Diego Maradona ve yerli kesiciler

“Yaşı ilerlemiş, işi bitmiş.”

Diego Maradona, son 30 yıldır, dünyada mesleği futbol olan ne kadar mahlukat-ı insan varsa, bu kramponlu adam ordusunun en kralı olarak biliniyor.

Diego Maradona, futbol topu ile ilk öldürücü Arjantin tangolarını dünya haritasının üstünde Boca Juniors forması ile dolaştırmaya başladı.

Bu lokal dans ve pistler, dünya futbol istihbaratını öyle etkiledi ki Diego Maradona’ya Arjantin küçük geldi ve atalarının ülkesi İspanya’ya uçuverdi.

İspanya ve ünlü Barcelona, Diego Maradona için, futbolda en etkili romansları çaldığı bir evrensel odeon oldu.

“Diego” ön ismi ikincisinden koparak İspanyol sahalarının çimenlerine düşmüş ve Maradona her yaptığı şeytani hareket sonunda, artık birinci adı ile anılmaya başlamıştı, tribünlerde sadece kendisi için ölmeye hazır kalabalıklar indinde…

“Tanrı, tanrımız…”
Çünkü “Diego’yu İspanyolca’dan Türkçe’ye çevirirseniz o lafı oturtmanız lazım tam karşısına…

***

İspanya ve Barcelona’dan sonra başka bir Akdeniz ateşine düştü Diego Maradona…

İtalya ve Napoli, Diego Maradona’nın “bir adamın her takıma karşı” vereceği bireyler futbol savaşının son görkemli şatosu oldu.

Güney’deki Napoli ile İtalya’nın kuzeyindeki şehirler arasında tarihsel bir çekişme vardı.

Napoli, mafyası ile Kuzey’deki İtalyan kentlerinin hem kabusu idi hem de akıl almaz gelirlerinin ortağı…

Napoli, müzik dünyasına bir Peppino di Capri, Napoli, evrensel sinema perdelerine Sophia Loren armağan etmişti de, Napoli takımı ancak demir parmaklıklarla futbol seyirciliği hapislenebilen kendi hemşehrilerine 60 yıldan beri, bir tek İtalyan Ligi Şampiyonluğu verememişti.

Napoli’ye, bu 60 yıldır yakalanamayan unvanı bir tek ilah getirmişti sonunda : Diego Maradona…

Napoli bu büyük başarıdan sonra günlerce bir Rio Karnavalı’na benzer cinnet dekoruna bürünüyor, insanlar hem sevişiyor hem birbirlerini öldürüyor, şampiyonluk, kriminal tabloda şimdiye kadar görünmeyen kabarıklıkta bir keyif intiharlarının cesetlerini öteye beriye döküyordu.

Napoli il genel meclisinin birtakım üyeleri daha ileri giderek, oturumlara yağmur gibi takrirler akıtıp bu tarihi şehrin adının şöyle değiştirilmesini istiyorlardı.

Maradonapoli…

Tek düzeli bir meslekte en doruğunu yıllaca yapmış Maradona, bundan sonrasında futbol yapmalarına sıkıldı galiba…

Futbolda vites küçültüp, başka bir kılıkla toplum hayatının arkasına karıştı.

Toplum menüsünün her tabağından bir kaşık aldı. Karı yerine metresleri oturttu yürek kanepesine…

Sigarayı içki, içkiyi kurular takip etti. Esrar, eroin, kokaini hem kullandı hem, polis delillerine göre, taşıdı.

Futbol sahalarının ilahı değildi Maradona artık, İtalyan narkotiğinin tutup kafese kapadığı bir may-i hülyalı kuştu galiba…

Hapishane parmaklıkları, bir kruvaze ceketin gölgesi gibi düşmüştü, Maradona’nın vücudunun üstüne…

Girdi çıktı “dama”… Yeni futbol formaları denedi. İspanya’ya geri döndü. Sevilla ile ikinci yeniyi denedi, yine postalandı okyanus ötesine…

Arjantin’e döndüğünde kendisi hakkında ham ahlat kelimeler bulan basın mensupları ile evinin bahçesinde av tüfeğiyle bir hesaplaşmaya girdi Maradona ; 6 kişiyi yaraladı.

Yargılanıyor şimdi Arjantin’de…

Kriminal Maradona’dan şimdi herkes nefret ederken, bir kişi eski ilahının yanında…

Arjantin milli takımının teknik direktörü Alfio Basile…

Bu adam Amerika finalleri için bir yandan takımını hazırlarken, en büyük ilgiyi ve insan titreşimlerini Maradona’ya fırlatıyor.

Çünkü biliyor ki Alfio Basile, saçının telinden ayak tırnağına kadar futbolcuoğlu futbolcu olan Maradona’nın mazisi ve ezilmişliğinden %30’a yaklaşan bir dirilik çıkarırsa, yeni dünyadaki finalin tüm oyun dengelerini altüst edecek.

Daha şimdiden 10 kilo düştü Maradona… Alfio Basile 34 yaşındaki benzersiz krampona moral veriyor. “Seninle birlikte dördüncü dünya kupası finali” diyor Maradona’ya…

İyi ki olay bizim Bab-ı Ali’deki mezbaa takımının çok dışında cereyan ediyor.

Futbolcunun hangi adele rönesansından geçmesi gerektiği konusunda habersiz olanlar, teknik direktör denen zatın hangi insani inceliklerden geçmiş bir filozof olması icap ettiğine aldırmadan, Maradona ve Alfio Basile isimli et yığınları karşısında, kasaplık duyguları kabarıp şöyle bir komut verirlerdi, mutlaka…

“Yap bir kilo kıyma bunlardan…”

İSLAM ÇUPİ
(29 Mart 1994, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.