Zaferin adı Fenerbahçe


22.4.1992'de Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı 5-2 yendiği maçın yazısıdır.


AĞIZINDAN çıkardığı kelimeler sebebi ile 40 gün maç yönetmeme cezasına çarptırılan Erman Toroğlu ağır suç işlemiştir de, dün Fenerbahçe-Galatasaray maçında 2 kırmızı 5 sarı kart gösteren hakem, bu ülkenin bu yıl ki, karton kahramanıdır, artık.

Semih, Şenol’a gösterilen sarı kartlar, ile Yusuf a gösterilen kırmızı kart, Avrupa’da topa niyetlenmiş hareketler olarak değerlendirilir ve olsa olsa duran oyun, üç faul verilerek yeniden başlardı.

Anlaşılan dünkü hakem asgari ücretli ve evinde hala televizyonu olmayan bir vatandaş…

Çünkü beyaz cam lüksüne sahip olup Avrupa’dan naklen verilen batı modeli birkaç maçı seyretse idi, kendisinin sarı ve kırmızı kart gösterdiği pozisyonlara batılı meslektaşlarının bıyık altından bile gülmediğini görecek ve maç için kızarttığı Yusuf un yerine, kendi yüzü kızaracaktı.

Fenerbahçe’nin kazandığı penaltıdan sonra yerde yatan Rıdvan’ın “Lan niye numaradan kendini atıyorsun?” şeklinde bir öfkeyi koşturarak gırtlağına sarılan, bununla yetinmeyip Oğuz’a yumruk atan Hayrettin’in karşısına sarı kartla dikilen dünkü hakem, eğer yüreği renge boyanmış değilse, mutlak kafasının içinde “kemikten yetersiz” bir ur taşımaktadır.

Mazi, hiç kaybolmayan bir afiş.

Galatasaray, Fenerbahçe’yi bir iki yendikçe naklen yayın mikrofonlarına saha içinden terbiye de centilmenliğe de hiç uymayan tarihsel (!) sözler gönderen Hayrettin, Fenerbahçe Galatasaray’ı çok yenince, galibiyet eşitsizliği çoğalınca, bu yıl çok övülen kaleciliğini bir kenara bırakıp, kabadayılığa özendi.

Türk futbolunun iki en efendi sessizi Rıdvan ve Oğuz’u seçmesi bir hedef yanılması idi, aslında. Hayrettin’in kendisine bir bacak arası golü hediye etmiş, Aykut’la, bu yıl yine kendisini iki maçta “beş” lemiş Tanju ile, futbol dışı bir arbedeye tutuşması, dayılık kanunlarına daha uygun olurdu.

Dünkü Fenerbahçe-Galatasaray maçı, son yıllarda eşitsizlikleri en çok olan bir derby idi galiba.

Her zaman, tribünlerde “yüzde elli, yüzde elli” kurulan seyirci balansı dünkü 15 bin stad kalabağı teker teker sayıldığında, Fenerbahçe adına ezici bir çoğunluğa dönüşmüştür.

İki takımın arasında, maç öncelerinde yakalara her seferinde asılan “favori olan bu oyunu kaybeder” muskası, bu kere Fenerbahçeli balık adamlar tarafından Kalamış’ta denize atıldı ve maçı kazanır diyen taraf maçı kazandı.

Tarih ile birlikte insanlar da tekerrürdü galiba. Ligin ilk yarısında Fenerbahçe’nin kazandığı ilk maçta Galatasaray’ı ilk devrede Yusuf 10 kişi bırakmıştı, dün belki takımın da defans hataları yüzünden çok sürprizli gol görüntülerine malzeme olacakları iddia ediliyordu.

Olan Fenerbahçe’ye oldu, Fenerbahçe’den çok Galatasaray’a oldu. Başka ne oldu?

Galatasaray kalesinin arkasında mevzilenen foto muhabirleri kendi şeflerinden büyük ikramiye primini kazanırken, Fenerbahçe kalesinin arkasına çöreklenen foto muhabirleri de, amorti ile yetindiler.

★★★

Fenerbahçe oyunu 3-0 yaptığı dakikaya kadar, maçın her türlü anahtarını ele geçirmiş usta bir çilingir gibi, rakibinin her futbol mahremiyetini istediği gibi açtı. Tarihsel bir Fenerbahçe-Galatasaray oyun farkına doğru pupa yelken giden maç, zemine hangi ihmaller topun içine hangi acıma ve merhamet hissi girdi bilinmez, bir ara belki Fenerbahçe’nin kaybedeceği, Galatasaray’ın kahramanlaşacağı beklenmiyen bir skorda düğümlendi, 3-2…

Ali Sami Yen’ı Hatırladınız değil  mi? Ali Sami Yen’de Galatasaray 3-0 öne geçtikten sonra Fenerbahçe’nin 4-3 kazandığı o muhteşemi kupa zaferini anımsadınız mı?

Ama Fenerbahçe yıllar önce Galatasaray’a yaptığı şeyi, dün Galatasaray’ın kendisine yapmasına izin vermedi ve zaman zaman maça müthiş ağırlıklar koyan muhteşem altılı Oğuz, Gerson, Ümit, Aykut, Tanju ve Rıdvan ile rakibini yeni bir hezimete uğrattı.

Hala şampiyonluk şansı devam eden Fenerbahçe, tarihteki en büyük rakibini bir kere daha hezimete uğrattığı için sevinmeli, “Ama Beşiktaş’ı kim yenecek?” diye düşündüğünde, ilerki haftalara Galatasaray’ı tamir edilemez hale getirdiği için, üzülmelidir muhakkak.

İSLAM ÇUPİ
(23 Nisan 1992, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.