Basketbol Hikayeleri

Fenerbahçe basketbol takımının girdiği her salondan bir şampiyonluk kupası alarak çıkması, Türkiye’de tutkunu en çok olan kulübün futbol sahalarındaki cesedini bir büyük diriliş diye potaların en zirve podyumuna oturttu.

Bütün bir sene Sarı-Lacivertli taraftarın futbol sahalarında topladığı kahrı, salonlardaki bu altın çocuklarla büyük bir sevinç ve mutluluğa çeviren Fenerbahçe, bu dayanılmaz başarıyı en az duyulacak şekilde salonların dört duvarı içine hapsederek üstüne de fazla talepli olmasınlar diye bir unutturma lehimi dökerek, konservelerin bulunduğu reyona kaldırdı.

Çünkü onların suçu şampiyon futbolcu değil, şampiyon basketbolcu olmaları idi…

***

Bu yıl Fenerbahçe’ye getirilmiş basketbol lig şampiyonluğu, sporda geçilmiş bir Çin Seddi’nin nasırlı adımlarını anlatıyordu, aslında…

1967 yılında kurulan basketbol milli liginde bir çeyrek asır potaların terinde pasında, o salonların kahredici nostaljisinde bir türlü Fenerbahçe adına çembere sokulamayan mutlu sonun, 25 yıl sonra bu çocuklarla gerçekleştirilmesi, Sarı-Lacivertli tarihe bir yeni çağın anlamlı takvim başlangıcı olarak düşürülmesi gerekirdi.

Onlar, futbolcular gibi nazı fazla, randımanı düşük profesyoneller de değildi, aslında…

Evet, para almışlardı ; ama aldıkları paraların yanında, daha büyük bir sorumluluk, daha büyük bir inanmışlık almışlardı. Bunun spordaki profesyonellik borsasında, değer eden bir fiyatı yoktu.

Fenerbahçeliliği almışlardı, yanlarına…

Bütün bir sezon boyunca salonlara her adım atışlarında ne kazandıkları maçı fiyatlamışlar, ne transfer ağının içine erken düşmüşler, ne şampiyonluk pazarlığı yapmışlar; sade ve sadece Fenerbahçeli gibi oynamak şeklinde bir ifade ihtilalinin genç devrimcileri olmuşlardı.

***

Profesyoneldi bu basketbolcular…

Ama profesyonel olan bu basketbolcular yıl boyunca paraya ait tek bir el ağrısını kulübün çatısına asmamışlar, muhabir, sorumlu müdür ve ağır yazar torpillerini kullanarak gazetelerin spor sayfalarında manşet şamatası yaratmamışlar, iki büyük şampiyonluğu camialarına getirirken, para bezirganı figürleri ile vazgeçilmezlik nutukları atmamışlardır.

Türkiye ligi şampiyonluğundan sonra kollarına dövme yaptıkları Cumhurbaşkanlığı Kupası, mecburi bir başarı, zorunlu bir olay olarak gazetelerin manşetlerini Sarı- Lacivert renklere bulamış, sonuçta Türkiye’nin en makbul değirmeni olan unutkanlığın çarklarında, biraz kül, biraz duman diye tanımlanan bir poşete sokulmuştur.

Ne biçim profesyonellik bu…

Bu altın takımın, bu uçan çembercilerin Fenerbahçe Kulübü’nden transfer taksitleri adı altında 600 milyon lira alacakları vardır.

Adı 10 milyon olarak konulmuş şampiyonluk primi, aradan 15 gün geçmesine rağmen, hak edilmiş ceplere girmemiştir, henüz…

Fenerbahçe Kulübü’nün krampon ağrısına sonuna kadar açılan kasası, basketbol ve basketbolcular söz konusu olduğunda vatandaşa “Bugün git, yarın gel.” diyen bir devlet dairesinin vurdumduymazlık raksına doğru zilli bir tef eskizi çizmektedir.

Transfer sezonu resmen başlamıştır, basketbolda…

Çemberlerin üstünde bir zenci halı ile uçan Larry Richard’a, Paşabahçe 300 bin dolarlık bir bavulla yeni bir salon serveti teklif etmektedir.

Bugün Larry’e, yarın öbürlerine… Fenerbahçe yönetimi nerede ? Basketbol için adres sildirenler, yarın öbür gün bu çocukları karşılarına alıp tarihin en büyük sorgulaması için masaya adli bir tokmak vurabilirler…

“Neden şampiyon oldunuz ? “

***

Temizlik kavramı son derece gelişmiş bir yönetim kurulu üyesi, “Salonlar şampiyonluk için değil, çamaşır kurutmak içindir.” dediğine göre, geçen yıl 400 milyona kurulan, bu yıl ligde ikinci olup, ezeli rakibi Galatasaray’ı yenerek BTGM’lüğü Kupası’nı kazanan Fenerbahçe basketbol kız takımının yaşamı da tehlikeye girmiştir.

Fenerbahçe’nin salonlarda ikinci gururu olan basketbol kız takımının önümüzdeki yıl, daha başarılı derece flaşlarında patlaması için, yeni bir 400 milyona daha ihtiyacı var.

Sesler gelmektedir, Kalamış Koyu radyosundan…

Ne lüzumu var birader… Biz 400 milyonu grup yemeğine sarf edip sandıktan yine galip çıkarız.

Sandıktan adam çıkarmış gibi…

İSLAM ÇUPİ
(09 Nisan 1991, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.