Hücre oyunu


09.12.1995'de Fenerbahçe'nin Trabzonspor'u 3-1 yendiği maç sonrası.


İKİ takımın savunduğu ve hücum ettiği sahalar, sanki çok insanın tıkıldığı küçücük bir hapishane hücresine benziyordu.

Serbest ve yaratıcı hareketler kısıtlanmış, insanların oyun hüviyeti sıkı bir takibe alınmış, top ve futbolcuların beraberliklerine müthiş ambargolar konmuş ve iki takım sahayı, kolay adım atılacak bir yeşillik yerine, zor nefes alınan küçücük bir hapishane hücresine  çevirmişti.

Uche ve Högh nefeslerini Trabzonspor ileri ikilisinin ensesine doğru çevirmiş, aynı tavırdaki Osman ve Cengiz, Fenerbahçeli Atkinson ve Boliç’in arkasına bir gölge gibi düşmüştü.

Fenerbahçe’nin oyun satrancını kuracak Oğuz’un taş hünerlerinin karşısına Tolunay zebellah gibi dikilmiş, Trabzonspor’un orta saha sol ucundan belalı ofans çıkışları yapacak Abdullah’ın koşu ve teşebbüs alanlarına, genç ve hırslı oyunun kahramanı Tayfun barikatları konulmuştu.

Bu oyunun dakika dakika gizli işler görecek Trabzonsporlu Soner ve Ogün’ü, Fenerbahçeli Kemalettin ve Bülent’i, bu markaj tarımının ağır işçileri olarak rakiplerin sahaya dikeceği sonucu etkileyecek fideleri imhaya memur edilmişlerdi.

Yılın maçının iki takımca sahaya indirilen stratejisi belliydi artık… Oyunu başladığı gibi bitirmek…

Çamlıca’dan kopup zemine inen soğuk ve dondurucu rüzgar, iki takımın niyetlerine müspet veya menfi hangi üfürükleri atacaktı ?…

* * *

İki takım sahayı bir futbol alanı genişliği yerine, dar bir hapishane hücresine dönüştürünce, topla giden adam yerine durduğu yerde topa vuran adam gündeme gelecekti.

Tayfun, Fenerbahçe’nin orta sahadan vurmayan takım unvanını, kaldırıp olağanüstü bir gol atınca, Trabzonspor daha iyi oynadığı esnada niye aşırı sertliğe girmişti acaba ?..

Bir maçın kaybedilmesi yarın öbür gün liderliğini yitirmesi Trabzonspor’u  bu kadar açık bir sertliğe itecekse, Türkiye’de futbol barışı nasıl sağlanacaktır ? Sarvan’ın kırmızı kartından kural dışı bir müsamahayla kurtulan Tolunay’ın Högh’e attığı kafa darbesi, Trabzonspor’a bir usluluk ve serinkanlılık getirecek yerde, Karadeniz takımının bir sarı kart sağanağına tutulup Osman’ı feda etmesi anlaşılır bir oyun kabadayılığı değildi.

Fenerbahçe en final diye nitelendirilebilecek bu oyunda hem vücudunu hem aklını saha ve rakibi üstünde daha iyi kullandı. Trabzonspor oyunun çoğunluk dakikalarında Fenerbahçe’den daha insiyatif sahibi görünmesine  rağmen sonuçta Samsunspor’un akibetine uğrayan bir iddiacı oldu, Kadıköy’de.

Oyunun ikinci  yarısının son yarım saatinde Fenerbahçe’nin üstüne giden on kişilik Trabzonspor, ileri oynamanın en büyük cezasına hakim görüntülerle maçı götürdüğü esnada Atkinson ve Kemalettin’in sayılarıyla Kadıköy’de ummadığı bir mağlubiyete sürüklenmişti.

İSLAM ÇUPİ
(10 Aralık 1995, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.