Bir şey söylemeyen Türkiye Ligi

Beşiktaş, Galatasaray beraberliğinden sonra, Türkiye ligindeki şampiyonluk tebessümünün bu iki adayın son hafta yapacağı maçlara kalması, futbol topunun hangi şişkinlik latifesine sığar ?

İki kulübün insanlık şartlarını çok fanatize etmiş güdümü tek yönlü kullarına sorarsanız, bu soluğu tek milim avantaj temin etmemiş futbol mücadelesinin böyle burun buruna bir fotoğraf çektirmesinin sebebi, Türkiye liginin yüksek kalitesi ile bu kalitenin iki takıma da fark yapmaya izin vermeyen dağıtılamaz büyüsüdür, güya…

Her hedefin bir riski vardır. Risk taşımayan bir hedef bırakın akıl oyunlarında, şans oyunlarında bile insanları mutlu edecek bir teslimiyetçiliği yoktur.

Geride kalan cumartesi günü bir takımın şampiyonluğunu ilan edecek, öteki takıma da dram yazdıracak bir derby maçında tarafların galibiyete karşı olan kısa cesaretini ve yetersiz ofans riskini gördünüz.

***

Demek ki övme edebiyatından stad önlerinde ne kadar görkemli kütüphaneler yaparsak yapalım, dışarıdan ithal ettiğimiz insanlara hangi Şansölye ve Sir madalya tomarlarını takarsak takalım, gün geliyor ki yabancılar, futbolu kurtarmak için değil, kendilerini kurtarmak için beraberlik simitlerini futbol tarihinin deniz reyonu vitrininden çıkarıp boyunlarına geçiriverliyorlar, hemen.

Şimdi ligde şampiyonluğu mecburi söylenip tescil edilecek son haftaya giriyoruz. Sanmayınız ki iki takımın teknik direktörü basın toplantısı yapıp 100 tane basın mensubunun önünde takır tukur konuşacak.
“Ben rakibimden daha fazla gol atacağım” diye…

O kulüplerin başkanına ve yönetimlerine düşecek. Düşünen, çare arayan onlar olacak. Taraftara, futbolculara basın mensuplarına muhattap olacak.

Şike söylentileri, teşvik primleri, anlaşma formülleri hayali ve abartılı haberler iki kulübün de hava ve kara sularını ziyaret edecek ve ne yazık ki işini para karşılığı yapan iki teknik direktör işledikleri sabit olan bir “beraberlik suçu” yüzünden hiçbir takibata uğramayacak, ama günahı seçilmek olan, ama günahı fahri görev yapmak olan başkanlar ve yönetimler, son hafta kulüplerin başına musallat olacak felaket ve şaibeli bulutları kovmak için, 24 saat körük indirip kaldıracaklar.

Ben her türlü ihtimal için çok tedbirli bir parad sanatı olan profesyonel futbolda böyle bir eşitlenişi kabul etmiyorum doğrusu…

Türkiye, bilgisayarı çok iyi kullanan bir uzmanlar kadrosuna sahip olsa idi, Beşiktaş ve Galatasaray’ın bütün maçlarını en sağlıklı verilerle o makinaya boca etse idik, bu yadırganan eşitliğin hangi hatalardan kaynaklandığını film seyreder gibi ibretle görürdük herhalde…

Başkanlar ve yönetimler kulüplerin fedaisi olmasa da manşeri olsa teknik direktörlere söylenecek tek laf vardır:
“Alın, ne haliniz varsa görün…”

Ama bunu diyemezler… Çünkü başkanlar ve yönetimler başkalarını kahraman yapmak için maarifin kurmadığı bir gizli özveri okulundan mezun ederler kendilerini…

***

Karar vermiş bu yılki puanı çok mücadele…
“Lig hayranlık uyandırmasa bile, hiç olmazsa hayretler uyandırsın.”

Adı “Şampiyonluk balkonu” denen ligin en nadide ikamet yeri bitime bir hafta kala hala “kiralıktır” şer levhası ile sahibinin gelişini beklerken, UEFA gibi Avrupa’nın en minik kupasını veren ofıse, müracaat etmek de ligin son haftasına kaldı maalesef…

Ligin ikinci yarısında üç büyüklerin hepsini yenen Trabzonspor’a herkes lig şampiyonluğuna yönelmiş takım olarak kafalarının hassas tartılarının üstüne alırken, şimdi aynı takımın UEFA mütevazılığına inişinin bilimsel bir izahı var mı ?

Demek, Türkiye, henüz profesyonel futbolda henüz iş istikrarı ve uzunluğunu, devamlılığı ve aynı dozu yakalama gibi otomasyonu yerleştirmiş değil, bünyesine.

Trabzonspor’u da futbolda bilgisayarlı bir check-up’a soksak, kimbilir nedeni o zaman es geçilen bir arazlar ve arızalar ekibi olarak nasıl ibretle seyrederiz.

Bir zamanların şampiyonluk adayı Kocaelispor da öyle.
İnsan vücuduna dayalı sporlar, ilim, bilim denen müsbet olgunun dışında, sadece ampirik bir marşa uygun adım atıyorsa, bu merasim tamamlanmadan biter.

Futbolda modern insan yerine, mehter bölüğü kullanan Fenerbahçe gibi.

Şampiyon olacak takımda UEFA Kupası’na katılacak iki takımı bitimin son haftasına bırakan bu yılki Türkiye ligi entrika severliğine yeni bir gözyaşı damlası ekleyecek, kümeden düşecek üçüncü takımı da, oynanacak son 90 dakikaya bıraktı.

Vakti ile Federasyon Başkanı politikanın elindeyken; Federasyon Başkanını, politikacılar tayin ederken, bir ilin takımı küme düşmüş.

Başkan üzgün, telefona sarılmış o ilin başbakana en yakın milletvekilini arayıp aralarında kısa bir konuşma geçiş.

– Beyefendi çok üzgünüm, takımımız küme düştü.
– Nereye düştü ?
– İkinci ligin C grubuna.
– Ne üzüluyorsun oğlum, kolayı var. Orayı iptal ederiz, takım oynadığı yere döner tekrar.
– Politikada düşen takımlar için, böylesine sihirli bir politik halı var mı hala …

İSLAM ÇUPİ
(25 Mayıs 1993, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.