Organ nakli

SCHUMACHER’in futbolu bırakacağı yıl on kişilik bir takımın kalesini koruyacağı yerde, takımı olmayan kaleci dramında harikalar yaratan bir yalnızlığı oynaması, Fenerbahçe taraftarının beyninde nasıl bir büyüklük olarak kalacağını şimdiden kestirmek çok güç…

35 yaşın bir insan vücuduna sokacağı kaleci korkaklıklarını ağırlık ve bezginliklerini üç direğin aut bölgelerine atan Schumacher, Fenerbahçe takımı hangi maçlarda bir oyuncak ayaklar şaşkınlığına girmişse, o oyunlarda devleşerek, profesyonel futbolculukla yazılabilecek bir efsane kitabına çarpıcı yapraklar ilave edip duruyor.

Seyircinin sonuç ne olursa olsun kendi takımını yok edip Schumacher tek galip olarak ilan etmesi Fenerbahçe’de on birin sanat’ı olması gereken futbolun çift ele sığdırılmış ibretti bir plonjonudur, aslında.

Formayı görmenin futbol görmemenin çok çok ötesinde bir hiç eskimeyen bilakis her geçen gün artan bir tiryakilik olduğunu anlatan Fenerbahçe seyirciliği, örnek olarak tektir, Türkiye’de…

Top sahada futbola benzer güzel grafikler çizmese de oyuncular arasında usta ve göze hoş gelen bir meşin yuvarlak ağı da kurulmasa, bu oyunun temel becerileri olan isabetli pas, öldürücü şut, düşürücü çalım, hiçbir çimen parçasında mevziye girmese de, 18 bini bulan seyirci umutlarının terse tepmişliğine aldırmayarak Sarı-Lacivertli bu gökkuşağını her hafta görmeye gelmektedir; galiba…

Futbolun sahada sıkıcı bir gidiş-geliş olması, futbolun San-Lacıvertli ayaklarda çıldırtıcı bir Arapşaçı gibi karışması, umurunda değildir o 18 bin kelleli Fener¬bahçe taraftarının…

Her hafta rengin Sarı ve Lacivert olanını görmek, sahada futbol adına görülebilecek bütün oyun saadetlerinin çok çok üstünde bir mutluluktur, Fenerbahçeli için…

Fenerbahçe futbol takımı olarak ayakta duramasa da, Fenerbahçe futbol diye belden aşağısı olmayan bir canlı şeklinde ilkel parendeler de atsa, o seyirci Türkiye’de tribün şampiyonluğunu kimseye kaptırmama gibi, görülmemiş bir inadın rastlanmamış bir bağlılığın şarkılarını söyleyip duruyorlar.

İSLAM ÇUPİ
(04 Mart 1991, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.