F. Bahçe’deki gençleşme (!)

Osieck’in Almanya’daki 15 günlük yeni Fenerbahçe‘yi tanıma konusunda yaptığı teknik direktörlük icraatı, prensip ve kanunlardaki mutlak adam oluşunu değil, karşılıklı alınıp verilen ve alaturcaca çevrilen bir yumağın tavizli yuvarlanışını aksetttirmiştir.

Neydi Fenerbahçe’nin yönetimce taraftarlarca, bu yıl benimsendi ana hedefi?…

Takımı bütün riskleri, sonuçları ile göze alıp gençleştirmek… Takımı, beşinci yıldır şampiyonsuz bırakıp, kendi heyecanında yeni reformlar yapamadığı için Sarı- Lacivertli  formayı, bir ideal futbol yangınında tutamayan, eski sönmüş kibrit çöplerinden ayıklamak…

Fenerbahçe’deki gençleştirmenin sayısal bir kalabalık olarak, ne derece tutarlı bir gürlüğe oturduğunu söylersek söyleyelim, bu gençlere karşı beliren güvenoyunun net rengi; ne teknik heyette, ne yönetimde, ne de eşofman ordusunun üstüne oturtulduğu söylenen kravatlı futbol sorumlularında  görülüyor şimdilik.

★ ★ ★

Kendilerine inanılma konusunda Fenerbahçe’de ilk tercih ve sırayı alamamıştır gençler…

Seçme ve yerleştirme sınavında da, Fenerbahçe’de vazgeçilmez bir güven ve istikbal malzemesi değildir gençler . . .

Takım iskeletini oluşturma konusunda Almanya’da 15 gündür devam eden moral, adele ve beyin bakımından yeni Fenerbahçe’yi bulma rehabilitasyonunda, yine işe yaramayan ölmüş eski bir vücudu canlandırmaya dayalı hayat öpücüğü seansları yapılmıştır.

Gençlerin transfer edilen kulüplerde hangi mevkide oynadıkları hiç dikkate alınmamış ve Fenerbahçe satranç tahtasına, eski şahlar, vezirler ve kaleler oturtulduktan sonra bu delikanlılar yama olarak, öteye beriye dikilmişlerdir.

Gençlerin bir kısmı da, hangi sağlıklı, hangi gözü büyük testlerden geçtiği belirsiz bir değerlendirme sınırının dışına düşerek. İstanbul’da kalıp, bir taşra Fenerbahçe takımının ölü aktörlüğüne soyunmuşlardır.

Tehlikeli bir Frankeştayn modelini soluklayarak, ayağa kaldırarak ve de adım atmayı öğreterek İstanbul’a dönmüştür, Fenerbahçe Almanya ‘dan..

Yeni canlı diye lanse edilen hayat, esasında Fenerbahçe’de beş yıldır 25 milyon Sarı – Lacivertli taraftarın doğumunu sabırsızlıkla beklediği şampiyonlukları öldürmüş olan canidir aslında…

Fenerbahçe tehlikeli bir futbol ticaretinin kendisini her yıl iftar ettirmiş modeline doğru kepenk açmaktadır bu yıl da…

Son 5 yıldır Fenerbahçe’yi şampiyonluktan mahrum eden insan malzemesi bu takımın yarınları için vazgeçilmez unsur olarak tutulurken, Fenerbahçe’ye büyük bir ihtimalle yeni bir dinamizm, yeni bir heyecan ve haysiyet verecek gençler, hiçbir riske girilmeden, hiçbir kumarın kağıt destesine dokunulmadan, kendilerine satış veya kiralık denen bir kayıkta yer ayrılmaktadır.

★ ★ ★

Bir kulübün yönetiminin yenilenmesi, takımın yenilenmesi, teknik heyetin yenilenmesi, bu kademelerde isimlerin yenilenmesi ile hemen gerçekleşiverecek bir ad devrimi değildir.

Yenicilerin, yenilik konusundaki israrı, takipçiliği uyum içinde olmalıdır. Bir kulüpte yenilenme zarureti ve inancı mutlak ve vazgeçilmez bir kalkınma ve kurtuluş modeli olarak görülmüşse, bütün birimler çalışma prensiplerini o vitese uydurmak zorundadır.

Mevsimbaşı görüntüsü ile eski Fenerbahçe konağında yeni möbleleri yerleştirme konusunda önemli derecede bir iç mimari sıkıntısına düştüğü belli olan yönetim kuruluna, teknik heyete ve o eşofmanlı kalabalığın üstündeki sivil futbol kurmaylarına, Sarı – Lacivertli tarihi okumalarını öğütleyeceğim, sık sık…

Yıl 1951 ‘dır ve Fenerbahçe star vefatı olarak tarihinin en ağır mezarlığını kazmak mecburiyeti ile baş başa bırakılmıştır.

Türk futbolunun tüm zamanların en büyük efsanevi Lefter İtalya’nın Fiorentina takımına transfer olmuştur. Fenerbahçe orkestrasının sihirli kemanları denen Selahattin, Samim, K. Halil Erol ve adına Adalet denen o ilk paralı futbol muzikholüne gitmişlerdir. Kendisine “Tommy Lawton” lakabı takılan rüzgar motoru Suphi, o zaman ne çaresi ne neşteri hala bulunamamış olan bir minüsküs illetinin kalın bastonlu dayanağında, “seksek”li bir dünyanın talihsiz bir maratoncusu kılığına dönüşmüştür.

Fenerbahçe filelerinde 15 yıl bir “uçan kale” fotoğrafı asmış olan takım kaptanı Cihat Arman, iki bek Murat, Ahmet, iki vazgeçilmez süt kardeş Müjdat ve Halit, birer güç silinecek sonbahar olarak yönetim kurulunun bu takım enkazına nasıl bir ağıt yakacağı merakına düşmüştü.

Yönetim kurulu ağıtlar değil, gençlikler astı, bu takımın köhne dallarına…

Ankara’dan kaleci Selahattin, solbek Orhan, santrhaf İlhan, soliç canavar Burhan, solaçık Abdullah, solhaf Akgün’ü aldı. Beyoğluspor’dan Niko ve Feridun, Tavşanlı’dan Fahir, genç takımdan çekiç Nedim yeni ve meçhul takımın İstanbul ve taşra takviyesi oldu.

Takım kaptanı K.Fikret (Kırcan) ve büyük balet M.Ali Has’ın dışında 9 futbol bebesi ile yola çıkan ve kendisi ile ilgili “küme düşer mi düşmez mi ” diye toto oynanan Fenerbahçe o yıl ligde üçüncü, ikinci yıl şampiyon oldu.

Ligde uzun yıllar devam edecek “küçük şeytanlar” efsanesini, böyle bir yönetim cesareti ile gerçekleştirdi, Fenerbahçe…

Şimdi eski yöneticilerle beraber, eski cesaretler de tarih yaprağı oldu, o kulüpte…

İSLAM ÇUPİ
(10 Ağustos 1993, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.