Eski “Ada”ya yeni ziyaret

Türkiye liginde, Beşiktaş‘ın şampiyonluğu kesin adlı bir mozolenin üstünden bütün yurdu selamlarken, isterseniz satır periskoplarını, futbolu bütün Avrupa’ya lodoslayan kraliyet adasına çevirelim.

İngiltere’de furbolun en büyük rallisi sayılan ligde, son metrelere doğru tekerlek çevirirken, şampiyon arabanın markası bitime bir hafta kala, çimen galerisine kondu: Leeds United

Sondan bir hafta öncesine asılan futbol korku afişi, müthişti İngiltere’de…

Mevsim başından beri birbirleri ile büyük bir top düellosuna giren muhteşem ikili Leeds United’la Manchester United, liderliği kendi aralarında bir emme basma tulumba yaptıktan sonra, şampiyonluk nutkunu iki güç deplasman oyunun kürsülerine bırakmışlardı.

Koca bir sezonun koskoca solukları, iki takım için yabancı yeşilliklerinde ya şampiyonluğa açılan bir oksijen kapağı olacak ya da vana, koyu, öldürücü bir karbon dioksit ifrazatı için, tersten dönüşü hunharca uygulayacaktı.

Bir sezonun hata ve sevabı, bir sezonun ak ve karaları, bir güne ve birer 90 dakikaya sıkışmıştı, kısaca…

Sonra tescil gördü bir takımın mutlu sonu ile, ötekinin mutlu sona az kala kaldırdığı cenaze…

Deplasmanda Sheffield‘ı 3-2 yenen Leeds United, İngiltere liginin 18 yıl sonra yeni şampiyonu olurken, yine deplasmanda Liverpool‘a 2-0 kaybeden Manchester United, 23 yıldır kovaladığı bu unvanı yine ele geçiremedi.

***

Ligin bitmesine 2 hafta kala sakindi İngiltere ve İngilizler…

Toto ve Loto kuponlarını klasikleşmiş soğukkanlılıkları içinde dolduran İngiliz futbolseverler yanında, en fanatik Leeds United, Sheffield, Liverpool ve Manchester United taraftarları da şikenin tek harfini bile kafalarının en şüpheci kefesine oturtmadan, stadların tribünlerine kümelenip takımlarının “şampiyon olma ya da olmama” gününe sevinçlerinin en coşkulusunu, göz yaşlarının en sahtesini göndermişlerdi.

İngiltere liginin bitimine iki hafta kala, klasmanda hiçbir iddiaya bakmayan Sheffield‘ın Leeds‘e kendi sahasında yenilmesi, Liverpool‘un kendi evinde Manchester United‘ı devirmesi, insanın dedikodu damarını kabartan, hiçbir kalabalık yerde bir söylenti çikleti haline getirilmemiş ve koca İngiltere bu sonuçlardan sonra, kimsenin kimseden şüphe duymadığı, rahat bir uykuya dalmıştı.

Spor basını da bembeyazdı manşet ve yorumları ile… Ne bit yeniği bir daktiloya sahiptir Londra, ne de şüphe dolu bir faks metnine…

Çünkü İngiliz bilmektedir ki, kendi ülkesinin içinde futbol endüstrisinin etrafında ne kadar bu işten ekmek yiyen varsa, beceriden işini iyi yapıcılıktan önce bir ahlak ve namus testinden geçmişlerdir.

Yazısız bir futbol anayasası konulmuştur stad çimlerinin üstüne…

İngiltere’de top ayakkabıları hileli değildir. İngiltere’deki futbolcu, kendi oyun gücü ile kendi oyun oynama özgürlüğünü hiçbir ön pazarlığın ahlak maddesi yapmaz, İngiltere’de sorumlu futbol insanları günün 24 saatinde bu işi konuşurlar da, bir maçın sonucunu peşin değiştirme pazarlığı ile ilgili tek kelime edeni de gırtlağından asılmış bir geveze haini ilan ederler.

***
Biliyorum…

Liverpool kentinde şimdi rutubet ve devamlı yağmurdan kurtulmuş yeşil parklarda asırlık çınarlarda, ev balkonlarında ve teraslarda, dünyada az tanınan tonlarını bir açıkhava lunaparkı gibi zemine dökerek, insanlarla dans etmektedir.

Limandaki petrol acısı Atlas Okyanusu denizi bir kirli kuştan sonra bir ilkbahar terkibi ile karışıp ılık bir maviye ya da bir cam göbeği rengine dönmüştür, belki de…

Anfield Road stadının üstündeki kulüp binasının 100 yıllık ahşabının karkası içinde hummalı bir hazırlık vardır, şimdilerde…

Koyu renk elbiselerini giymiş Liverpoollu futbolcular, teknik adamlar, menecer, belki doktor belki masör, az sonra kulüp otobüslerine binerek ; insanı az ,klorofili bol, küçücük Lym varoşunun küçücük, fakat bakımlı mezarlığına gidecektir.

Orada unutamadıkları bir büyük futbol düşünürü yatmaktadır çünkü…

25 yıl önce Liverpool’u bir köy takımı ışıksızlığı ve iddiasızlığı içinden alıp onu İngiltere ve dünyanın en büyük kulüplerinden biri yapan İskoç menecer Billy Shankley…

Menecerliğinde takımı şampiyonluktan şampiyonluğa koştururken, iki büyük inadı vardı Shankley‘in – ki onlar, giderek Liverpool‘un futbol mafya yasası oldu.

“Ben yaşadığım sürece Liverpool kulübüne Manchester ve Londra doğumlu futbolcu giremez, buradan o şehir takımları galibiyetle çıkamaz.”

Anlamlı ziyaretin tam sırasıydı, galiba…

İSLAM ÇUPİ
(28 Nisan 1992, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.