Kolay oyun


12.8.1995'de oynanan Fenerbahçe'nin Karşıyaka'yı 4-0 yendiği sezon açılış maçından sonra.


KARŞIYAKA’nın  İstanbul’a getirdiği futbol ayak tabanından başlayıp saçının teline kadar uzanan, “defans adamları” oyunu değildi.

Fenerbahçe’nin öyle bir rakip önünde, “kolay oynayacağı bir saha“, futbola istediği gibi kumanda edeceği, gizli düğmeler bulacağı muhakkaktı.

Ama kendisine hiç ‘defans zahmeti‘ verilmeyen böyle bir oyunda Fenerbahçe’nin sonuca giderken bir sürü  dönemeçlere girmesi, takımın “tam hazır” olmadığının göstergesiydi.

Bir kere oyun ideal bir çabukluk seviyesine ulaşamadı,Fenerbahçe paslarındaki değişkenlik, bolluk ve isabet yüksek dozda bir çizgiye varamadı.

Arada sıradaki flaşlar hariç” Fenerbahçe takımı, sahanın kenarlarını verimli ve öldürücü kullanamıyor, bu eksiklik ortadaki  kalabalığı taşlaştırıyor, gol yollarının tıkanmasını ve iki takımın birbirlerine çarpmasını hazırlıyordu.

* * *

Tribünlerin bir türlü ısınamadığı “talihsiz üçlü ” İlker, Kemalettin ve Feyyaz’da hepimizin bulamadığı ama Parreira’nın bulduğu kerametler mi vardı yoksa ?

İlker top kullanırken ürperip tek bir “uzun kanat deparı” atamıyor, Kemalettin iyi başladığı oyunun “teknik kareleri” geldiği zaman bir anda yetersiz kalıyor, Feyyaz ise Fenarbahçe’ye transfer olduğundan beri içine girdiği ‘donukluk kafesini” parçalayıp, oyun hürriyetinin tadını çıkaramıyordu.

Defans sabıkası olmayan bir maçı  Fenerbahçe gerileri kusursuz taşıyor, Tayfun ciğerlerini sahanın her yöresine “mümbit bir Fenerbahçe gübresi” gibi döküyor, Boliç bir usta ilk golle Karşıyaka’nın farklı yenileceğinin sinyellerini veriyor, Oğuz usta ikinci devreye sakladığı büyük golü de ve özellikle Tarık bu oyunun içine dilediği maharet ve şaşırtmacılığı koyamıyordu.

* * *

Bülent’in ikinci devre oyuna girişi, hemen getirdiği olağanüstü güzellikteki kafa golü, oyuna Fenerbahçe adına diri ve seyredilen bir manzara seriyor, devreler arası “görüntü kifayetsizliği” Sarı – Lacivertli takımın son 45 dakikadaki “şaha kalkışı” portresini çiziyordu.

Futbol “ilk 45 dakika uyumak, ikinci 45 dakika azmak”  gibi keyfe göre senaryosu yazılan bir oyun değildir.

Karşıyaka oyunu “bir devre istirahat eden, ikinci devre azılan” bir maçın  müsamahasını taşıyordu, ama lig uzun ve her dakikası dikenli ve belalı bir maratondur.

Fenerbahçe istediği dakika değil, oyunun her anında saha içinde olmalıdır.

İSLAM ÇUPİ
(13 Ağustos 1995, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.