Ali Şen

Ali Şen’in 1981 yılındaki Fenerbahçe başkanlığından sonra 11 çarpı 365 gün apoletsiz dolaşıp şimdi tekrar o koltuğa talip olması, hizmet teorisinin hangi akılcı kefesine oturtulabilir ?..

Ali Şen’le birlikte o kuruma üyelik kimliği ile yapışmış her akıllı insan bilmektedir ki Fenerbahçe ekonomisi, yönetim biçimi, kulüp prensipleri, sporcu ve para üretimi bakımından, tepe taklak hale gelmiş bir dinazor gibidir.

Başkanlığa geldiği 1981 yılında grup barajlarını nisbeten yıkıp geçen “Fenerbahçe yönetimi tektir, onu da gruplar değil, başkan seçer” gibi şimdiye kadar kulüpte görülmemiş bir kişilik direnişinin şampiyonu olan Ali Şen, dizginleri ele geçirdikten sonra 11 yıl sarı-lacivertli kurumu doğudan batıya taşıyacak her türlü takvim yolu ve rahatlığına sahipken, birden bire neden ortalıktan kaybolmuştur ?..

11 yıl bir ülke yaşamında, bir toplum kesitinde, bir kulüp saatinde, kaybedilmiş zaman değilse, bu kronometre firesine ne ad verilir ?

11 yıl önce grup ampullerinin voltajlarını iyice söndüren, sokak otoritesini yönetimin iskemlelerine çeken Ali Şen, Fenerbahçe’deki büyük değişim fırsatını ele geçirip onu tekrar anarşiye teslim ederken de anlaşılmazdır ; 1992 yılında işler büsbütün çıkmaza girmişken, başkanlığa yeniden talip olurken de anlaşılmazdır…

Otomobilin geri vitesinin olduğu, ama ülkelerin, toplumların ve kulüplerin bu meziyetinin olmadığı biline biline…

***

Ali Şen’in çok lisanlı bir insan olduğu doğrudur.

Ali Şen’in kulüp yönetimine batılı mesajlar ve soluklar verdiği, reklam tanıtım ve kişilik bulmada teşekküle büyük adımlar attırdığı, para kaynaklarına akıl almaz matkaplar uzatıp deldirdiği doğrudur.

Ali Şen’in FIFA ve UEFA şatolarına kolay maymuncuklar uydurduğu, dünya ve Avrupa futbolunda bir uzman masaya sahip olduğu, Fenerbahçe vitrinini ““te ve “dış“ta bir Noel’e bulayacağı da doğrudur.

Hatta Ali Şen’in, son yıllarda baş rol oynadığı Fenerbahçe tarihinde, şeyhin kendinden menkul kerametleri ile, şarkta bir “Ali Baba“lık rolü oynadığı, inanılmaz projelere akıl almaz büyü ve sihirlere uçan halı açtığı doğrudur.

Tıpkı kara mizahı ile, yüreği gerçeği ve eylemleri ile Red Kid’in Amerikan tarihinde oturduğu ve inmezliği tescil edilmiş yeri gibi…

Red Kid, filmde kıl ve katrana batmak üzere olan bir silahsız sade gariban bir Amerikalı vatandaşı kurtarmak amacı ile katran fıçısına ateş eder ; siyah mavi bir havuz fıskiyesi gibi dört bir yana saçıldığı an, beyaz perdede 5 saniyelik bir sessizlik olur. Sonra bir alt yazı …

Yolların asfaltlanması fikri, ilk defa Red Kid’in denediği bu değişik düello biçiminden sonra gerçekleştirilmiştir“.

Bir başka film ve bir başka seans…

Red, dumanla birbirleri ile haberleşen ve mesajları son derece birbirlerine net ve anlaşılır giden bir sürü Kızılderili kabilelerinin iletişim ağını görür ve olaya güven oyu verdikten sonra dünyaya şöyle haykırır :

Beyler, şu andan itibaren Amerika, faksı keşfetti.“‘

Ali Şen’in başkan adaylığını resmen ilan ettikten sonra yapacağı işler faslında “Beckenbauer’i getirmek, Beşiktaş’ı 5 yıl üst üste yenilmeden yenmek, Avrupa kupalarında Fenerbahçe ‘ye final oynatmak” gibi normal vatandaşın çok uzağındaki vaatler, belki de Red Kid’in namlusunun ucunda çok kolay patlayan bir kurşun modelidir.

Red Kid nasıl Amerikan tarihinin karizmatik tek kahramanı ise Ali Şen de Fenerbahçe için öyle…

Ama kongre yaklaşırken öyle görülüyor ki, sandık işleri 11 yıl önce Ali Şen’in oturttuğu ihtilalin süngü ucunda gitmiyor, grup ve grupçuların koyduğu kanunların çakıl taşlı toprak yolunda yürüyor.

Yine her akşam grup liderlerinin evlerinin etrafında turlamalar… İçtenlik ve samimiyet kavramlarının hangi santigrata vurduğu belli olmayan tebessümü soluk gazete fotoğrafları…

Birbirlerini boya sanayiinde henüz icat edilmemiş “en kara” ile bulayan taraflar…

Parası toplu yatırılmış rey orduları… Grupların kemikleşmiş oy kalabalığı… Grupların ellerinde tesbih gibi çektikleri, sözüm ona başkanın iradesine bırakılmış yönetim kurulları listeleri… Görkemli yemekler, güdümlü rakılar, alakart mezeler, Fenerbahçe nutukları, en büyüğün adisyonu ödeyen gizli bay olduğu, tantanalı geceler…

Ve 11 yıl önce Fenerbahçe’de neleri yakalayıp sonradan neleri bıraktığının hesabını hiç yapmadığı belli olan Ali Şen’in belki “yakalarım” diyerek balıksız denize bir çivileme yapması…

Ama Red Kid bu…

Mucizeleri de bitmez kerametleri de…

İSLAM ÇUPİ
(04 Şubat 1992, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.