Deplasman gecesi


29.01.1995'de Fenerbahçe'nin Ankaragücü'nü 3-2 yendiği maçın yazısıdır.


Fenerbahçe, teknik heyetini de yönetimini de değiştirse oynanan futbolu değiştiremiyor.

Dün gece başkentte Ankaragücü ile oynadığı lig maçında madalyon bir Fener’e güldü, bir de Ankaragücü takımına…

Fenerbahçe, vücudunu kullanmasa bile kafasını çok iyi kullanan Aykut ile oyunun topluca oynanmadığı sürede 2-0 öne geçmişti.

2-0 öne geçen bir takım eğer büyükse,eğer lig şampiyonluğuna oynuyorsa bu maçı bu gollerle bitirecek bir ustalığın ekibi olmalıydı. Fenerbahçe Aykut’un gecesi ile 2-0 rakibin önüne geçtiği bir başkent elektriğinde sonradan bir takım voltaj çarpmalarına uğrayıp bu maçı sıkıntılı bir skorun içine hapsetmemeliydi.

Ankaragücü 2-0 yenilgiye düştükten sonra moralini sadece Fenerbahçe defansındaki pozisyon ve yerleşme kaosuna bakıp bu kadar korkunç derecede kabartmamalıydı. Ama Fenerbahçe defansı altı yıldan beri lig tablosu içinde öyle bir güvenoyu cılızlığı ortaya koymuştu ki rakipler maçın içinde skor olarak ne kadar ümitsizliğe düşerse düşsün yine o savunmanın içindeki skoru eşitlemek için ümit meyvaları toplayıp duruyordu.

Fenerbahçe’nin 2-0 öne geçtiği Ankaragücü maçında sonradan defansın çok kolay bıraktıkları nimetler Ankaragücü’nün düşen maç temposunu ideal seviyeye çıkartacak ve beraberlik aslında beklenen bir görüntünün tabii sonucu olacaktı.

Fenerbahçe’nin değişen yönetimle, değişen teknik heyetiyle ligde ve kupada kat edeceği yol konusunda asfalt yığınağı yapan, bir sürü laf eden sermayedarlar bir tek gerçeği söylemek istemediler.

Herşeyin kapalı olduğunu zannettiğimiz oyunlar bir kahraman çıkarır, Ya iç maçlarda ya deplasmanlarda. Dün gece Ankara’da şeytani zekası ile ayaklarını 2-0’lık Fenerbahçe saadetine götüren Aykut, maçın bittiği zannedildiği anda bir karambol golüyle Fenerbahçe’yi galibiyete taşıdıysa bunu dün gecenin mucize adamı olarak yorumlamakta fayda var ama ilerideki maçlar için Fenerbahçe’nin nurlu ufuklarına fırça atacağı bir ressam diye görmemek gerek.

İSLAM ÇUPİ
(30 Ocak 1995, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.