Hollandalı Romancı


26.08.1990'da Fenerbahçe'nin Aydınspor'a 6-1 yenildiği maç yazısı


Galiba bizim Kurbağalıdere Rekorlar Kitabı’ na çok acı bir gerçeği siyah mürekkeple yazmanın zamanıdır.

Fenerbahçe, kendi top tarihi santra masasında yazılmaya başladığından beri dün geçmişinin de forma zürriyetinin de en ağır taşra yenilgisini Aydınspor’dan aldı.

Körfez krizini Ortadoğu haritasının apış arasına atıp Fenerbahçe’nin 6-1’lik yenilgisini Türkiye’nin bütün vilayetlerinde birinci mesele haline getiren maçın dramına inildiğinde, birtakım gerçekler, büyük Fenerbahçe’nin günümüzde ne kadar küçük bir zavallı olarak 80 yıllık eşsiz sermayesini yemekte bulunduğunu belgeler.

***

Fenerbahçe’nin sarı renkli arşını da, lacivert renkli Halep’i de bellidir artık…

Dün futbolumuzun en görkemli oyun formasını giymiş o on bir oyuncunun sekizinin üstünden, o hiç layık olmadıkları bez armayı çıkarıp rengi ne olursa olsun başka bir libas geçirin ve salın Türkiye’nin futbolda en iddiasız ve en geri çimen bölgesine…

Sonra çeteleyi tutmak için kalemtraşla yontulmuş zarif bir kalem bile istemez…
“Altıda halftayım, on ikide bitiyor…”

En basit, en katı insanda bulunması farz olan futbol özelliklerinden hiçbirine farzı almamış o sekiz kişinin teşkil ettiği bir takım Türkiye’de klasmanı hiç duyulmamış sokak maçlarında kendi komikliklerini seyircisiz bir “hiç” liğe boğmaya layık iken, hasbelkader bir rüzgarla Fenerbahçe futbolcusu olmak gibi, bir sürpriz krampon ikramiyesinin sahibi olurlarsa, futbolculuk sanatı ile birlikte Fenerbahçe formasını da kepaze ederek dünkü feci yenilginin kılı kıpırdamaz odun yığını haline geliverirler.

***

Zaman zaman Fenerbahçe’nin eski yıldızlarına gönderdiğim sevda mektuplarıma, “Yeni nesle niçin aşık olmuyorsun ?” diye insafı patlamış yürekli aktüel tekzipler gelir.

Dünkü Fenerbahçe takımının sekiz kişisini enine boyuna titiz bir kontrolden geçiriyorum da, bunları 40 yıl öncesinin genci haline getirsem, acaba hangisi, o Fenerbahçe takımına kuyumcu vitrininde nereye oturur, hangi ayak hünerine güvenip “Ben futbolcuyum beee” diye Sarı-Lacivertli tribün yığınlarının karşısına çıkabilirdi.

Fenerbahçe formasını giymek başka şeydir, Fenerbahçe’nin futbolcusu olmak ise başka şey…

Bu çok değişik iki kavram elmalarla armutların toplanması gibi tek hesap makinesinin tuşlarına enayicesine bir malzeme yapılıp, Fenerbahçe forması giymiş futbolcularla, Fenerbahçe’nin kendisi oynatılırsa, dünkü hezimete benzer sonuçları, sorumlular kaşınma duygusu iyice kabarmış bir “kıç”la seyretmeye devam ederler.

Hiddink’le ilgili bir kişilik araştırması, gazetelerin spor sayfalarında hala olanca dedektif adımları ile süzüp duruyor.

Kafalar bir TIR kamyonunun bol tekerlekleri gibi, Kalamış’tan Hollanda’ya doğru bir sallan yuvarlan gıcırtı bolluğunda…

Spor basını hala parke cinsini çözemediği ince bir yolda…
“Hiddink, PSV’yi yarattı…”
Aksi sesler kontratakta…
“Yok, yok… PSV, Hiddink’i yarattı.”
Yaratma konusunda Fenerbahçe’ye hiç yararı dokunmayacak bir yaratma serüveninde demirli kalışımız korkarım ki, yaratılmayı bekleyen bir Fenerbahçe’nin yaradan olup, bulunduğu Kalamış’tan gökyüzüne doğru uçmasına yol açacak.

***

24 bin küsür Fenerbahçe kalabalığı, Fenerbahçe’ye deli divanedir. 24 bin küsür Fenerbahçeli, nafakasından sansür edip, bu takımı seyretmek için “20-35-50″bin liralarını verirken, Aydın karşısında “altı”lık hezimetler yerine başka şeyler görmek istiyor.

Fenerbahçe’yi 4-5 yıl önce Samsun karşısında Eskişehir karşısında dörtlü beşli gollerle alay konusu yapmış, fıkralara baş kahraman etmiş eski meşhedileri görmek istemiyor.

Yuhalar, ıslıklar, böyle bir takımdan çok, ısrarla bu takımı sahaya sürenleredir.

Hiddink, Fenerbahçe’ye hangi güneşli günleri, hangi futbol yüklü, bulutsuz havaları vaat eder, o kendi hünerinin içinde saklıdır.

Hiddink, eski Fenerbahçe’nin yeni romanını yazmaya çalışıyor.

Fenerbahçe’deki en tehlikeli romancılık bu…

Ömer bu müsveddeleri görmüyor mu ? Hiddink’in kalemini tutamaz mı ?

Tutmuyorsa, Hollandalı romancının bir an önce ülkesine dönmesini istiyor; galiba…

İSLAM ÇUPİ
(27 Ağustos 1990, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.