F.Bahçe; eski adam eski dram

Bilinmeyen kafaların, marifetli olmayan ellerin, kendi bünyelerini hamurdan başka kalori ile doldurmasını bilmeyen vücutların, Fenerbahçe tarihinden yaprak yaprak sararıp çıkması gerekiyor, artık…

Kendi şerefli geçmişinin en komalı dönemini yaşayan Fenerbahçe’de, bu baykuş makedinin oluşmasına sebep olan ne kadar insan varsa şunu artık anlamalıdır ki, bulundukları yer bir otobüs durağı değildir ve bekledikleri şey hiç mi hiç benzinli araç değildir.

Bir takım insanlar eğer bir takım yerlere gitmek için bir belediye durağında otobüs bekliyorlarsa, orada durma özgürlüğüne de sahiptirler, bir yerden bir yere gitme hürriyetine de…

Ama bir takım insanlar, bir yerden bir yere gitmek için belediye durağında otobüs bekleyen sade vatandaşlar değil de, büyük Fenerbahçe’yi bir yerden alıp bir yerlere götürmek gibi, çok ağır çok şerefli çok yükümlülük isteyen bir görevi almışlarsa, Türkiye’de 25 milyon Fenerbahçeli’nin kendilerine çok önemli gözlerle bakacaklarını bilmek zorundadırlar.

* * *

Fenerbahçe kulübünü idare etmek ne bir apartmanın mazotunu suyunu temin etmek yöneticiliğidir, ne bir bakkal dükkanının soğan ve patates aksesuvarını yerli yerine koyma becerisidir, ne de kimse eleştirmediği için kendi işinize bulamaçladığınız otorite kapris ve keyif potburisidir..

Fenerbahçe kulübünü yönetmek, Türkiye’de sade vatandaşlıktan çok ötede, bir takım yetenekler ve değişik özellikler ister. Bu yetenek ve değişik özellikler kataloğunda liderlik vardır, kitleleri inandırma ve peşinden sürükleme yetisi vardır, Türkiye ve dünya görüşüne sahip olma vardır, iş sosyal ve politik yaşamda itibar vardır, yabancı dil bilme genişliği vardır, karizmatik bir kişiliğe kavuşmuş olmak vardır.

Oysa 6 yıldan beri Fenerbahçe’yi yönetmek için seçilen başkan ve idareciler, bırakın bu özelliklerin total insanı olmayı, yapılacak kulüp kapısından içeri girip girmeme testinde, çoğu veto yiyecek kişilerden teşekkül ettirilmişlerdir.

Bir belediye durağında vasıta beklemek başkadır Fenerbahçe kulübünü beklemek başka…

Bir yerlere gitmek için, bir belediye durağında cebinde parası varsa her vatandaşın otobüs beklemeye hakkı vardır. Ama bu insanlar, Türk futbol durağında belediye otobüsü yerine Fenerbahçe gibi bir anıtı bekliyorlarsa, her bakımdan “vatandaş üstü” bir konumda ve spesiyalitede olmak zorundadırlar.

Parası epey sıfırlı bulunanlar, grupların rakılı ziyafetli mali denetiminden geçenler, isimleri kulüp kongrecileri tarafından sarı lacivertli telefon rehberinden alınanlar, başkan ve yönetici olmuşlardır. Fenerbahçe’ye…

Ama bu definecilik usulü ile bulunan isimler,  son altı yıldan beri Fenerbahçe’yi tarihinin en ağır bunalımına soktuğu gibi, bu kulübü “gelecek“siz bırakacak bir rotaya oturtulmuştur.

Cemiyetlerin, boyu ne kadar olursa olsun kulüplerin, faaliyetleri onlara mensup olan insanlar tarafından yürütülür.

Hizmet doğru gittikçe hizmet veren oldukça o insanlar başımızın tacıdır. Ama tersi olduğunda, ayni kişilerin cemiyet içinde kalıcılıkları önce tenkitlere uğrar,ısrar halinde ise bunların tasviyesi için, başlangıçta ılımlı arkasından şiddet yolları kullanılır.

* * *

Bir ülkede insanlar emek ve hizmetlerini hangi birime adamış olurlarsa olsunlar, hiç kimse hiçbir yer için vazgeçilmez değildir.

Her möble yapan yerli marangoz, ünlü Fransız ata sözünü bilir herhalde…

Masadan mutlaka zamanında kalkmasını bileceksin

İstifa, insanlar için ihtirastan çok daha iyi ve yüce bir erdemliliktir.

Fenerbahçe’nin son altı yıldır içine düştüğü bunalım, eğer bu kulübün yarınlarını feci çıkmazlara doğru sürüklüyorsa, – ki öyle görünmektedir – bunun kaçınılmaz ve tek çaresi, toplu istifadır.

Başkan, yönetim kurulu, teknik direktör, futbol heyeti ve kulübü dünkü büyüklükten bugünkü perişanlığa getiren ve kendilerine grup adı verilen örgüler, yazılı bir feragatnameyi  “namus sözü” ile imzalayarak, sarı-lacivertli sahneden çekildiklerini açıklamalıdırlar.

Bugüne kadar başkanlık yapmışlar, yönetim kurulu iskemlelerine oturmuşlar, grupçuluk adı altında sandık zaferlerin taktik atmışlar, çocuklarına torunlarına anlatacak çok şeyi biriktirmişlerdir, bu şerefli çatı altı sayesinde…

Bundan sonra bu insanların ne alacakları kalmıştır Fenerbahçe’den, de de verecekleri bir şey…

İstifa, bu insanlar için bundan sonra kulübe yapacakları en büyük iyilik ve Fenerbahçeliliktir.

Yöneten insanların yönettikleri şeye, beyin olarak şahsiyet olarak aksiyon ve büyüklük olarak verecek şeyi kalmamışsa, toplu istifa kişiler için en tutarlı ve şerefli feragat imzası demektir.

6 yıldan beri, böyle bir küçüklüktür, Fenerbahçe artık…

Ne takımı vardır ortalıkta, ne teknik direktörü ile futbol heyeti… Sıçra ötelere… Başkanı yönetimi, grupları grupçuları da yoktur, Fenerbahçe’nin…

Fenerbahçe’nin her şeyi ile oynayan her şeyine hakim,5- 10 adamın yarattığı 40 yıllık oligarşiyi sürdürmeye tahammül yerine, yeni insanlara yeni demokrasiye yeni soluk ve pencerelere ihtiyacı vardır, artık…

Fenerbahçe’nin yeni bir adamlar sanayiine, yeni birikimleri yaratacak düşünce dinamiklerine, kulübe bir veche değişikliği ve modernleşme getirecek büyük soluklara ihtiyacı vardır, bundan sonra…

Hiçbir yere sürtmemiş, hiç bir oy’a sırnaşmamış, hiçbir grup çanağına düşmemiş, 10 adet yeni adam gibi adama…

Mevcut insanların bundan sonrası, daha çok zarar, daha çok tehlikedir, çünkü…

Ressamlar ve oligarşistler, batan akşama, gruba ve kızlara meraklıdır.

Ressamların yaptığı kızıllık, insanlık tarihi boyunca klasikleşmiş ve şaheser etiketi ile dünya müzelerine girmiştir.

Oligarşistlerin kızıllığı ise her zaman tehlikelidir.

Topla tüfekle ve tankla, yapıldığı ve yaptırıldığı için…

İSLAM ÇUPİ
(04 Ekim 1994, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.