemli bir yıldız yağmursuzluğuna yakalanmış Fenerbahçe’den gelen iki tane kafa golü, Sarı- Lacivertli ekibin makus talihini yenmeye yetti. Altı aydan beri forma giymemiş Ergin’ın hatalar dolu sağ bekliği tartışma gündemindeyken attığı ilk gol, bıkmaz usanmaz deparları ve ciğeri ile Boluspor savunmasına alarmlar çaldıran Hasan’ın ikinci golü çok güç geçilmiş, kazanılmış bir deplasman maçının beyinsel görüntüleri idi.

Fenerbahçe 900 metre yükseklikten yani Bolu’dan İstanbul’a üç puanlık bir maç değil, Lig şampiyonluğunu taşıdı galiba…

İSLAM ÇUPİ
(01 Mayıs 1989, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.