Fenerbahçe, dertbahçe

SÜRESİ 9 aylık bir şubat cüceliği için işbaşına gelen Güven Sazak ve yönetiminin, neresini tutsun elinde kalacak bir Fenerbahçe bisküvi yığınından, hangi sağlam mostrayı çıkaracağını, şimdiden kestirebilmek zor bir ahçılık hüneridir.
Son 10 yıldır aşına koparıla bir ET yaratığı haline getirilen Fenerbahçe’de, yaşayıp yaşayamadığı pek belli olmayan kulüp organizmasının 9 ayda mutlak işlerliğe kavuşturulacağını sanmak, Eskimoların bir vals dans yarışmasında, birinciliği kazanacağına dair girilen bir iddianın, ütopik bulutlarını anlatmakla eş değerlidir.

★ ★ ★

Şunu rahatlıkla yapacaktır, Güven Sazak ve ekibi…

Kulüpten kaçmış kulüp yönetimini tekrar Sarı-Lacivertli çatının altına çekecek, dialog noksanlığı çeken yönetim iletişimini bir sinyal zenginliğine oturtacak, yapılan kulüp işlerinden üçünün haberli sekizinin habersiz olduğu bir feodal idare biçimini ortadan kaldıracaktır.

Yazıhane transferine paydos diyecek, yönetici ve futbolcu arasındaki zararlı samimiyeti ortadan kaldıracak, şahıs çekleri fiyakasının Fenerbahçe kutsal kaşesinin önüne geçmesine izin vermiyecek, kulüp başkanlığı ve yönetim sıfatlarının ağırlığını, ikide bir soyunma odasında çıplaklaşan, bağırıp çağıran bir amigo seviyesine indirmiyecektir. Güven Sazak.

Bu kavramlar ne kadar saygı değer olursa olsun Fenerbahçe’nin kulüp olarak takınacağı yeni çehre, 50 yıllık İstanbulluları ne derece mutlu ederse etsin, Türkiye’deki 20 milyondan fazla Fenerbahçeli, yönetimden bana göre çok zor olan bir şeyi, her zaman istenecek şey yapacaktır.

“Şampiyon takım nerede?

* * *

Önümüzdeki sezon, beşinci şampiyonsuzluk dönemine girecektir, Fenerbahçe..

Beşinci yıl içinde Sarı – Lacivertli taraftara tüm Türkiye’yi bağışlasanız, Fenerbahçe uzay gemisi ile bu kalabalığı her gün ay ‘a götürüp getirseniz, bu 20 milyondan fazla insanı bir kere dahi şampiyonsuz bıraktınız mı, bu yığınlarla kulübü ve takımı bir türlü barıştıramazsınız.

Önümüzdeki yıl şampiyonluktan başka her serveti elinin dışı ile iteceği belli olan Fenerbahçeli taraftara, bu imkansızı sunmak, 9 ay için yönetime seçilmiş insanlar için, prafa kadar kolay oynanacak bir Ali Cengiz oyunu mudur?…

* * *

Fenerbahçe ’nin son 5 yılda gerek iç ve gerekse dış transferleri, takıma kalıcı bir eser getirmemiştir.

Araştırma ve net tesbitlerle dayandırılmayan futbolcu alımları hem Fenerbahçe’nin şahıs nakidi olan ekonomisini bozmuş, hem de her yıl çöplüğe giden oyuncular Fenerbahçe ‘de bir takım iskeleti oluşumunu engellemiştir.

Fenerbahçe 1982 yılından beri, ya Avrupa klasmanında yeri olmayan Yugoslav silinmişleri, ya da dışardaki hiçbir fulbol yeniliğini kapamamış, düşüncesi maaş almaktan ötede hiçbir riske imza atamıyan, demirperde amelelerini, teknik direktör yapmak gibi kendi büyüklüğüne ters düşen bir esnaflığı yeğlemiştir.

Teknik birikimi gitmiştir Fenerbahçe ’nin… Kişilik fakiri bu yabancılar sayesinde. Fenerbahçe ’nin 50 yıllık uslubu kaybolmuş, güven ve üstünlük duygusunu düşüren takım, defans yapan, rakibinin yapacağı şeyi önlemeye çalışan, oyun kişiliğinden müthiş saha tavizleri veren, hiçbir futbol özelliği olmayan bir sıra takımı seviyesine düşürülmüş-tür.

* * *

Bir başka kötülük daha yapmışlardır, bu fabrika işçisi kişiliğindeki, yabancılar…

Bu kişiler Fenerbahçe ‘deki futbolculara kendilerini bilgi olarak disiplin olarak, kıyafet ve sosyal yaşam zenginliği bakımından kabul ettiremeyince şemsiye tersine dönmüş, teknik direktör rolüne futbolcular, teknik direktörler de oyuncu figüranlığına itilmişlerdir, zorunlu olarak…

Sonra ne olmuştur, yani…

İdman dozu da maç tertibi ve stratejisi de teknik direktörün yetki menzili dışına düşmüş ve Fenerbahçeli futbolcular, 5 yıldır antrenmanlarda yaptıkları 19 Mayıs cimnastik minyatürleri ile, modern futbolun hakkını veren bir kondisyon birikimini maç içine sokamamakla kalmamışlar, vücutlar bir lig maratonuna hazır alındığı için, sakatlıklar, Fenerbahçe’yi sürpriz bir revire çevirmiştir.

* * *

Bu konuda ağırlığı hiç inkar edilemez bir yedi belalı hürmüz beklemektedir, Güven Sazak ve ekibini…

Teknik direktör bir, transfer iki, futbolcunun antrenman dozu ve kulüple ilişkileri, üç…

Teknik direktör konusunda başkan Sazak ile yönetiminin saptadığı isimle bir mutabakat içinde değilim.

Bundan önceki yönetimlere, bundan önceki yazılarımda da teknik direktör olarak bir İtalyan hoca önermiştim. ısrarla…

Yine fikrim değişmiş değil..

Şuna inanıyorum ki çeşitli ülkelerin yıldızlarının bir düşünce cümbüşü oyun farklılığı meydana getirdiği İtalya, bugün bir teknik direktörün oluşmasında dünyanın en zengin laboratuvarıdır.

İtalyan, Akdeniz kuşağının bize tıpa tıp uyan heyecanı sevinci üzüntüsü zekası ile Türk insanına mutlak benziyen bir anatomik ve ruhsal yapıya sahiptir.

Çabuk havlu atmaz. İnatçı ve araştırıcıdır.  ” Ben Fenerbahçe’de bunları buldum. Bunlarla ancak bu kadar futbol yapılır” diye bir bahaneye pes etmez.

Avrupa ve özellikle kuzeyi yavaş kanlı ve soğuk insanların enlemidir,

Sistem yoksa, bu insanlar da yoktur. Hazıra meraklıdır, var ermek için hiçbir çaba göstermez,

Hiddınk PSV’de bir ilahtı. Fenerbahçe’den nasıl gittiğini herkes gördü.

İnşallah bu konuda çok sevip saygı duyduğum Güven Sazak değil, ben yanılırım…

İSLAM ÇUPİ
(01 Haziran 1993, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.