Rıdvan’ın gecesi

Dün gece Fenerbahçe-Sarıyer maçının tribünlerine gelen onaltıbin küsur seyirci acaba neyi anlatıyordu ?

Fenerbahçe ligde daha iddialı şampiyonluk basamaklarına tırmandığı bu seyircinin dört katı eksikliği bir tribün kalabalıklığı ile karşılaşıyordu.

O halde bir soru sormanın zamanıdır. Dün geceki kalabalık bir Fenerbahçe kalabalığı mıydı, yoksa Rıdvan’a duyulan hayranlık kitleleri mi ?

Çok uzun süredir belli engizisyonlarla Fenerbahçe formasının dışında tutulan Rıdvan, bu ilk maçında elbet uzun maç eksikliği sebebiyle bir güven duygusundan ve teknik alışkanlıklarından mahrum kalacak,  golü attığı ilk onbeş dakikadan sonra zeminde zaman zaman top yerine kaçmış günlerin hayalini kovalayacaktı.

Bu o kadar doğal bir oyundan çıkıştı ki… Çok geç kalınmış bir yönetim ve teknik heyet değerlendirmesinden sonra Rıdvan’ın ilk maçında eski Rıdvan gibi oyuna giriş yapması mümkün müydü ?

Dün akşam Sarıyer karşısında oynayan Fenerbahçe takımı, Aykut dışındaki bireysel portreyi hariç tutarsanız futbolun hiçbir çağına ayak uyduramayacak düzlük ve kuruluktaydı.

Bir takım maç içinde üç pası çimende doğru endeksleyemiyorsa, bir takım doksan dakikada çerçeveye gidecek gol şutu atamıyorsa, bir takım istop fakiri, topu geç çıkartma dalgını ve verkaç beceriksiziyse bu Fenerbahçe’yi ne dünya futbol tarihinin pembe sayfalarına oturtmak, ne de seksen yıllık kendi tarihi içinde bir sayfaya sığdırmak mümkün değildi.

Sarıyer’in, oyunun başlarında yediği iki şok golle yenik duruma düştükten sonra oyunun doksan dakikasında rakibinden daha çok görünmesi, ataklar ev futbol görüntüsü bakımından daha etkili maç fotoğrafları çektirmesi Fenerbahçe’nin tarihinde düştüğü en büyük top fakirliğini belgelemekteydi.

İSLAM ÇUPİ
(20 Mart 1994, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.