İçimizdeki kral


06.12.1992'de Fenerbahçe'nin Karşıyaka'yı 7-1 yendiği ve Tanju'nun 6 gol attığı maçın yazısıdır


Bir gün patlayacaktı, Tanju… Bir kısım basınla, eski gol kralının her türlü yaşam konusunda kurduğu mübalağalı telgrafhane, günün birinde Tanju’nun zaferi, bir kısım basının satırsızlığı ile bitecekti.

İnsan onuru, futbolda basamak basamak çıkılmış bir haklı podyumun zirvesindeki adam ; içine düştüğü ruhsal ve top bunalımlarından bir gün elbet kurtaracak ve aleyhinde dönen rotatif gürültülerini, bir maç bulup susturacaktı.
Tıpkı dünkü Tanju‘nun yaptığı gibi…

Babasının elinden tutmuş, maçtan sonra yüzünde gülücüklerin bin parendesini atan 7-8 yaşlarındaki çocuğu çevirip sorunuz lütfen… “En büyük kim ?” diye… Bir maçta 6 golün keyfini bir insanda yaşamış çocuk, düşünmeden cevap verecektir…

Tanju…

***

Karşıyaka defansı dün ne kadar Tanju‘yu dikkate almadan oynamışsa…

Karşıyaka defansı, dün Fenerbahçe’den yağacak bir hezimetin şemsiyesini almayıp, ölü kral konusunda hangi ihmal dalgınlıklarında, hangi tembel valsi yapmışsa…

5 gol atmış bir maç, Tanju’nun yeniden doğduğu bir oyundur.

Tanju‘nun bu başarısına rağmen onun kilosuna takan terazi varsa, Tanju‘nun ekseni etrafında dönüşünü hala bir değirmen taşı ağırlığında bulan varsa, her türlü hayatına sabıka kaydı düşen daktilo varsa, yeni Fenerbahçe maçları, yeni kral tekzipleri gönderecektir onlara…

Fenerbahçe, aradığı Tanju‘yu bulmuştur artık… Her hafta yeniden restore ederek oynayacaktır, Tanju‘yu…

***
Hep aynı şeyleri yazarız, Fenerbahçe’nin yediği gollerden sonra… “Fenerbahçe kolay gol yiyor.” diye… Kronik hastalığa dün de kolayca bir itham çubuğu uzatılabilir.

Orta sahanın çok kolay akın bırakıcı oluşu dile getirilebilir… Savunmanın şut atacak rakibi anında teşhis edemediği ve paradı anında alamadığı ağzın üstüne alınabilir. Hep kınanan, çok adam değiştirdiği için ne kendilerinin ne oyunun arkadaşlığını bir türlü kuramayan bu defansı, Fenerbahçe’nin hiç olmazsa açık farklı kazandığı bir oyunda, yakasından çekiştirmeyi bırakalım.

***

Maçın ilk yarım saatinde Fenerbahçe’nin sahada düştüğü oyun ağırlığı, bloklar arası olumlu bağlayamadığı için pas dağınıklığı, skora bakmayıp futbol görkemi tiryakileri için, hayal kırıklığı paragrafıdır.

Oğuz‘un arada sırada çıkan şiirsel kısa ve uzun pasları, Novak‘ın iğne deliğinden geçirilmiş driplingleri, Gerson‘un aklını defans mengenesi olarak tutup, ayaklarını gol için 110 metre uzunluğunda bir Guliver uzvu yapması, futbolda hamal temposuna varmayan, ama mücadeleyi kolay çözen sihirli maymuncuklardı.

Fenerbahçe savunmasında yeniden monte edilmiş Arif, Nuri ve Ülken‘in dünkü yabancı adamlıkları da bir vakadır. Semih‘in her hafta daha sağlam contalarla sıkılmış, defans toparlayıcılığı da…

Ümit de kendisine gelememiştir İlker de… Forvetin asıl sahipleri birer sakat dev olarak şimdilik Fenerbahçe’ye dönüşü beklerken, bu iki delikanlı bu karabasandan kurtulup nasıl tek tabancalı bir forvet rahatlığına bürünebilirler ?

***

Karşıyaka dün ligin en zayıf defansı ve elleri olmayan bir kaleci ile dikildi Fenerbahçe’nin karşısına. Maç bittikten sonra aradaki büyük farka bakıp, Karşıyaka defansı ve kalecisini böyle yazılmış bir fermanla kendi kale direklerine asma kararı alanlar, maç 1-1 iken aynı savunma ve kaleciyi Fenerbahçe’yi topsuz ve de nefessiz bıraktığı için taksit taksit alkışlıyorlardı bile…

Durum 1-1 iken Fenerbahçe’yi çok zorladığı için oyunu Sarı-Lacivertli ekip konusunda, çok koyu bir Karşıyaka karanlığına kapandığını zannedenler, açık farkın nasıl geldiğini nasıl anlatabilirler…

Çünkü futbola koca bir tren gibi bakanlar, onun sadece heybetini ve gürültüsünü görüp işitirler… Makas ilmi ve mıknatıs çekiminin ayrıntıları konusunda hiç göz çürütmüşlüğü olmayanlar ise, ne ani futbol dönüşümlerinin ne de yön ve hız değişimlerinin ayrıntılarını yakalayabilirler…

***

Bir maça sadece 9000 seyirci getiren taraftar da Fenerbahçe’nin rakibidir. Ligin bitmediğini unutup, bir beraberlikte futbolculara bir idman sahası dolusu laf eden yönetici de Fenerbahçe’nin rakibidir.

Her hafta teknik direktör ve teknik heyetin değişeceği konusunda gizli ve bıkmaz neşriyat yapan Kalamış Radyosu da Fenerbahçe’nin rakibidir…

Oyuncular arasında haksız rekabet ve çekişmeye sebep olanlar, teknik eleştirileri naklen yayın yapanlar da Fenerbahçe’nin rakibidir…

Çünkü Karşıyaka maçı açık farkla kazanılmıştır. Açık farkla kazanılmış dünkü oyunda, hala ihtimali kaybolmamış lig şampiyonluğu için birtakım yararlı doğumlar olmuştur. Her şeye rağmen, Fenerbahçe zirveye ortak 4 takımdan biridir…

Devre arası yaklaşıyor…

Şu Fenerbahçe’nin hiç olmazsa içinde bulunan rakiplerini tasviye etsek…

Onlarla uğraşmak, dışarıdakilerle didişmekten zor, çünkü…

İSLAM ÇUPİ
(07 Aralık 1992, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.