Santra var santrfor yok


1.10.1989'da Fenerbahçe'nin Zeytinburnu'nu 2-0 yendiği maçın yazısıdır.


FENERBAHÇE’nin santrası var da, santrforu yok. Fenerbahçe’de santrfor olmayınca, San-Lacivertli takım,
asanörü bulunmayan bir gökdelene benziyor.

Ne yukarı çıkabiliyorsunuz, ne yukarıdan aşağı inebiliyorsunuz.

Dün sağdan soldan rakip ceza sahasının üstüne belki 30, belki 40 orta yapıldı. Bunlar her keresinde Zeytinburnu kalecisinin ellerini önce karıncalattırdı, sonra ısıttı.

Orta sayısını bir yeni maçta ikiye, hatta üçe katlayın. Rakip ceza sahasının içindeki baş enflasyonunda her çeşit kelleye rastlayacaksınız da, Sarı-Lacivertli bir kafaya rastlamak olanak dışı olacak.

Fenerbahçe’nin dün patenti kesinlikle ‘zayıf” konacak bir rakip önünde, delilerin sürahi suyunda petrol ararcasına gol ve sonuç aramasının ucuna asılmış fantezinin adı kendiliğinden konmuştur; santrforsuzluk…

Bulunursa nereden ve nasıl bulunur, bulunmazsa niçin veya hangi uykudan bulunmaz bilemem ama, Fenerbahçe’nin lig sonuna kadar bir santrfor böğürme sirenine yakalanacağı kesindir.
★ ★ ★
Fenerbahçe’nin iki bekinin Türkiye Birinci Ligi’nde oynama standardım iyice kaybettikleri, gerek fizik ve kafa, gerekse futbolu ateşleme, sevme konusunda bir konkordato dönemine girdikleri, dün bir kere daha bir açık itiraf olarak çimene düştü.

Bir stoper rakibi bastırdığında 20 teşebbüsünden on sekizinde faul yapıyorsa, o balanssızlıkta Fenerbahçe’nin savunma garantisi ve zarafetinden söz edilebilir mi?

Savruk rakip hücumlarını maçın ikinci  yansında 6 kere kornere gönderen bir savunmanın, üstünlük menkıbesini ve kalite kontrolünü Türkiye’de hangi kurum yapıp garanti belgesi verir?

Tony’nin ellerinde ve Nezihi’nin yüreğinde sıkışıp kalmış bir Fenerbahçe defansı, daha ne kadar hafta büyüklük masalı yazabilir?”

Defansı bir Tony, bir Nezihi Bekliyor öbür bekçiler ya formsuz ya doktor kapısı kuyruğunda…

Oğuz’un kişisel bir üslupla şekil vermeye çalıştığı, başkaca soluğu ve marifeti olmayan orta saha…

Dün oynadığı futbolla, kulübedeki Fenerbahçeli teknik adam yığınına bankolu on bir mesajı verir ve önümüzdeki maçlarda oynayıp oynamayacağı ancak Veysel’in külahında saklı olan Bilal…

Ve pabucundan yukarısı sahada olmasa da Fenerbahçelilerce vazgeçilmez olan Fenerbahçe Rıdvan…

Başka kim var ki ortalıkta Fenerbahçe terörünü estirecek futbolcu?

Bu beş futbolcu ile ligde “Fenerbahçe şampiyon” Filmi çevrilmez, çevrilse çevrilse benim çocukluğumda seyrettiğin 32 kısımlık “Maskeli Beşler” filmi çevrilir.

İSLAM ÇUPİ
(02 Ekim 1989, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.