Futbolun ölümü

AVRUPA TV’lerinin ekranları arasında bir ısrarlı “zapping” çıktığında, futbol topunun bir halsizliğe doğru yuvarlandığını üzüntü ile görüyorum.

Arkasına hangi hızlı kural değişikliklerini koyarsak koyalım, arkasından hangi sağlık “tam – tam“larını çalarsak çalalım, Avrupa kıtası için eskimektedir, futbol…

Bu eskimek her geçen gün canlı hücre dökümünü hızlandıracak ve bir tarihte ölecektir, Avrupa için futbol…

Avrupa ülkelerinde zaman aralıkları ile genç nüfus arasında yapılmış anketler, futbolun artık birinci derecede tercih edilen spor olmadığını ortaya koymaktadır.

Dağ ve deniz kavramı, genç sağlıklara hem bünyesel hem heyecansal yeni boyutlar kazandırdığından “spor yaşı” bu branşlara yönelmekte, eski amatör kollar en az profesyonel futbol kadar para ürettiği için, çocuk tercihleri o taraflara sapış göstermektedir.

* * *

Yetişme” diye tarif edilen bir bilimi, sadece bir etimolojik kuruluk olarak almayıp, onun , bütün zahmet etaplarını bilen eğitimciler, her zaman öne sürdükleri bir “insan kanunu“nu, günümüzde de tekrarlamaktadır, sık sık…

“Bir atlet, bir basketbolcu, voleybolcu, boksör, bisikletçi, halterci vs’yi yetiştirmek daha kolaydır da, süper bir futbolcuyu yetiştirmek o kadar kolay değildir”

Bugün Avrupa TV’lerinin hangi bakir futbol ormanlarını “zapping“lersek “zapping“leyelim, hiç bir ülkede, 1950 – 60 döneminde olduğu kadar, “büyük futbolcu” zenginliği yoktur.

Macaristan’da Puşkaş Koçsis Bozjik, Avusturya’da Ocwirk Hannapi Zeman, İtalya’da Parola Lorenzi Boniperti, Fransa’da Kopa Fontaine Vincent, İngiltere’de Greaves Mathews Dennis Law, İspanya’da Gento Di Stefano Suarez var mı?…

Türkiye’de Lefter’in, Metin Oktay ve Şükrü Gülesin’in olmadığı gibi…

* * *

1960’tan sonra Avrupa futbolcu tipinden zerafet teknik birikim ve estetik çıktı, yerine kuvvet dayanıklılık çabukluk diye özetlenecek fizik bulgular yerleşti.

Futbolcunun sadece vücudunu üst düzeye çıkarma, buna karşılık onun beynini ve ayaklarını, çorak bırakmaya dayalı bu yeni üretim tipi, 150 yıldır bu dünyanın en çok seyirci çeken en görkemli oyununu, müthiş bir kuruluğa,ışıksızlığa sürükledi, yavaş yavaş…

Günümüz futbolunu yazan kalem ordusunun yeni edebiyat raflarına yeni misafir diye kabul edilecek bir yumuşak yorum yerine, sahalarda baktıkları şeye “çimen savaşı pres harbi ikililerin kavgası koşu finişi” diye bir silah koleksiyonunu asmaları, bu oyunun sahnesine oturtulmuş bir yozlaşmanın bir çürümenin son deklanşörleridir, aslında…

Futbolun sanatsal yönünün idamı, 1968’de Frankfurt’ta kurulan bir makina darağacı  ile gerçekleştirildi.

Bütün zamanların bütün dünyanın en iyisi Pele, bu makinaya sokuldu ve tüm fizik verileri tesbit edildi.

Çıkan rakamlar ve sonuç feci idi, makinaya göre…

Pele bu fizik bulguları ile Alman ikinci liginde bile oynayacak bir “futbol sağlığı“na sahip değildi.

Pek bu ölçümlerden sonra, hem makina ile hem dünya ülkeleri ile futbol mizahına ölümsüz hikayeler yazmaya devam etti de, Alman icadı demir araç, Avrupa futbolunun ipini çekti.

Pele’nin büyük futbolculuğunu reddeden makina, ondan sonra sucuk ve salam seri imalatı ile Avrupa’nın bu oyundaki büyük rönesans ve şiiriyetini yok edip, yerine bir mezbaha koydu.

* * *

Avrupa ve Türkiye, süratle beyni olmayan ayakları sadece “koşu” kültürüne şartlanmış bir Herkül resmi yapmaktan vazgeçmeli, 1950 yılındaki büyük futbolcu yaratmanın bıkmaz zahmetlerine girmelidir.

Fiziki makinalara çocuk sokup, öteki tarafından sucuk salam yığınları çıkarmamalı, bu potansiyeli bir heykeltraş gibi yontup biçip, ortaya bir futbolcu şahaseri çıkarmalıdır.

Fizik adam” tipi Avrupa ve Türk futbolunu seyredilmez bir eser haline getirmiştir, çünkü…

Üretimde kalite derinliğine gidilmez ve bu oyunun bu günkü görünüşü Tv’lerin vaz geçilmez tefrikası olacaksa, çok çabuk eskiyecek ve sonunda ölecektir.

Hem Avrupa’da, hem Türkiye’de…

İSLAM ÇUPİ
(22 Kasım 1994, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.