İmparator ve Ölüler


1.09.1991'de Fenerbahçe'nin ligin ilk maçında Aydınspor'a 2-1 yenildiği maç sonrası.


Aydınspor, Fenerbahçe’ye beraberlik golünü attıktan sonra, futbol tarihi tekerrür ediyordu; galiba…

40 yıl öncesinin bir daktilo cümlesidir : “Beraberlik golünü yedikten sonra bütün hatları ile yüklendi.”

Fenerbahçe de öyle yaptı ; galiba…

Fakat yürekleri ve adeleleri ile birlikte ustalıkları ve futbol becerileri de küçük takımlar, rakibin kalabalık tuttuğu geri orta yerlere bir o kadar da kendi futbolcularını getirerek, 20 metrekarelik yeri, yürünemez, dönülemez, hatta yaşanamaz bir cehenneme çevirirler.

Maçın son 25 dakikasını Aydınspor’un çok biriktiği defans bölgelerine getirip tüm takımını sokan Fenerbahçe’nin duvar pasları ile kontrolsüz havalandırdığı toplarla, çok az şans veren karambollerle, bu maçın içinden çıkması mümkün değildi; zaten…

***

Beraberliğin Fenerbahçe için bir sevinç neticesi olarak kabul edilmesi gereken dakikalarına geldiğinde maç, çok hesapsız doldurulmuş bir ofansın gerisinde, çok akılsız boşaltılmış bir defansın pistinde, Aydınspor’u galibiyete götüren bir kontratak golünün ilk adım sesleri oluşuyordu ; Sarı-Lacivertli gerilerin sol tarafından…

Cephesini tam pozisyon Faruk’a dönmüş bir Müjdat’ın rakibin en basit bir dripling becerisi göstermeden yanında geçip gidivermesine, hiçbir adele ve akıl tavrı koyamıyorsa, pardon ama o futbolcu, bu yıl upuzun bir ligin içinde vazgeçilmezliğini anlatmıyor, geciken bir jübilenin çimene düşen davetiyesini, sevene sevmeyene kırmızı balmumunu gösteriyordu.

***

Futbolda bir taraftar yığınının, stattan çık Türkiye haritasının başından sonuna kadar 20 milyonluk bir kalabalığın sana yöneltilmiş sevgisini, ona hiç ihanet etmeden taşımak çok zordur.

Oğuz’a 3 yıldır yığılmış Fenerbahçelinin hayranlık ve aşklarının dördüncü yıla dönerken, birdenbire onun şahsında nefrete ve dün olduğu gibi ibretli protestolara kulvar çevirmesi, Fenerbahçe tüzel kişiliğini takımın çok üstüne koymaya çalışanların, başının nahiyesinde çok çok dolaşmış bir giyotindir.

Yuhalandı dün imparator…

Sahanın neresinde olursa olsun, bütün faul toplarını sen kullan… Aksiyona kalkan hangi takım arkadaşın varsa önünü kes, kolektif anlayışı ferdiyetçiliğe çevir… Sahanın istediğin yerini gör, istediğin yerini görme… Arkadaşların fizik ve akılları yettiği kadar saha parçalarında mücadele eder, gayret emekleri atarken, sen oyuna duygusuz bak, hiçbir fizik mücadeleye ortak olma ;  bazen yürü, bazen dur… Özellikle Tanju ile iletişimlerinde Fenerbahçe seyirci kalabalığına günden güne bir anda gerçekleşecekmiş gibi, kıskançlık, çekememezlik ve “Ben istemezsem Fenerbahçe’de Tanrı bile oynayamaz” kabadayılıkları at…

Tarihte uzun yaşamış imparatorlukların arkasında bir polis gücü, bir ordu balyozu vardı.

Futbolda kurulmuş imparatorluklar ise yalnızdır, yalındır. Oynadığın zaman imparatorluğun bir güzellik, oynamadığın zaman imparatorluğun sefillik…

Futbolda unvanlar auta giden toplar gibidir. Peşine sadece 2,5’luk dediğimiz garibanlar takılır…

***

Hakan ve Ümit’e de en az Oğuz kadar dünkü maçın ağır suçluları diye yafta asmak gerek…

Ayaklarını, yere basan eller kadar beceri dolu kullanabilen bu iki futbolcunun 90 dakika boyunca zemine hiçbir ustalık ve profesyonellik fotoğrafı bırakmaması, onlar kendi özel durumlarını hangi özel savunma nutuklarının cümlelerinde hak bülbüllüğü yaparlarsa yapsınlar, yığınların önüne çıkardıkları top kişilikleri ile, hiçbir maçtan “geçti” notu alamazlar.

Hele Kadıköy’ün hiçbir yerini bilmeyen, su alacak lisanı bile olmayan Gerson’un dünkü maçta Fenerbahçe için sarf ettiği sevecenliği gördükten sonra…

***

Aydınspor, önce Fenerbahçe’nin kalabalık fakat kör yüklenişlerini defansı ile önleyen takımdı.

Aydınspor, mevsim başından beri Fenerbahçe adına estirilen terörü, rakibinden hiç çekinmeden, korkmadan sahada çok dolaştırdığı pas sistemi ile, bir yumuşak korkuya çevirdi.

Aydınspor, tıpkı geçen yılki farklı galibiyette olduğu gibi, etkili kontrataklarla buna karşı hiçbir tedbiri olmayan Fenerbahçe defansını bir kez daha yendi.

Aydınspor başkanı, şeref tribününde takımı galibiyet golünü attığı anda, yaşamak belirtilerini bir kenara bırakınız, nefes almıyordu bile…

25 bin Fenerbahçelinin yağmuru ve gürültüsü hiç dinmeyen bir Kadıköy gününde, çok şeyi olan bir takımın hiçbir şeyi olmadığı varsayılan bir takım önünde ligin ilk maçını kaybedişi, belki Aydın başkanını, bu büyük ölüme ve ölüye duyulması gereken bir saygının kelimesiz, tepkisiz dünyasına çekivermişti ; anlaşılan…

İSLAM ÇUPİ
(02 Eylül 1991, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.