Kahramanlar gecesi


22.10.1995'de Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı 3-1 yendiği maçın yazısıdır.


DÜN Fenerbahçe Stadı’nda Galatasaray – Fenerbahçe maçında bir kahraman manga vardı.

Fenerbahçe adını taşıyan kahraman manga bu ezeli rekabetin 90 yıllık tarihine yeni bir zafer yaprağı ekledi.

Rüzgarı önüne alan Fenerbahçe kuvvetli yelin topu zaman zaman Galatasaray’a bırakmasına rağmen zemine koyduğu Şeytanlar ve şeytanlıklarla Galatasaray’ı avantajlı olduğu dakikalarda maçın dışına itti.

İğne ile oynayan muhteşem Oğuz’un zeminin her noktasına koyduğu dikkatli gözler pas olarak Galatasaray defansının üstünde arka arkaya facialar oynanmasına sebep oluyordu. Transfer edildiği günden beri oynar mı, oynamaz mi diye bir sürü spekülasyonlar yapılan Atkinson, sanki 11 İngiliz sahalarında derbi yapan bir tay gibi Sarı – Kırmızılı defansın aralarındaki eşape paslarla slalomlar yapıyor ve birinci devrede attığı üç golle Fenerbahçe’nin yabancılar tarihinde Galatasaray’ı safdışı eden bir siyah hayalet mertebesine çıkıyordu.

Fenerbahçe’deki kahramanlar sahanın her tarafına serilen bir San – Lacivertli albüm gibiydi. Orta sahada Tayfun’un sahanın sol tarafındaki organizasyonu çalışma temposu ve köprü vazifesi birinci sınıftı. O’nun tam karşısındaki bölgede çalımlı bir Tank, kısa mesafelerdeki çok çabuk bir Tarık, Fenerbahçe tribünlerine hem Fenerbahçeliliğin keyfini sürdürüyor, hem de takımının dripling açığını kapatıyordu.

Ya İlker’e ne demeli ? Sahanın her tarafını toplu ve topsuz dolaşan her savunma korkusunu söndüren, her Fenerbahçe’nin atağa çıkışında gerekli her hücum aksiyonunda görevini kusursuz yapan İlker, adeta mevsim başından beri her yazarın kendisine gönderdiği kötü cümleleri bir maçla silen adamdı.

Galatasaray’ın topla daha çok oynadığı birinci devrede, rakibinin üstüne daha çok geldiği ilk devrede üç gol yemesi herhalde derme çatma kurulan üçlü bir defansın eseriydi. Mert, Bülent ve Bekir’den kurulu en arka üçlü çok sık üstüne gelmeyen Fenerbahçe forvetleriyle ilgili bütün savunma paratlarını olacak ki, üç korner bir penaltı derecesine üç eşape Fenerbahçe markasıyla Atkinson’dan üç gol yedi.

Souness Arif’i nasıl kenarda tutuyordu ? İki Kule Hakan ve Saffet’ten nasıl bir forvet etkisi bekliyordu ? Mert’in bütün maç defans zaaflı oyununa nasıl tahammül ediyordu ?

Bunlar Galatasaray kulübünde ve soyunma odalarında konuşulacak ve kararı onların vereceği bir Sarı- Kırmızılı meseledir. Ama dün bir kere daha görüldü ki, küçücük bir seyirci kitlesinin desteğini bile alamayan Galatasaray bütün takımıyla yavaş yavaş Fenerbahçe zemininde buhar oluyor ve Ankara’dan getirdiği siyasi yazarların gözyaşları arasında ligin başka bir ezeli randevusunda buluşmak üzere Kadıköy’e çok hüzünlü eller sallıyordu.

İSLAM ÇUPİ
(23 Ekim 1995, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.