Okumak okumamak


24.12.1989'da Fenerbahçe'nin Adana Demirspor'u 3-1 yendiği maçın yazısıdır.


SENİN adın Fenerbahçe semti değil, Fenerbahçe takımı olacak. Senin karşında ayakkabının pençesini çıkaracak kadar kundra düşmanı bir ekip değil, Beşiktaş’tan 10 gol yiyen en yumuşak Güneyli Adana Demirspor bulunacak.

Oynadığın şeye yerli malı gibi konuşursak ayak topu denecek. Sen o ayaklarla o topun “ver gülüm, al gülüm” şeklinde bir teleferik kurduğu ilk 45 dakikada, üstelik dakikada 45 kilometre hızla esen bir rüzgarı da arkana bir meteorolojik destek diye almana rağmen, rakibin kale çerçevesini bulan tek gol şutu atamıyorsan, mahkemeye başvur bu “ayak topu” ismini iki yalancı şahit bul, aceleden değiştir.

Fenerbahçe’nin “ayak topu” oyunu tek bir kere, ayağın topa vuruşu gibi bir beceri gürültüsü haline dönüşmüyorsa, Sarı-Lacivertli takımın ayaklarını tuzlu su dolu bir leğene sokarak, elleri ile kendisini ispat ,edecek başka bir meslek araması gerek…

* * *

Fenerbahçe-Adana Demirspor maçının polis bülteninde yanan mavi lamba 90 dakika aynı “vat“ta kaldı; hep…

Sahanın neresinde bir kapitalist Fenerbahçe hücumcusu varsa, orada bir Adana Demirsporlu markajcı bir küçük esnaf sermayedarı bulunacak.

Oğuz kapalı… Turhan battal… Aykut iptal… Büyük ve küçük Şenol tilt.. Bilal öğlen uykusunda..

Adana Demirspor tarafından sahanın neresinde “adam adama” bir markaj disiplini ile rakip kovalanıyorsa, orada maç lastiği Fenerbahçe’nin…

Çünkü Fenerbahçeli futbolcular markajın başladığı noktalarda rakiplerine yüzlerini dönmüyorlar. Çünkü Fenerbahçeli futbolcular, sahanın gerisini, sağını, solunu çok çabuk kullanıp markaja karşı feyk atamıyorlar. Çünkü Fenerbahçeli futbolcular kaba markajı etkisiz kılacak, öldürücü bir karşı teknik kozu saha üstüne getiremiyorlar.

Oyun ve teşebbüs simetrilerinin İstanbul trafiği gibi kilitlendiği böyle maçlarda, üs-tüne bozuk bozuk yıkıldığım bir laf gelir yazı yazdığım masanın otoparkına…

“Teknik direktör ve oyuncular oyunu okuyamadılar, oyun bu hale geldi.”

* * *

Fenerbahçe, Adana Demirspor karşısında gerek takım yapısı ile, gerek fertlerin beceri zenginlikleri ile “ayak topu” oyununa, bu denli ayak dışı bir kaygısızlık duymuşlarsa, o futbol konserine ister nihavent, ister rast makamından nağmeler okuyun, hazreti güzelleştirebilir misiniz?

Galatasaray maçındaki süper çıkışlarından sonra, “Rıdvan’a veliaht mı geliyor?” dedirten Bilal ve küçük Şenol’un dünkü yok oluşları, okumayı unuttuğumuz bir büyük dalgınlık mıdır?

Lider Oğuz’un dünkü  oyunda direksiyonsuz kalışı, kendisini okutmayışımızdan mı ötürüdür?

Takıma ilk girdiği günlerde kafasında alfabe bile bulunmadığını yazıp durduğumuz Nejat, dün okuyup 5 ayda sorbon mu bitirdi?..

Hele Cevdet’in Fenerbahçe adına attığı bir üçüncü gol var ki; hangi üniversitedeki, hangi kısma okuma kitabı veya ders kitabı yapacağınıza karar veremezdiniz.

Mekan Adana Demirspor ceza sahasının önce üstü, sonra içi…

Cevdet hatalı bir hareket yapıyor, rakip defans hatalı bir müdahale koyuyor önüne…Cevdet ilk ve ikinci diriplinglerini hatalı icra ediyor, rakip defans önleyici ayaklarını yanlış yere basıyor. Cevdet golü kalabalığa sokup teslim etmek niyetinde iken, rakip defans hayalinde başka bir golcü korkusu yaratıp, alan yalancısı durumuna düşüyor. Cevdet’i kim okuttu  acaba?

İSLAM ÇUPİ
(25 Aralık 1989, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.