Sonuçlar aldatır


19.09.1993'de Fenerbahçe'nin Karabükspor'u 4-1 yendiği maçın yazısıdır


Hotiç, tamamlayamadığı kolay maçın 20 milyarlık balonu olup saha dışına çıkarken, madem ki Fenerbahçe’de Rıdvan – Tanju mahkemesi kurulmuştur, bir sanık da Osieck niçin olmasın ?

Hotiç nedir ?

Fenerbahçe’de Rıdvan – Tanju dönemini kapatacak yeni bir hücum ilahı mı, yoksa artık adelesini, yüreğini ve beynini emekli etmiş bir Yugo ihtiyarı mı ?

Dün, insanın içine ağlama mı yoksa gülme tozu mu dökeceğini kestiremeyeceği bir futbolcu kokteylinden örnekler veren Hotiç için Osieck’e sorulmaz mı artık…

Rıdvan – Tanju efsanesini bu Hotiç mi bitirecek ?

Eğer Osieck bu sezonun cevap hanesine “evet” diye bir cevabı yazıyorsa, Fenerbahçe’yi Rıdvan ve Tanju’dan çok çok önce Osieck’ten kurtarmak gerekecek, galiba…

***

Gazeteler yazıyor. Maçtan iki gün önce yönetim kurulu Osieck’i çekip ihtar etmiş.

Fenerbahçe’yi tarihinde hiç yapmadığı şeyi yapmaya zorluyorsun. Yani takıma defans yaptırıyorsun. Fenerbahçe’yi hücuma çıkart. Fenerbahçe, rakip için tedbir almaz, rakibini kendi için tedbir almaya zorlar.

Bu yönetimden gelip, Osieck’in yüzünün yan tarafına konan kulak çekmeyi şiddetle alkışlarım ben…

Dün bu çok çok yerine olan bu uyarınıza, uygun bir takım ya da ekibini bu doğrultuda bir ateşe bulamış bir Osieck gördünüz mü sahada, ey sevgili yöneticiler…

Kale bekçiliğini artık bir el sanatı haline getirdiği tartışılmaz bir portre gibi duran Engin, bütün sahada her yaptığı hareketle bay futbolcu olduğunu kanıtlayan Oğuz’un dışında Fenerbahçe’de 9 kişi kendilerine Osieck tarafından giydirilen korkak defans hırkasını üstlerinden çıkarabildiler mi ?..

Dünkü oyunun bütün gollerinde ya atan olarak ya da attıran olarak büyük hissedar olan İlker ve Bülent, büyük ustalıkla yürüttükleri ofans keyfinden alınarak, zaman zaman savunmanın en kör yerlerinde, defans görevleri yapmaya zorlanmadılar mı ?..

Yönetim kurulu, bir kulübün icradaki en üst organıdır.

Yönetim prensiplerine uymadı diye Rıdvan – Tanju, Kadıköy’den tard, 12 milyarlık bir şömine tomruğunu futbolcu diye yutturan, Fenerbahçe’yi ileriki maçlarda bir felaket kafesi olacak defansa gömen Osieck, yönetim uyarılarını dinlemediği için kahraman…

Ne böyle bir mahkeme var yeryüzünde ne de böyle bir hukuk ve adalet düzeni…

Bazı maçların hiç bir tarafına bakmayıp sadece skoruna baktığınızda, gelecek için feci bir aldanışın çukuruna düşersiniz.

Tıpkı dünkü Fenerbahçe – Karabükspor maçı gibi…

***

Karabükspor’un birinci ligin profesyonel ağırlık ve hergeleliklerini kaldırmaktan öte bir kasaba takımı iddiasızlığında ve sevimliliğinde olduğunu düşünmezseniz…

Karabükspor’un takım olarak, bloklar arası futbol etkinliği olarak, kolektif ve ferdi zenginlik olarak, hiç de sonuca varan bir ekip olmadığına, amatör kümeye layık goller yiyen bir kaleciye sahip bulunduğuna dikkatli nazarlar atmazsanız…

Fenerbahçe’nin 4-1’lik zaferini muhteşem bir galibiyet diye kelimelemeniz, Osieck’in kafasında günden güne bir takım olmaktan çıkıp bir defans köstebeği olan sarı-lacivertli onbire, gelecek için en büyük kötülüğü edersiniz.

Bu gezideki bekçi fonksiyonuna iteklenmiş meziyet fakiri üçlü ile Oğuz’dan başka hiç bir hücum şahsiyeti göstermeyip sadece rakibi kovalayan bir belediye zabıtası kılığındaki orta saha ile, Osieck’in mantığının bir defans taşı haline getirdiği Fenerbahçe, bu koca ve uzun ligi, hangi cazip fallarla bitirir, acaba ?..

Bülent ve İlker, bu yalnızlıkta, bu takımı geziye götürüp gömen anlayışta, bu okyanus gibi büyüyen ofans denizinde daha ne kadar etkili hücum kulaçları atabilecekler, acaba ?…

İSLAM ÇUPİ
(20 Eylül 1993, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.