Başkan ve külahı

ŞENES Erzik futbolumuzda 4 yıl daha presidant… Seçim öncesi kulis denilen bin ağızlı, bin kulaklı vantirlogların çıkardıkları mors alfabesine bakarsanız, sandık günü salondaki biribirini tavlama trafiğine dikkatli ve adil bir göz gezdirirseniz seçimlerin Türkiye’de, doğruyu bulma konusunda, ne denli hedefini vuramayan bir tüfek olduğunu görür üzülürsünüz.

Genel kurul mu seçti Erzik’i, yoksa genel kurul istasyonları mı?

Kaç delege varsa, o kadar hür iradeli oy vardır ” şeklinde, yani bireylerin bireysel tercihleri demek olan demokratik seçime, şayet günler öncesi baskı, vaad, adam ayarlama gibi usullerle bir tulum mecburiyeti veriliyorsa, o sandıktan “doğru ” yerine, doğruluğu yutturulmak istenen bir şef ve ekibi çıkacaktı.

Oteli müşterek seçilen, yemek tabakları ve menüsü aynı fayans fabrikası ile ayni ahçının  tezgahından çıkan, idealleri ve seçim niyetleri sandığa sıralanmış domatesler gibi ayni anda kızaran, bu üç listeye bölünmüş olan insan kalabalığı, hangi hür ve bireysel iradenin elektriklerini yakmışlardır; Ankara’da…

* * *

Teşhis benim değildir.

Futbolda hangi şut mesafesinden yaklaşmış olurlarsa olsunlar, Ankara’nın Pazar manzarasına bakan sade vatandaşlarla birlikte, üst düzey kodamanları bile, sandıktan çıkan Şenes Erzik için, kaçınılmaz hükmü çok önceden vermişlerdi…

“Kötünün en iyisi seçildi.”

Demek Türk demokrasisi hala kötünün en iyisini seçme aşamasına ancak gelmiş.

Aradan geçen 46 yıla rağmen, Türkiye seçmen kıstası ile, delege ve seçilecekleri tayin kriteri ile hala bu yumaklaşma, bu tulumlaşma , oy atma tiryakiliğinden kurtulamayıp, bireysel tercih ve bireysel iradaye geçememişse, Şenes Erzik’i sandıktan çıktığı için kutlamak gerek…

Son seçim şunu ortaya koymuştur ki, bu şablon, “iyilerin arasından en iyiyi ortaya çıkarma” adaletini vermemektedir.

O halde sabır, oy dünyasında öteye beriye uçuşanlar…

46 yıllık bir sandık idmanı bize ancak ” Kötülerin arasında en iyisini  seçme ” tecrübe ve isabetini verdi, nihayet…

Aceleye gerek yok. Sabrın sonu bir gün Şenes değil, başka bir ademoğlu olacak, herhal..

Hele bir 46 yıl daha geçsin. Sandık kona kona, bir gün kötülerin arasındaki iyi biter. Ondan sonra iyilerin arasındaki en iyisini seçme dönemi açılır.

* * *

Şenes Erzik’in şimdi Sepp Piontek ile birlikte futbol kamuoyunu hangi uzunlukta uyutacağı belli olmayan kramponlu bir oyuncağı vardır.

Dünya Kupası eleme maçları…

Türk futbolunun yığınla derdi varken ve bunlar verilen tavizler yüzünden, yurt genelinde kaldırılamaz, temizlenemez bir enkaz haline gelmişken, Şenes Erzik ve ekibi, kurduğu en pahallı bir teknik heyetle, hiç beceremediğimiz bir dünya kupası eleme etabında yarışmaya çıkacaktır.

Gidebildiği yere kadar laf vardır, futbolda.. Gidilemiyecek yerden sonra da bol bol sabır ve bekleyiş dilenilir.

Düzce Doğsan’ı da geçenlerde Mudurnu Tavukçuluk, 400 milyon lira sayıp satın almış.

Şenes hiç paniklemez bu haber karşısında.

Babaları serbest ekonomiden yana olan bir ailenin çocuğu da serbest ekonomici olur.

Kulüpler zaten federasyonun sırtındaki KİT’tir. Keşke herkesin alıcısı çıksa.. Şenes futbolun bu tefferruatı ile hiç uğraşmasa…

Yap, işlet, devret…

Şenes’in önünde dünya kupası finallerine milli takımı sokmak var, Şenes’in gönlünde ve aklına UEFA başkanlık koltuğuna oturmak var.

Makro başarılar için Avrupa’ya bir haçlı seferi açan Şenes Erzik’e, mikro meseleler için beyin yükü vermeyin.

İçindeki kulüp ihaleleri içinde Mudurnu Tavukçuluk, Rıfat Minare turşu sanayii, Adapazarı pancar sektörü, Trakya buğday ve hayvancılık sektörü uğraşsın.

Başkandan, başkanca iş isteyin, Allahsen…

 

İSLAM ÇUPİ
(22 Eylül 1992, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.