F.Bahçe’de kumar bitti


3.12.1989'de Trabzonspor'un Fenerbahçe'yi 3-2 yendiği maçtan sonraki yazısıdır.


Fenerbahçe’nin son üç maçta 8 puan kaybedip,kıçından keman teline asılmış bir kış kavunu görüntüsü vermesi elinde fırça tutan hiçbir ressamı şaşırtmamalı…

Zeytinburnu maçından sonra aynen şunları yazmıştım.

Fenerbahçe fikstür lütfu ile ligde şimdilik balayı günlerini yaşıyor. İlerde bakkal, kasap faturaları, ev sahibinin gülle kontratı önüne düşünce, ne belalı bir futbol evliliği yaptığını sonra anlayacak.

Geçen yıl ligi şampiyon bitirip, şimdi puan cetvelinde hangi derinliğe ineceği belli olmayan Fenerbahçe’nin genel manzarası kaç milyonu şaşırtıyor bilemem ama, benim hiçbir tarafımı yamultmuyor…

Dert, Türkiye’de adı ne kadar profesyonel futbol kulübüne çıkmış teşekkül varsa, müşterek çekilen ve çekilmeye devam edilecek derttir.

Türkiye Batı’dan profesyonelliği sadece lügat kapağını açıp gelişigüzel bir sayfasından çalıp, kendi kulübünün giriş kapısına asmıştır.

Her profesyonel kulüp kendi kilosuna göre asılır. Her profesyonel kulübün futbol yoğurduğunu ısıtarak mı yoksa yitirerek mı, yiyeceği kendi bileceği iştir.

* * *

Fakat Fenerbahçe üç büyük kulüp içinde, Batı profesyonelliğinden dört nala kaçmış en büyük şampiyondur.

Fenerbahçe Batı profesyonelliğinin ne merkezi ısıtma sistemini kurabilmiştir, ne de o profesyonelliğin gerektirdiği hafif ve ağır sanayiini…

Uniteler birikimi, A ‘dan Z’ ye kadar yetkilerle donatılmış bir işletme demek olan Avrupa profesyonelliği Fenerbahçe Kulübü’nün kapısından içeri girmeye başladığından itibaren, Alaaddin ‘in lambası, devli perili, 40 haramili bir şark masalının cümbüşüne bürünmektedir.

Fenerbahçe Kulübü’nün kendi ürettiği ile dolmuş bir bağımsız kasası yoktur. Paranın hangi cepte olduğunu, sadece paranın sahibi bilmektedir.

Fenerbahçe oldum olası, aylık gelir ve giderlerine bir mahalle bakkalının gösterdiği hassasiyete bile dargın yaşamıştır.

Lig şampiyonluğunda iddiali bir takım dünyanın her ülkesinde Trabzon’a günü birlik gitme gibi bir beceriyi beceri olmaktan çıkaran bir yolu denerken, Fenerbahçe futbolcularını önce Giresun, sonra Vakfıkebir yatak ve yastıklarında uykuya haram ve hasret bir cansızlığa mahkum etmektedir.

Fenerbahçe’de bir yıllık deplasman envanterini en sağlıklı biçimde çıkaracak, takımı en kısa ve en zinde yoldan maça taşıyacak, maliyet özgürlüğü verilmiş tek yetkiliye sahip değildir çünkü…

Takım mevsim başından beri gizli hastalıklar ve sayısı bilinmeyen sarılık vakaları ile bir sarı hastaneye dönmüştür.

Rıdvan’ın bir düşen bir çıkan ateşine, bir kesilip bir artan oksürüğüne mevsim başından bu güne kadar palyatif tedbirlerin dışında hiçbir ciddi yaklaşım yapılmamıştır.

Çünkü Fenerbahçe’de sağlığa verilmiş önem aspirin ve vitamin verme ilkelliğinden bir doz öteye sıçramamış ve Batı profesyonelliğinin gerektiği evrensel boyutlara varamamıştır.

* * *

Fenerbahçe futbolcusunun günde kaç kalori aldığı, özel hayatını nasıl yaşadığı, kamp dengelerinin gerekli olup olmadığını, futbolculara nasıl bir ruh ve moral taraması yapılması gerektiğini hiç kimse ne bilmekte ne de merak etmektedir.

Futbolcuya futbolcu gibi bakacak, futbolcuya futbolcu gibi yaklaşacak, bir dert dinleme dert çözme ustası yoktur, Fenerbahçe’de…

Fenerbahçe’yi yönetenler, sadece karar defterine yazılıp kalmış birer eski buz parçasıdır adeta…

Hiçbir olaya ne Fenerbahçe’nin büyüklüğü ile orantılı kesin bir tavır koymakta, ne de daha da kötüleşecek Fenerbahçe’nin lig sağlığına köklü çareler üretmektedir.

Muhalefete, muhalefetin içindeki grupçuklara, bugüne kadar Gülhane Parkı’ndaki heykellerin üstüne baş olmayı bile becerememiş liderlere (!) bayılıyorum doğrusu…

Şubat’a doğru Fenerbahçe için yeni bir milyonerler avına çıkacaklar.

Milyonerler de yetmez, avın cinsi trilyarderlikten aşağısını kaldırmaz…

Ukalalık ve liste yapımı sizden, parayı verme trilyarderden…

Öyle bir kapitalist bulursanız beni de çağırın. Birlikte dört kol pişti oynarız…

İSLAM ÇUPİ
(05 Aralık 1989, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.