The End


15..05.1994'de ligin son maçında Fenerbahçe'nin İzmir'de Karşıyaka'yı 4-0 yendiği maçın yazısıdır


Drama gücü yüksektir, şampiyon olacağın veya ikincilikte kalacağın böyle maçları oynamak…

Hele kazansan bile, başkasının kazanması halinde yine ikincilikte kalacağın bir son lig oyununu oynamak…

Fenerbahçe, İzmir’in Atatürk Stadı’nda Karşıyaka önünde hem kendisinin kazanıp hem Galatasaray’ın puan kaybetmesi gereken; paranın bir yüzü kendisinde öteki yüzü rakibinde olan şampiyonluğu çift kumarlı bir son maçı oynuyordu.

Kolay değildi böyle bir top mesleğini icra etmek…

***

İzmir’in Atatürk Stadı silme Fenerbahçeli ile dolsa da kolay değildi.

Fenerbahçeliler yeri göğü bir kanarya şakıması ile tıka basa notalasalar, tüm Ege’yi İzmir’de bir Fenerbahçe kolonisi yapsalar, tüm lig şartları maçın başında Karşıyaka’yı toprağın içine gömse de, kolay değildi bu maçları oynamak.

Çünkü Galatasaray’ın elinde, hem de İstanbul’da istediği gibi eğip bükeceği, şampiyonluk çıkarmalarını rahatlıkla yapacağı bir maçı vardı.

Tüm ön avantaj kalkanlarını kaybetmiş, arenada aslanın önüne atılmış bir fare görüntüsü veren Bursaspor, şayet bir beraberlik mucizesi için onbir hızır bulamadıysa, Fenerbahçe’nin İzmir’de Karşıyaka önündeki her türlü mucize ve falcılık çırpınışları, yine lig ikinciliğinde bırakacaktı kendisini…

Galatasaray’ın berabere kalıp veya kaybetmezse, kendisini ikincilikten şampiyonluğa taşıyacak hiç bir zafer kanatları olmayacaktı Fenerbahçe için.

***

Fenerbahçe, tarihinin en dramatik maçına top yuvarlıyordu İzmir’de…

İstanbul’daki maçta Hakan’ın golü ile 1-0 ileriye geçen Galatasaray’ın, sahada oynayan Sarı-Lacivertli takımın ayaklarına hangi tutkalı sürdüğü belirsizdi, ama Fenerbahçe trübünlerinde hemen biten coşku, bir mevsimdir süren şampiyonluk ihtimalinin gönülden çıkıp çimene düşmesiydi aslında…

İsterseniz bir an Karşıyaka-Fenerbahçe maçının taze görüntülerini bırakıp, gidelim ligin başlangıçlarına…
İkinciliğe gelip şampiyonlukta Galatasaray’ı geçemeyen Fenerbahçe’nin bu sıçrama eksikliğinde hangi jimnastik zaafları vardı acaba ?

Son üç – dört maç hariç, Fenerbahçe’nin ayakları ile kafasından hiç çıkmayan savunma titizliği ve bu konuya şartlanan tüm takım…

Osieck ve Fenerbahçe, lig boyunca, birbirlerinin tüm ofansif kişiliklerini bitiren, yaratıcılığını iğdiş eden duvarcı ustalığı rolüne soyundular.

Osieck’in, savunmanın en çok ofansa açılma boğazı olan defansın orta yerine, Wagenhaus gibi kaskatı ve teknik yapısı çok ham olan birisini bulup dikmesi…

Uche gibi defansın her türlü sökük ve yırtığını büyük bir terzi gibi diken Afrikalı’dan Fenerbahçe’nin bütün yıl istifade edememesi. O’nu Galatasaray ve Kocaelispor gibi birinci önemde olan oyunlarda oynatamaması…

Dereağzı’nda bir yıl eşofman içinde tutulan Kemalettin’in büyük bir orta saha madeni olup Fenerbahçe’nin şampiyonluk ateşinde büyük bir körük olacağının geç keşfedilmesi…

Osieck’in teknik direktör olarak bir yıllık seyir defteri içinde bir risk adamı, bir geniş düşünce adamı olamamasının, takımın üstüne düşürdüğü inanç ve güven eksikliği..

Fenerbahçe – Karşıyaka maçının sonu mu ?

Fenerbahçe, son deplasman oyununun galibi olmasına rağmen, ikinciliği aşıp şampiyon olamamış bir lig büyüğü olarak üzgündü.

Maçı kaybedip kümede kalma ihtimalini de kaybeden Karşıyaka ağlamaklıydı.
Futbol bazen çok acımasız ve zalim olur. İki cenaze birden çıkarır sahadan ve bunları taşıyacak cemaat bulunmaz.

İSLAM ÇUPİ
(16 Mayıs 1994, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.