Bostan kuyusu hikayeleri…


21.04.1991'de Fenerbahçe'nin Gençlerbirliği'ni 2-1 yendiği maçın yazısıdır.


Stoper ile kalecinin veya libero ile kalecinin Türkiye’de düştüğü tarihi yani ruhsal ve vücutsal bunalımlar, dün Fenerbahçe – Gençlerbirliği maçında da devam etti, Schumacher ve Gökhan arasına düşen bir top, müdahalenin ilk sahibini bulamayınca, bu gol başkent takımını 1-0 öne geçirdi.

Fenerbahçe’yi Ankara’da 3-0 yendiği maçta yine kendi çöplüğünde Beşiktaş’ı 2-0 devirdiği maçta, hep kendi içinden değil hep kendi içinden olmayanı ile takım taltif eden Babıali’ce “rakım bin Milan’ı” şeklinde tarif edilen Gençlerbirliği, dün futbolda dümeni hadım Fenerbahçe karşısında neye benziyordu, biliyor musunuz?..

* * *

Benim çocukluğumun veya ilk gençliğimin geniş ve derin kuyulu Arnavut tapulu bostanlarına…

O bostanların kuyu ağzına kurulu babadan görülmüş teknoloji ile işletilen sulama, koca bir kağnı tekerleğine benzeyen bir yuvarlağa sık aralıklarla iliştirilmiş, iri ve paslı konserve kutuları ile olur ve su her keresinde aynı noktaya dökülürdü.

Bostan trafiğini bilmiyorsanız ve eğim diye bir şuurdan da yoksun olup, toprağı arklara bölme gibi bir ustalığınız yoksa, su dağılımını gerçekleştiremez ve araziyi dengeli ıslatmak yerine, toprağın belli noktalarını bataklık edersiniz.

Gençlerbirliği’nin 90 dakika süren ve sahaya pas döken bostan kuyusu çıkrığında da bu ataerkil detay yerine, topu her keresinde aynı noktaya indiren ve sahanın sadece belli kesimlerini bataklaştıran bir akıtma düzeni vardı.

Tekrarlar, “ilkelliktir, basitliktir” teorisi hiç dikkate alınmadan, hep aynı noktaya gidip oradan geri dönüyordu; Gençlerbirliği.

* * *

8 bin küsür üstü Fenerbahçeli taraftarın tribünde toplanması, maçın ilk yarısında hiçbir tarafını toplayamamış bu takım için, makul olan bir kalabalık mıydı, yoksa bir makulsüzlük yığını mı?..

Belli ki, o kalabalık dünkü maçın karşılığı olan bir canlı yığını değil, bu takımın ileriki haftalar yapacağı Galatasaray ve Beşiktaş derbileri için yapılmamış oyunların umutlarını bileyen bir ön karakolun fedaileri idi.

Dışardaki Fenerbahçeli mevsimin son iki büyük maçını kazanmak için kendisine göre bir takım tribün devrimleri konusunda futbol dışı çareler üretmeye çalışırken, sahanın içindeki Fenerbahçeli futbolun esas sahibi olarak hangi top inanışlarının hangi top inatçılığının peşinde idi acaba?…

* * *

İki kupayı da kaybetmiş sahanın içindeki dünkü Fenerbahçeli bir kere daha görüldü ki, bu ünvanları düşürdüğü maçlarda nasıl ayakkabılarının tek kramponu bile titrememişse, şimdi önlerindeki iki büyük maçı kazanmak için de hiçbir vücut onur ve moral kalıplarının şeklini almak gibi bir inanç bütünlüğüne girmesi konusunda pek niyetli değil…

Alman kalecinin yaptığı el degajlarının arkasını futbola döndüğü için kendisine geldiğinden haberi olmayan ve seyirci tarafından uyarılan adam Fenerbahçe’de futbolcu…

En kolay ve rahat pozisyonda pas hatası yapan – hem de üst üste – adam Fenerbahçe’de futbolcu…

En basit stopu yaparken, top ve ayak dengesini kaybedip yere düşen adam, Fenerbahçe’de futbolcu…

Takım hücum yaparken, golün kolay atılacak yerlerini seçmek yerine topun süren adamı karşılamak gibi garip bir saha paradoksunu tercih eden adam Fenerbahçe’de futbolcu…

Top tutmakla, top çıkarmak arasındaki saliselere bağlı kararı geciktiren, karar verme mekanizmasına rötarlı zamanlamalar katan adam Fenerbahçe’de futbolcu…

* * *

Bir sahada bir takımın tüm kazanma ışıkları sönmüşse, bir sahada bir takımın yaratıcılık ve bitiricilik organizasyonda tamir edilemez kopukluklar ve hiç işlemez parçaları varsa, Fenerbahçe seyircisinin son iki büyük maç için düşündükleri savaş, sahadaki hangi komutan ve neferlerle bir zafere dönüşebilir?

Schumacher Müjdat, hadi yerli malı yazalım Yakup’un dışında bütün bir sezonun günahlarının temizleneceği son iki maça hangi futbolcu o büyük ibraya hazır görülüyor.

Devre arasında Mesut Dizdar’ın soyunma odasına inip dediklerini dünü kurtarmak için bir dünlük hap olarak kalmalı…

“Beyler siz profesyonelsiniz. Profesyonellik yaşamın her dakikasında başka bir şeyi düşünmek demektir. Oyunun birinci devresinde her şeyi düşündünüz. Şimdi Fenerbahçe’de profesyonel futbolcu olduğunuzu düşünme zamanıdır.”

Mesut’un modern muskası Gençlerbirliği maçı için tuttu.

Biraz sürat, biraz dikkat, biraz inançlı futbolcuların birbirlerini rakip kaleye sürüklemesi, biraz futbol ve iki gol, Gençlerbirliği maçından Fenerbahçe’yi galip çıkardı dün…

Ama Galatasaray ve Beşiktaş maçlarının soyunma odaları bu kadar kolay değil… Dezenfekte tutmayabilir…

İki kulhuvallah bir elhamla ve de eldeki 99’luk tespihle o soyunma odalarından sevap çıkar, ama galibiyet nasıl çıkar?…

İSLAM ÇUPİ
(22 Nisan 1991, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.